KEMAL ÖZKURT / İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mart Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz yönetiminde, Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren konuk olarak katıldı. Toplantıda konuşan Ozan Diren küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye’nin rekabet gücünü artırmasının yolunun hukuk devleti ilkesi ve öngörülebilirlikten geçtiğini vurguladı. Diren, özellikle hukuk devleti ilkesinin, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin ve mevzuat uyumunun hem Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde hem de yatırım ortamının iyileştirilmesinde kritik rol oynadığını belirterek, bu alanlarda atılacak adımların Türkiye’nin ekonomik güvenilirliğini doğrudan etkileyeceğini dile getirdi.
STRATEJİK BİR SİVİL TOPLUM KURULUŞUYUZ
TÜSİAD’ın 700’ün biraz üzerinde üyesiyle Türkiye’de 4 bin 500 şirketi temsil ettiğini belirten Ozan Diren, "Bu şirketler enerji hariç dış ticaretin yüzde 80’inden fazlasını gerçekleştiriyor. Türkiye’de ödenen kurumlar vergisinin yüzde 85’ini bu kurumlar ödüyor. Kamu dışı istihdamın yüzde 50’sinden fazlasını gerçekleştiren bu yapı, devlet dışarıda tutulduğunda gayri safi milli hasılanın da yüzde 50’sini yerine getiriyor. Dolayısıyla Türkiye açısından önemli ve verimli kurumların olduğu, stratejik bir sivil toplum kuruluşuyuz" diye konuştu.
DÜNYA BİR ENERJİ ARZ ŞOKUNA İLERLİYOR
Küresel ekonominin belirsizlikler ve çatışmalarla şekillendiği bir dönemden geçildiğini vurgulayan Diren, "Dünya yeni bir denge arıyor ancak o denge henüz kurulmuş değil. Biz, dengelerin yeniden şekillendiği bu dünyada; sanayi altyapımız ve Avrupa ile entegrasyon kapasitemiz sayesinde pozitif ayrışabiliriz. Ortadoğu’da savaşın ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Savaşın uzaması durumunda dünyanın bir enerji arz şokuna ilerlediğini hesaba katmak gerekiyor. Böyle bir durum küresel ekonomide stagflasyon riskini yükseltebilir ve olumsuz etkileri olacak bir belirsizlik dönemini tetikleyebilir" uyarısında bulundu.
SADECE GÜÇLÜ OLAN DEĞİL ÖNGÖRÜLEBİLİR OLAN ÖNE ÇIKIYOR
Ekonomik kararların artık stratejik ve jeopolitik boyutlarla birlikte ele alındığına dikkat çeken Diren, "Bugün artık ülkeler sadece maliyet hesabı yapmıyor. Ekonomik güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve veri egemenliği artık kararların içine doğrudan girmiş durumda. Orta Doğu’da derinleşen savaşın yanı sıra ABD-Çin rekabeti ve AB’nin stratejik özerklik arayışı temel dinamiklerdir. Böylesi dönemlerde sadece güçlü olan değil; öngörülebilir olan, güven veren ve hızlı uyum sağlayan öne çıkıyor. Doğru adımları ortak akıl ile atarak çok daha sağlam bir pozisyonda olabiliriz" ifadelerini kullandı.
BÜYÜMENİN ÖTESİNDE KAPSAYICI KALKINMA YAKLAŞIMINI ÖNERİYORUZ
TÜSİAD olarak yeni dönem çalışmalarını ekonomi, entegrasyon ve rekabetçi dönüşüm eksenine oturttuklarını söyleyen Diren, "Günümüzde yalnız büyümeyi konuşmak yeterli değil. Nasıl bir büyüme ve hangi toplumsal sonuçlarla büyüme? Bunları da konuşmamız gerekiyor. Bizim önemsediğimiz çerçeve, büyümenin ötesinde bir 'kapsayıcı kalkınma' yaklaşımıdır. Reel sektörde maliyet baskısının arttığı bir dönemde verimlilik artışı artık bir zorunluluktur. Sanayide teknoloji kullanımı, dijitalleşme ve yapay zekâ bu yüzden stratejik önemdedir. Dezenflasyon sürecinin yapısal dönüşümlerle desteklenmesi gerektiğini her fırsatta vurguluyoruz" şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’NİN AB DEĞER ZİNCİRİNDEKİ YERİ İNKÂR EDİLEMEZ
Avrupa Birliği ile ilişkileri yeni dönemin en kritik başlıklarından biri olarak gördüklerini ifade eden Diren, "AB bugün politikalarını yeniden şekillendiriyor. Yeşil dönüşüm, dijital egemenlik ve temiz sanayi gibi başlıklar üzerinden yeni bir ekonomik mimari kuruluyor. Türkiye’nin bu resmin dışında kalması düşünülemez. AB nezdindeki temaslarımızda gördüğümüz temel gerçek şu: Türkiye’nin AB değer zincirindeki yeri inkâr edilemiyor. 'Made in EU' yaklaşımında, Gümrük Birliği temelli entegrasyonu ve bütünleşik sanayi yapısını gözetmek kritik önemdedir" açıklamasında bulundu.
ZORLU DÖNEMDEN GÜÇLENEREK ÇIKACAĞIZ
Türkiye-AB entegrasyonunun daha ileri düzeye taşınması gerektiğini savunan Diren, "Bunun yolu Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden ve reform çalışmalarının tekrar canlandırılmasından geçiyor. Bu ilişkiyi yalnız dış ticaret başlığı olarak okumuyoruz; hukuk devleti, öngörülebilirlik, kurumsal kapasite ve mevzuat uyumu gibi konular hem entegrasyon hem de Türkiye’nin kendi rekabet gücünü yükseltmesi açısından elzemdir. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha rekabetçi, dünyaya daha entegre ve toplumsal refahı yüksek bir Türkiye için çalışıyoruz. Atatürk’ün bize emaneti olan ülkemizin bu zorlu dönemden güçlenerek çıkacağına inanıyoruz" diye konuştu.