ASAYIŞ

Evinin önünde kendisine araba çarpan Diyar felç kaldı, annesi adalet istiyor

Başakşehir'de evinin önünde babasını beklerken alkollü olduğu öne sürülen sürücünün çarptığı Zahide Diyar Demirbaş (23), geçirdiği ameliyatların ardından felç kaldı. Ailesi, kazaya ilişkin adalet talebiyle basın açıklaması yaptı.

Başakşehir'de 30 Haziran günü saat 22.55 sıralarında Posta Caddesi'nde meydana gelen kazada, evinin önünde babasını bekleyen Zahide Diyar Demirbaş'a, Barış A. (19) yönetimindeki 34 NPG 872 plakalı otomobil çarptı. Ağır yaralanan Demirbaş, kaldırıldığı hastanede yapılan tedavilere rağmen felç kaldı.

Yaşanan olayın ardından Demirbaş'ın ailesi ve yakınları bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Aile, kazaya ilişkin adaletin sağlanmasını talep ederek sorumluların gereken cezayı almasını istedi.

'KAZA DEĞİLDİ BAŞIMIZA GELENLER’

Açıklamayı Zahide Diyar'ın ablası Eda Yıldırım yaptı. Yıldırım “30 Haziran 2026 Salı gecesi, içimizi yakan, yüreğimizi ateşe atan, hayatımızı karartan bir katliam yaşadık. Kaza değildi başımıza gelenler. Alkol ve uyuşturucunun etkisindeki, sorumsuz bir gencin sebep olduğu dehşet anlarıydı. Edindiğimiz bilgilere göre, gündüz2.00 gibi başlayan araba partisinde alkolün yanında yoğun madde kullanımı da vardı. Üç erkek iki kızdan oluşan beş kişilik arkadaş grubu gün boyu Bahçeşehir Esenkent civarındaydı. Tehlikeli araç kullanılıyordu. Polis kameralarından ve mobese ekranlarından durum tespiti yapılmasına rağmen tedbir noktasında yetersiz kalınıyordu. Yüksek sesli müzik, aşırı sürat, trafiği riske atan hareketler ve beraberinde ağır sonuçlar. Vahşetin ayak sesleri adım adım bize doğru geliyordu" diye konuştu.

‘DİYAR EVİNİN ÖNÜNDE DURUYORDU’

Yıldırım açıklamasına, “Diyar evinin önünde duruyordu. Misafirleri uğurluyordu. Hemen arkasında 8 yaşında ikizlerimiz vardı. Diğer tarafta aile bireyleri. Daracık yola inanılmaz süratle giren Barış, park halindeki araçlara çarptı. Diyar, otomobillerin arasında sıkıştı. Ağır darbe aldı. Gürültü, kaos, panik ve şaşkınlık herkesi şok etkisinde bıraktı. Vücudundaki kırıklar dehşet vericiydi. Kesikler ve aşırı kan kaybı ölüm yaşam çizgisini saniyelere indirgedi. Boğazına isabet eden camlar sebebiyle nefes alamıyordu. Kızımızı en kısa sürede hastaneye yetiştirmekten başka hiçbir şey düşünmedik. Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi'ndeki ilk tespitler, akciğerinin parçalandığı, mesanesinin patladığı şeklindeydi. İç kanaması vardı. Yoğun bakıma alındı. Zor saatler başladı" sözleriyle devam etti.

‘İKİ POŞETTE UYUŞTURUCU HAP, ÜÇÜNCÜSÜNDE TOZ MADDE BULUNUYORDU’

Abla Eda Yıldırım, “Kızımızı hayatta tutmak için uğraş verirken, şüphelinin serbest bırakıldığını öğrendik. Durumu kabullenmedik. Alkol ve uyuşturucu testi istedik. Şahıs,.83 promil alkollü çıktı. Avukatlarımız kanalıyla itirazda bulunduk. Tutuklanmasını sağladık. Zaman ilerledikçe sürecin diğer ayrıntılarına odaklandık. Katliama karışan araç, ağır yaralanma olmasına rağmen, olay yeri inceleme ekibi gelmeden, savcılık talimatı beklenmeden, bulunduğu yerden çekilmişti. Araçtaki beş kişiden üçünün kimliği belirlendi. Diğer iki kişi ortada yoktu. İfadelerine başvurulamamıştı. İzlerini kaybettirmişlerdi. Bu iki şahsın tespiti ve yakalanması için girişim başlattık. Onların da uyuşturucu testlerinin yapılması adına talep açtık. Diyar kızımızı yaralayan araç, hemen ilerideki pick-up araca vurdu ve durdu. Ailemizden bir gencimiz, aracın içini incelemek istedi. İçeriden yoğun alkol kokusu geliyordu. Etrafa bakarken şeffaf poşetler gördü. İki poşette uyuşturucu hap, üçüncüsünde toz madde bulunuyordu. Araştırmayı sürdürürken polis geldi ve poşetleri kendilerine vermeleri gerektiğini söyledi." dedi.

'EVLADIM GÖZÜMÜN ÖNÜNDE ERİYOR’

Anne Mahide Demirbaş, "Evladım gözümün önünde eriyor. Anne ne zaman yürüyeceğim dediği sürece yanında ağlayamıyorum. Ablada onunla beraber büyüdü. Onun da psikolojisi bozuldu. . 'Ayaklarım tutmuyor biliyorum' diyor. Ben bunu nasıl kaldırabileyim. Annelerin hepsine soruyorum. İçim yanıyor. 23 seneni ver çocuğunu büyüt, her pislikten koru ama biri gelsin senin kızına vursun. Adalet istiyorum. Pisliklerini kaldırmaya çalışıyorlar. O avukat ne biçim avukat ki kalkıp kızıma diyor ki, ‘O saatte ne işi var. Kapısının önünde duramaz mı? Herkese soruyorum. 23.00’da olsun 01.00’ da olsun. Kapının önünde de duramazsak biz, kadınlar ne yapalım?” dedi.