NASA, Ay'ın Dünya'ya dönük yüzeyinde daha önce kayıtlara geçmemiş 222 metre genişliğinde bir çarpma krateri tespit etti. Bilim insanları, yeni yapının son dönemde Güneş Sistemi’nde meydana geldiği belirlenen en büyük çarpma krateri olduğunu açıkladı.
Uluslararası araştırma ekibinin çalışmalarına göre krater, 2024 yılının nisan-mayıs döneminde bir asteroit ya da kuyruklu yıldızdan kopan parçanın Ay yüzeyine çarpmasıyla meydana geldi. Çarpışma sırasında yaşanan olay Dünya'daki teleskoplar tarafından doğrudan gözlemlenemezken, keşif NASA'nın Ay Keşif Yörünge Aracı (LRO) tarafından elde edilen görüntülerin otomatik sistemlerle karşılaştırılması sonucunda yapıldı.
BENZERLERİNDEN 3 KAT DAHA BÜYÜK
Yeni krater, Ay bilimci Thomas McGetchin'in anısına adlandırıldı. Araştırmacılar, yapının LRO tarafından daha önce tespit edilen benzer çarpma izlerinden yaklaşık üç kat daha geniş olduğunu belirledi.
Bilim insanları, 2009 yılından bu yana Ay'ın yörüngesinde görev yapan LRO'nun arşivindeki geniş açılı görüntüler üzerinde yapılan karşılaştırmalar sayesinde yeni oluşan kraterin izlerini belirledi.
Çarpışmanın etkisini ortaya koyan termal veriler de incelendi. Ölçümlerde, kraterin merkezinden yaklaşık 6,4 kilometre uzaklığa kadar uzanan bölgede Ay toprağının hareket ettiği ve yüzey malzemesinin fiziksel özelliklerinde değişiklik meydana geldiği görüldü.
KAYA VE TOZLAR BEKLENENDEN DAHA UZAĞA YAYILDI
Çarpma sırasında Ay yüzeyinden kopan kaya parçaları ve tozdan oluşan materyalin geniş bir alana dağıldığı belirlendi. Araştırmacılar, saçılan malzemenin ulaştığı mesafenin mevcut teorik modellerde öngörülen alanın ötesine geçtiğine dikkat çekti.
Elde edilen verilerin yalnızca Ay'ın jeolojik geçmişini anlamak açısından değil, gelecekte gerçekleştirilecek insanlı görevler bakımından da önemli olduğu değerlendiriliyor.
AY ÜSLERİNİN GÜVENLİĞİNE YARDIMCI OLABİLİR
Bilim insanlarına göre yeni kraterin incelenmesiyle çarpışmalar sırasında yüzeyde meydana gelen değişimler ve fırlayan materyallerin hareketi hakkında daha ayrıntılı bilgi elde edildi.
Bu bulguların, gelecekte Ay'da kurulması planlanan astronot yaşam alanları ve araştırma üslerinin konumlandırılması ve güvenlik tasarımlarında kullanılabilecek önemli veriler sağlaması bekleniyor.