EĞITIM

Anne babalara uyarı: Az oyuncak, çok oyun

Ege Üniversitesi’nden Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu, çocuk gelişiminde oyuncak sayısından çok nitelikli oyun ve yetişkin etkileşiminin önemine dikkat çekerek, aşırı oyuncak ve dijital uyaranların dikkat gelişimini olumsuz etkileyebileceğini söyledi

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Ege Bilişsel Gelişim Laboratuvarı Koordinatörü Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu, çocukların gelişiminde oyuncak sayısından çok yetişkinle kurulan nitelikli etkileşim ve oyunun belirleyici olduğunu, fazla oyuncak ve yoğun uyaranın ise dikkat gelişimini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Ege Üniversitesinden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Dedeoğlu, çocuk gelişiminde oyuncak kullanımı, uyaran yoğunluğu ve dijitalleşmenin etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İHTİYAÇTAN FAZLA UYARAN VAR

"Az oyuncakla çok oyun oynamanın modern dünyada ebeveynlerin çocuk yetiştirme süreçlerinde göz ardı ettiği kritik noktalardan biri olduğunu" ifade eden Dedeoğlu, çocukların günlük yaşamda ihtiyaç duyduklarından çok daha fazla uyaranla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Dedeoğlu, uyaranların yalnızca oyuncaklarla sınırlı olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:

"Evdeki açık bir televizyon, sürekli dışarıdan gelen gürültü, ışık veya seslerin çok yoğun olduğu nesneler... Bunlar çocuğun içinde bulunduğu ortamda dikkatini çeken ve daha sonrasında çocuğun dikkat odaklaması gereken durumlarda güçlük çekmesine sebep olan uyaranlar arasında yer alıyor. Çocuğun oyuncaklarla çevrili olması hangi oyuncakla oynayacağı gibi bir karar zorluğu elbette yaşatabilir. Ancak sadece oyuncakların olduğu bir ortamda çocuk tek başına oyuna girişemez. Gelişimin gereği, etrafında onun için bu çevreyi kolaylaştırıcı, ona dikkatini veren birtakım yetişkinlerin, bazen de oyun arkadaşlarının bulunması gerekir. Yani çocuğumuzun odasını oyuncaklarla doldurup 'Hadi git bakalım sen oyuncaklarınla oyna.' demek, o çocuğun o nesneleri kendi gelişimi için olumlu biçimde kullanabileceği anlamına gelmez."

DİJİTAL EKRANLAR ETKİLEŞİMİN YERİNİ TUTAMAZ

Oyuncakta önemli olanın maddi değer değil, kurulan sosyal etkileşim olduğunu vurgulayan Dedeoğlu, "Dünyanın en ünlü futbolcusunun imzaladığı topla tek başına dizinde o topu sektiren bir çocuk mu, yoksa kağıtlarını birleştirdikleri için bir araya gelmiş o topu kahkahalar atarak, etkileşime girerek oynayan çocukların kazanımı mı daha fazladır? Öbürünün elindeki top çok değerli olabilir ama gazete kağıtları veya çorapla yapılmış bir topla kimlerle ve nasıl oynandığı, çocuğun buradan elde edeceği kazanımı artırır" ifadelerini kullandı.

Dedeoğlu, kendi kendine hareket eden, ışıklı ve sesli oyuncakların çocukların zihinsel sürecini pasifleştirebildiğine dikkat çekerek, tek tuşla çalışan oyuncakların çocuğun aktif katılımını azalttığını savundu.

Dijital ekranların gerçek oyun deneyiminin yerini tutamayacağını belirten Dedeoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Oyuncak, etkileşime girilmesi gereken bir şeydir. Siz televizyonda bir şey izliyorsanız onunla etkileşime girmezsiniz. Orada konuşurlar, sorular sorarlar ancak sizden bir cevap beklemezler. Dolayısıyla etkileşimin olmadığı bir yerde çocuk için gelişimin ve ilerlemenin olması mümkün değildir. Kağıt kalemle yazı yazmak ile tablet ya da klavyede yazı yazmanın farklı olması gibi çocuğun elinde tutup hareket ettirdiği, farklı şekiller kurup senaryo geliştirdiği oyunlarla tabletin içerisinde tek boyutlu olarak gerçekleştirdiği şeyler aynı becerileri geliştirmez."