Olay, 7 Temmuz günü saat8.00 sıralarında yaşandı. İddiaya göre, 5 yaşındaki Karan Aydınlısoy, okul çıkışında bir arkadaşının ailesinin daveti üzerine evlerine gitti. Müstakil evin bahçesinde bulunan havuzda arkadaşlarıyla vakit geçiren küçük çocuk, bu sırada ateşlenen havalı tüfekten çıkan merminin sırtına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı.
Oğlunun yaralandığını gören baba Cenk Aydınlısoy, Karan’ı kucağına alarak vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna götürdü. Hastanede yapılan ilk kontrollerde, havalı tüfek saçmasının sırt bölgesinden girerek akciğerde hasara yol açtığı, kalbe giden önemli damarların ise hemen yanında bulunduğu tespit edildi.
Yoğun bakımda6 gün boyunca tedavi altında tutulan Karan, bu süreçte çok sayıda görüntüleme ve tıbbi kontrolden geçirildi. Tedavisinin olumlu ilerlemesi üzerine 22 Temmuz 2026 tarihinde hastaneden taburcu edilen çocuğun, vücudunda kalan merminin çıkarılması amacıyla yaklaşık üç hafta sonra operasyon geçireceği öğrenildi.
Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, havalı tüfeği kullandığı belirlenen7 yaşındaki şüpheli gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
‘ORADA KOCAMAN BİR DELİK OLDUĞUNU GÖRDÜM'
Karan'ın annesi Naz Aydınlısoy, "Biz çocukları okuldan aldık ve orada saat8.00 sularında havuza girdiler. Eşim ile arkadaşının babası havuzda bekliyordu. Havuzun kenarında şezlonga oturuyordu. Ben de balkondan çocukların videosunu, fotoğrafını anı olarak çekiyordum. Ben arkamı dönüp telefonu masaya koyduğumda Karan’ın çığlıklarını duydum. Ben Karan’ı önden gördüğüm için sırtını görmüyorum. Kan veya bir şey geldiğini görmüyorum. Şakalaştıklarını düşünüyorum. Eşim 'silah sesi geldi' dedi. Karan’ın arkasından kan geliyor, kan fışkırıyor. Havuz kanlar içindeydi. Öbür oğlum ‘baba havuz kan içinde' deyince Karan’ı havuzdan aldık. Eşim hemen benim önüme koydu. Ben silahı kabul edemedim. Beynim o an kabul etmedi. Elimle o kanı temizlemeye çalışıyorum. Belki havuzun kenarında bir taşa değmiştir, bir yarık vardır diye düşündüm. Kanı temizleyince bir şey göremedim. Bir havlu aldım kanı temizlerken orada kocaman bir delik olduğunu gördüm. Ben o deliği görünce hayatım durdu diyebilirim. Böyle bir şeyi beynim ve vücudum kabul edemedi. Başka bir yerden, hiç bilmediğimiz bir yerden, ben bunu kaldıramadım. Başka bir yerden nereden geldiği belli olmayan bir yerden bir kurşun geldi ve benim çocuğumun sırtına saplandı" diye konuştu.
BÜYÜK BİR TRAVMA
Naz Aydınlısoy, “Karan’la ben arkada oturdum. Eşim arabayı kullandı ve biz yola doğru çok hızlı bir şekilde hastaneye doğru gittik. Tabii Karan arkada ben bir taraftan Karan’ın sırtına tampon yaparken bir taraftan Karan’ın bilincinin kapanmaması için çalışıyordum. Kapanırsa bilinci Karan bir daha uyanamaz diye korkuyordum ve ilk müdahalenin ardından sonra kurşun Karan’ın sırtından girip kemiğini parçalaması ve oradan da kalbinin hayati bölgelerinden geçip akciğere saplandığını öğreniyoruz. Han olayı gördü, Karan bunu yaşadı ama Han bunu gözüyle gördü. Kanları gördü ve devamlı da anlatıyor. Benim kardeşim silahla vurdular, havuz kan içinde oldu. Karan’ın da hep sürekli söylediği şey, “Anne ben hırsız mıydım? Ben kötü müydüm ki bana birisi silahla ateş etti diyor. Ben bunu nasıl açıklayacağım bilmiyorum. Çünkü biz hep polislerde silah olur bizi korumak için diye anlattık. Ama maalesef farklı bir durumla oğlumuzla biz yaşıyoruz. Üzüldüğüm nokta da bunu bir başka annenin yetiştiremediği, anlatamadığı çocuğu bize bunu yaptı. Ben çocuklarımı her şeyiyle iki tane çocuk erkek ya da kız hiç fark etmiyor. Yetiştirmeye çalışırken başka bir anne veya babanın yetiştiremediği çocuğunun cezasını çekiyor ve annesinin de babasının da bu konuda gerekli cezasını almasını istiyoruz. Yaşadığımız fiziken ve psikolojik olarak yaşadığımız durumu ne zaman atlatabiliriz hiç bilmiyorum. Evde yatarken bile anne birisi gelip bize silahla ateş eder mi diyorlar. Büyük bir travma. Bunlar çocuktur unuturlar bilmiyorum ama şu an biz bunu yaşıyoruz. Önümüzde çok riskli hayati bir ameliyat var. Hukuken ve tıbben ne gerekiyorsa yapacağız. Söylenen görüşlerde de hepsi çok riskli bir noktada duruyor kursunu ve acilen ameliyatlar ameliyat olması riski, olmaması daha riski. Kafamız karışık. Ben çocuğumu ameliyat odasına gönderdiğimde nasıl nefes alacağım onu düşünüyorum. Nasıl onu orada yalnız bırakacağım onu düşünüyorum. Umarım en azından ameliyatınız iyi geçer. Çok üzgünüm. Canım yandı. Bir annenin bence en canı yanacağı yer bence evladından canı yanar. Keşke o an ben orada ona kalkan olsaydım da o kurşun bana geçmiş olsaydı. Yavruma gerçekten gelmesi çok canım yakıyor” açıklamasında bulundu.
‘ÇOCUKLARIMIZI GÖZÜMÜZDEN SAKINAN İNSANLARIZ’
Cenk Aydınlısoy “Çocuklar havuza girmişti ama biz tabii ki daha önce orada olduğumuzda o ses vardı. Ama biz tam olarak o sesin nereden geldiğini bilmiyorduk. O ses vardı. Hatta ben ev sahibine sormuştum. Bu ses nereden geliyor. Havalı bir tüfek sesi gibi. Çok şiddetli bir ses. O da bunu bilmediğini söyledi. Sonra çocuklar havuza girdiler. Orada bir yerden tüfek sesi geldi. Oradaki ev sahibine sordum. Dedi ki bunun nerden geldiğini bilmiyorum ama ikimizde bu sesin havalı tüfek sesi olduğuna emindik. Daha sonra çocuklar havuca girdiler. Biz çocuklarımızı gözümüzden sakınan insanlarız. Çocuklara bakarken sohbet ediyorduk. Hiç gözümüzden ayırmıyorduk. O sırada çok şiddetli bir şekilde üç el silah sesi geldi. Bir baktım Karan’ın arkasından kan fışkırıyor. O anı gördüm. O zaman anladım. Hiçbir şekilde vurulma dışında kan öyle akmaz.” dedi.
‘BİZ HİÇBİR ÖZRÜ KABUL ETMİYORUZ’
Cenk Aydınlısoy, "Yapılan soruşturmaya göre bu mermi nereden geliyor. Yandaki villada oturan7 yaşındaki şahıs babasının ruhsatlı profesyonel dürbünlü havalı tüfeğini alıyor ve o gün atış yapıyor. Şu anda Çorlu ceza ceza evinde tutuklu ama tabii ki biz hem ailenin de ceza almasını istiyoruz. Çünkü böyle bir silah ailenin sorumluluğunda olmalı, bunu eve koydularsa saklamaları lazım. Onun eline geçmemesi lazım. En ağır cezayı hem anne babasının hem de bu şahsın almasını istiyoruz. Taburcu olsa da şu anda tabii ki oranın iyileşmesini beklediler. Çünkü bu mermi, kaburgasını kırdı, akciğerini parçaladı ve kalbe çok yakın bir noktada durdu. Bu sebeple şimdi doktorlar kalbin büyümesi gerektiği için, sonuçta 5 yaşında bir çocuk, bunun alınmasının şart olduğunu söylediler. Şimdi 3 hafta içerisinde çok önemli bir ameliyat planlıyorlar, hayati risk olan bir ameliyat. Umut ediyoruz ki bu ameliyattan da sağ salim çıkacaktır. Onlar geçmek istediler, özür dilediler ama böyle bir şeyin ne özrü olur ne geçmiş olsunu olur. Çünkü bu, onların sorumluluğunda olan bir şey, bu oyuncak değil. Akrabası babası adına konuşmak istedi. Ama ben görüşmedim, avukatla sürecimiz devam ediyor. Bundan sonra yasalar ön planda ve avukatlar sadece konuşabilir, biz hiçbir özrü kabul etmiyoruz” diye konuştu.