EKONOMI

Öztürk'ten, Tugay'a liman çıkışı: Kapatılsın denilen limana bugün talip olmak garip

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın İzmir Alsancak Limanı için “biz de alabiliriz” sözlerine göndermede bulunan Yusuf Öztürk,

KEMAL ÖZKURT / İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi   meclis toplantısı olan mart ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Argun Gündüç idaresinde, Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk ve meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleşti.  Toplantıda özellikle İzmir Limanı’na ilişkin tartışmalara değinen Öztürk, limanın özelleştirilmediğini, mülkiyetin Türkiye Varlık Fonu’nda kaldığını vurguladı. İşletme devri modeline geçildiğini belirten Öztürk, konteyner trafiğinde yaşanan yüzde 25’lik kaybın limanı ciddi bir darboğaza sürüklediğini ifade etti. Yeni süreçte yatırımların TVF tarafından yapılacağını, işletmenin ise tecrübeli bir yapı tarafından yürütüleceğini aktaran Öztürk, limanın yük ve turizmin ayrıştığı modern bir modele kavuşarak yeniden rekabet gücü kazanmasının hedeflendiğini dile getirdi. Geçtiğimiz günlerde Cemil Tugay’ın limana ilişkin “biz de alabiliriz” yönündeki çıkışına üstü kapalı yanıt veren Öztürk, geçmişte “kapatılsın” denilen bir yapıya bugün talip olunmasını “garip” bulduğunu belirterek, “Herkesin fikrine saygı duymak lazım ama İzmir Limanı’nı dünya sıralamalarında hak ettiği yere getirmek zorundayız. Liman üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. İzmirin başına ne geldiyse siyasetten geldi zaten” diye konuştu.

ÖZELLEŞTİRME DEĞİL, İŞLETME DEVRİ

Öztürk, Alsancak Limanı’ndaki "bayrak değişimi" tartışmalarına son noktayı koydu. Limanın özelleştirilmediğini, mülkiyetin Türkiye Varlık Fonu’nda (TVF) kaldığını belirten Öztürk; konteyner trafiğindeki yüzde 25’lik devasa kayba dikkat çekerek, "Liman her geçen gün bitiyordu, bu bir hastalık müdahalesidir" dedi. Yeni modelle birlikte limanda kamu personelinin tamamen tasfiye edileceğini açıklayan Öztürk, atıl alanların Galataport benzeri bir cazibe merkezine dönüştürülerek İzmir’in dünya ligine taşınacağını vurguladı.

LİMANIN İŞLETMECİLERİ TECRÜBELİ

İzmir Alsancak Limanı’nın geleceğine dair yanlış anlaşılmaları düzeltmek gerektiğini ifade eden Yusuf Öztürk, limanın mülkiyet yapısının değişmediğini açıkladı. TCDD çatısı altındaki işletme yetkisinin TVF bünyesinde kurulan yeni bir yapıya geçtiğini belirten Öztürk, "Liman özelleştirilmedi, sadece işletmesi Alport’a ticari anlamda devredildi. 'Neden bu firma?' diye sormanın anlamı yok, sahibi biz değiliz. Ancak işletmeci kuruluşun Trabzon’dan Mogadişu’ya, Bakü’den Gine’ye kadar dünya çapında liman tecrübesi olduğunu unutmamalıyız. Burada sadece bir işletme devri değil, yük ve turizmin ayrıştığı teknolojik yatırımlarla hibrit bir model doğuyor" dedi.

LİMANDA YATIRIMIN SAHİBİ VARLIK FONU

İzmir Limanı’ndaki devir sürecinin detaylarına dair sessizliğin soru işaretleri yarattığını belirten Yusuf Öztürk, yatırımların kim tarafından yapılacağına açıklık getirdi. İşletmeci firmanın herhangi bir yatırım yapmayacağını, tüm mali yükün mülk sahibi olan Türkiye Varlık Fonu (TVF) üzerinde olduğunu vurgulayan Öztürk, "Rıhtımların rehabilitasyonu, güçlendirilmesi ve 24 sıralı dünyanın en gelişmiş vinçlerinin (STS) siparişi gibi tüm büyük yatırımlar TVF tarafından yapılacak. Malın sahibi, kendi malının değerini artırmak için tadilatını kendisi finanse ediyor. Bu modelde Albayrak Grubu'un (Alport) işletmeci gibi değerlendirmek gerekir. Bütün süreç ve kontrol yine Türkiye Varlık Fonu’nun yönetiminde kalmaya devam edecek" dedi.

LİMAN KAN KAYBEDİYOR VE BİTİYORDU

Limanın mevcut ekonomik verilerini masaya koyan Öztürk, müdahale edilmemesi durumunda 2026’nın felaketle sonuçlanacağını söyledi. Ocak ve Şubat ayı verilerinin 2025’ten bile kötü olduğunu vurgulayan Öztürk, "Geçtiğimiz yıl 1.465 gemiyle 240 bin TEU ve 7.2 milyon ton dökme yük elleçlenmişti. Ancak 2026’nın ilk iki ayında konteyner trafiğinde yüzde 25 azalma var. Matematik bunu gösteriyor; liman her geçen gün kan kaybediyor ve bitiyordu. Bir hastalık vardı ve bu hastalığa ilaç tedavisi mi, ameliyat mı ne gerekiyorsa müdahale edilmesi gerekiyordu. Bu hamle yapılmasaydı göstergeler çok daha vahim olacaktı" ifadelerini kullandı.

370 KAMU PERSONELİ NAKLEDİLECEK

Yeni dönemde limandaki istihdam yapısının tamamen değişeceğini ve hiçbir kamu personelinin limanda kalmayacağını açıklayan Yusuf Öztürk, "Arka tarafta memur kapasitesinde çalışan 370 kişinin başka kuruluşlara nakli için hazırlıklar yapılıyor. EYT’den emekli olmuş limancıların geri dönme konuları görüşülüyor ancak taşeron çalışanların ve makine parkı olan üyelerimizin nasıl devam edeceği henüz bilgimiz dahilinde değil. Yakında limanın kruvaziyer kısmı için de ihale yapılacak ve tecrübeli firmalarla görüşmeler sürüyor" dedi.

KAPATILSIN DENİLEN YERE BUGÜN TALİP OLMAK GARİPTİR

Geçtiğimiz günlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, limana dair ‘biz de alabiliriz’ görüşünde bulunmuştu. Limanın İzmir’in en büyük gelir kaynağı olduğunu ve bu müdahalenin hayati önem taşıdığını savunan Öztürk, eleştirilere şu sözlerle yanıt verdi: "Bazı çevreler düşüncemi kabul etmek zorunda değil ama ben limanın geleceği için bunun çok doğru bir karar olduğunu düşünüyorum. Yüzyıllar öncesinden beri bir liman kenti olduğumuzu unutmamalıyız. Bugün 'kapatılsın' denilen limana yarın 'biz de alabiliriz' deniliyor olması bana biraz garip geliyor. Herkesin fikrine saygı duymak lazım ama İzmir Limanı’nı dünya sıralamalarında hak ettiği yere getirmek zorundayız. Liman üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyorum. İzmirin başına ne geldiyse siyasetten geldi zaten."

DENİZLERDE YASA DIŞI AVCILIĞA 47 MİLYON TL CEZA

Denizlerdeki canlı neslinin sürdürülebilirliğini kaybettiğine dikkat çeken Yusuf Öztürk, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında yürüttüğü dev operasyonun bilançosunu açıkladı. Yıllardır dile getirdikleri sıkı denetimlerin nihayet sonuç verdiğini belirten Öztürk, "Sahil Güvenlik ekiplerimiz sezon başından bu yana tam 26 bin 914 balıkçı gemisini mercek altına aldı. Yapılan kontrollerde mevzuata aykırı avlandığı tespit edilen 1.934 kişiye toplam 47 milyon TL idari para cezası kesildi. Bu süreçte yasa dışı faaliyet yürüten 16 balıkçı gemisi ile 385 av aracına el konulurken, 44 ton kaçak su ürünü ele geçirildi. Balıkçılık konusunda her geçen gün sıkıntıya giren bu tabloya müdahale edilmesi bence çok doğru bir karardır; çünkü denizlerimizde neslin devamlılığı tehlike altında" dedi.

ÖZEL TEKNELERDE ÖTV’SİZ YAKIT ALGISI TAMAMEN YANLIŞTIR

Deniz yakıtı üzerinden yürütülen ÖTV tartışmalarına da açıklık getiren Yusuf Öztürk, özel teknelerin imtiyazlı yakıt kullandığına dair kamuoyunda yanlış bir varsayım olduğunu ifade etti. Özel tekne sahiplerinin de tıpkı otomobil sahipleri gibi yakıtı istasyon fiyatından aldığını vurgulayan Öztürk, "Özel tekneler benzin istasyonundaki rakam neyse onu ödüyorlar. Sadece kamu hizmeti verenler ve balıkçı tekneleri ÖTV’den arındırılmış yakıt kullanabiliyordu ki şu an arada zaten büyük bir fark kalmadı. Öte yandan ekonomik göstergeler de alarm vermeye devam ediyor. Şubat ayı sonunda ihracatımız yüzde 1.6 artışla 21 milyar doları yakalarken, ithalatımız yüzde 6.1 artışla 30 milyar dolar civarında gerçekleşti. Merkez Bankası beklenti anketine göre Mart ayı enflasyon beklentisi yüzde 25.38’e, 12 ay sonrası için ise yüzde 22.17’ye yükselmiş vaziyette. Bu rakamları ve denizlerdeki bu tabloyu iyi okumak zorundayız" açıklamasında bulundu.

SAVAŞIN GİZLİ FATURASI İHRACATÇIYA KESİLDİ

Orta Doğu’daki gerilimin Türk deniz ticaretine yansımasını somut bir örnekle açıklayan Yusuf Öztürk, navlun fiyatlarından ziyade 'aktarma ve operasyon' maliyetlerinin bel büktüğünü vurguladı. Savaş riski nedeniyle rotası değişen veya geri çağrılan gemilerde akılalmaz rakamların ortaya çıktığını belirten Öztürk, "Körfez hattında malı olan bir ihracatçımız, risk nedeniyle yükünü geri çekmek istediğinde sadece tek bir işlem için 48 bin dolarlık 'shifting' (konteyner yer değiştirme) masrafı ile karşılaştı. Bu malın Türkiye’ye geri dönüş ve boşaltma maliyetleri henüz hesaba dahil değil. Navlun fiyatları hatlara göre 1.500 ile 2.000 dolar arasında değişen ek primlerle şişerken, limanlardaki yoğunluk nedeniyle gemiler günlerce sıra bekliyor. Bu durum, özellikle Orta Doğu pazarında çok güçlü olan gıda ve mermer ihracatımıza vurulmuş büyük bir darbedir" dedi.

KRUVAZİYER VE MAVİ YOLCULUK RİSK ALTINDA

Bölgedeki savaşın deniz turizmine etkilerini anlatan Öztürk, özellikle 21 Mart sonrasında beklenen İranlı turist akışının ve mavi yolculuk sezonunun tehlikeye girdiğini söyledi. Doğu Akdeniz’in "güvenli bölge" algısının zedelendiğine dikkat çeken Öztürk, "Turizmci kış boyu borçlanıp yazın mahsulü almayı bekleyen çiftçi gibidir. Ancak şu an Kuşadası ve Çeşme gibi noktalarımız büyük kayıpta. Haftalık sefer yapan kruvaziyer gemileri bölgedeki gerilim nedeniyle limanlarımıza yanaşamıyor. Akdeniz çanağının en doğusunda olmamız, Orta Doğu ile aynı risk potasında değerlendirilmemize neden oluyor. Günübirlik tekne ve mavi yolculuk yapan üyelerimiz tam toparlanacakken bu krizle karşılaştı. Deniz turizmine acil destek paketleri açıklanmalıdır; aksi halde bu döngü kırılacak" ifadelerini kullandı.