Türk bilim insanları, halk arasında “yangıç” olarak bilinen amfipoda grubuna ait 4 yeni endemik türü bilim dünyasına kazandırdı. Ege Üniversitesi (EÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özbek öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında keşfedilen türler, uluslararası bilimsel yayınlarla literatüre girdi.
YENİ TÜRLER ERZURUM, KASTAMONU VE İZMİR’DE KEŞFEDİLDİ
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi İç Sular Biyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özbek liderliğindeki ekip, Erzurum’daki Aras Nehri, Kastamonu’daki Sarpunalınca Mağarası ile İzmir’de bulunan Homeros Vadisi ve Nif Çayı çevresinde topladıkları yangıç örneklerini incelemeye aldı. Gerçekleştirilen morfolojik ve moleküler analizler sonucunda bu canlıların dünyada daha önce tanımlanmamış yeni türler olduğu belirlendi. Türler, uluslararası hakemli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerle bilim literatürüne kazandırıldı.
YENİ TÜRLERE BİLİM İNSANLARININ VE YAKINLARININ İSİMLERİ VERİLDİ
Araştırmalar sonucunda Nif Çayı’nda bulunan türe, Prof. Dr. Murat Özbek’in eski yüksek lisans öğrencisi adına “Niphargus gokturki” ismi verildi. Aras Nehri’nde Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nden Dr. Hazel Baytaşoğlu ve Dr. İsmail Aksu’nun ortak çalışmasıyla keşfedilen tür “Gammarus arasensis” olarak adlandırıldı. Homeros Vadisi’ndeki su kaynaklarında tespit edilen türe ise Prof. Dr. Hasan Musa Sarı’ya ithafen “Niphargus hasansarii” adı verildi. Kastamonu’daki Sarpunalınca Mağarası’nda keşfedilen türe de Prof. Dr. Murat Özbek tarafından kızları Elif ve Eda’nın isimlerinden esinlenilerek “Gammarus elifedae” adı verildi.
“BAZI TÜRLER DÜNYADA SADECE BİR MAĞARADA YAŞIYOR”
Yaklaşık 30 yıldır bu alanda çalışmalar yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Murat Özbek, bugüne kadar 24 yeni türü bilim dünyasına kazandırdıklarını ifade etti. Bu yıl yapılan araştırmalarda 4 yeni türün daha tanımlandığını kaydeden Özbek, şu değerlendirmede bulundu: "Bu canlılar karideslere benzerlikleriyle bilinir. Temiz sularda yaşamayı sevdikleri için suyun kalitesi açısından birer göstergedirler. Dağ göllerinden yerin630 metre derinliğindeki mağara sularına kadar hemen hemen her yerde bulunabilirler. Ancak dışarıdan gözle ayırt edilmeleri mümkün değildir, mikroskop altında detaylı morfolojik incelemeler ve moleküler analizler gerektirir. Yeni türler ülkemize endemik türler. Bazı türler sadece bir mağarada var. Dünyada sadece bir mağarada var. Bunların korunması lazım. Çevremize özen göstermemiz lazım. Habitatlarının yok edilmemesi lazım."
BİYOÇEŞİTLİLİK ARAŞTIRMALARINA KATKI SAĞLIYOR
Temel bilimler alanında yapılan bu çalışmaların biyoçeşitlilik açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Özbek, keşfedilen türlerin ilerleyen süreçte enzim araştırmaları ve farklı endüstriyel çalışmalarda kullanılabileceğini söyledi.