KEMAL ÖZKURT - ÖZEL HABER - Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış, vatandaşın pazar alışverişi alışkanlıklarını da değiştirdi. Semt pazarlarında nakit alışverişin yerini giderek kredi kartı ve POS cihazları almaya başlarken, bazı tezgahlarda sebze ve meyve alışverişleri taksitli ödeme seçeneğiyle yapılmaya başladı. Eskiden beyaz eşya, elektronik ürün ya da otomobil alımlarında kullanılan taksitli ödeme sistemi, artık vatandaşın sofrasına koyacağı domates, biber, patates ve meyve alışverişine kadar indi. İzmir’de pazar alışverişi yapan vatandaşlar eskiden daha düşük bütçelerle haftalık ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini ancak bugün pazara bin lira civarında bütçeyle gelmelerine rağmen alışverişlerini kısıtlamak zorunda kaldıklarını belirtirken, esnaf ise nakit sıkıntısının satışlara yansıdığını ifade etti. Pazarlarda kredi kartı kullanımının yaygınlaşmasının temel nedeninin vatandaşın alım gücündeki düşüş olduğunu belirten Ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş, ekonomik koşulların dar ve sabit gelirli kesimleri daha fazla zorladığını söyledi. İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gençer ise temel ihtiyaçlarda dahi kredi kartına yönelimin arttığını belirterek, “Kredi kartını iki ekmek alırken dahi kullanan ülkemizin gerçeği ‘Taksitle yaşa, borçla öl’ noktasına geldi” diye konuştu.
NAKİT SORUNU ESNAFI DA ETKİLİYOR
Yenişehir Pazaryeri’nde tezgâh açan esnaf, vatandaşın alım gücündeki düşüşün satışlara doğrudan yansıdığını söyledi. Pazarcılar, kredi kartı kullanımının yaygınlaşmasına rağmen POS cihazı maliyetleri nedeniyle birçok esnafın bu sisteme geçemediğini belirtti. Bir pazarcı esnafı, “Pazarda kredi kartı kullanımı çok yaygın değil. POS cihazlarının maliyeti ve kesintileri nedeniyle birçok esnaf alamıyor. Vatandaş iki poşet alışveriş yaptığında cebindeki nakit para bitiyor, bu kez diğer ihtiyaçlarını alamıyor. Bu durumdan biz de etkileniyoruz” dedi. Pazar kültürünün temelinde pazarlık ve nakit alışveriş olduğunu ifade eden esnaf, “Pazarın geleneği pazarlıktır, nakittir. Şimdi kredi kartı pazara girerse biz kart üzerinden mi pazarlık yapacağız? Vatandaşın cebinde para kalmadığı için satışlarımız da azalıyor” diye konuştu.
VATANDAŞ PAZARDA KİLOSUNU KISIYOR
Yenişehir Pazaryeri’nde alışveriş yapan vatandaşlar, artan gıda fiyatları nedeniyle pazara geliş şekillerinin ve alışveriş alışkanlıklarının değiştiğini söyledi. Eskiden daha düşük bütçelerle haftalık ihtiyaçlarını karşılayabildiklerini, bugün ise aynı ürünleri almak için daha fazla hesap yapmak zorunda kaldığını belirten emekli vatandaş Doğan Sami, “Eskiden 200 lirayla pazara gelir, evin birçok ihtiyacını karşılardık. Şimdi neredeyse bin liradan aşağı çıkamıyoruz. Birçok vatandaşın yanında bin, iki bin lira ile pazara geldiğini düşünmüyorum. Bu nedenle insanlar artık pazara geldiğinde sadece ihtiyacı olan ürünleri azar azar almaya çalışıyor. Önceden kilo kilo aldığımız sebze ve meyveleri şimdi yarım kilo, bir kilo alarak idare etmeye çalışıyoruz. Pazar alışverişi artık eskisi gibi değil, herkes hesabını yaparak hareket ediyor” diye konuştu.
KREDİ KARTI PAZARA İNDİ
Pazar tezgâhlarında kredi kartıyla satış yapılmasının geçtiğimiz yaz döneminde başladığını belirten Dr. Ayhan Bülent Toptaş, ekonomik koşulların ağırlaşmasıyla vatandaşların kredi kartına daha fazla yöneldiğini söyledi. Toptaş, “Pazar tezgâhlarında nakit karşılığı satış söz konusu olduğu için vatandaşlar nakit sıkıntısı yaşadıklarında pazara gitmekten vazgeçerek market, bakkal veya manavdan sebze ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Geçen yıl yaz ortasında bu konuda çalışmalar yapıldı ve pazarcıların POS cihazı almalarına, vatandaşların da kredi kartı ile alışveriş yapmalarına izin verildi. Kredi kartı kullanımı da taksitlendirme olanağını beraberinde getiriyor” dedi. Pazarlarda kredi kartı kullanımının yaygınlaşmasının alım gücündeki kayba işaret ettiğini belirten Toptaş, “Haberin Türkiye’nin kişi başına gayrisafi milli hasılanın en yüksek olduğu illerimizden birinden gelmesi ilginç. Datça ilçesi ise Türkiye’nin sosyoekonomik gelişmişlik bakımından önde gelen ilçelerinden biri. Pazarlarda kredi kartı kullanımının ve taksitle meyve sebze satılmasının diğer il ve ilçelere de yaygınlaşması, özellikle dar ve sabit gelirli hanelerin yaşadığı zorlukların arttığını gösteriyor. Enflasyon toplumun alım gücünü sürekli törpülüyor ve alt gelir gruplarının buna karşı durabilmesi gittikçe güçleşiyor” diye konuştu.
GIDA ALIŞVERİŞİNDE BORÇLANMA RİSKİ
Temel gıda alışverişlerinde kredi kartı kullanımının ekonomik koşullardaki değişimi gösterdiğini belirten Toptaş, “Geçenlerde fırından 20 TL’lik bir ekmek almak istedim. Ama yanımda sadece 200 TL’lik banknotlardan vardı. Bozuk para sorunu yaşanmasın diye cari hesabıma bağlı olan kartımı uzattım. Satıcı ben şifreyi girerken üzüntüyle ‘Artık vatandaş ekmek için bile kredi kartını kullanıyor’ dedi. Ben kredi kartımı değil, hesap kartımı kullandığımı söyledim. Bunu yapmamın sebebinin de bozuk para sorunu yaşanmasını istememem olduğunu ekledim. Ama bu olaydan gıda alışverişinde kredi kartı kullanımının, hele taksitlendirmenin yadırgandığını ve hatta üzüntü yarattığını anlayabiliriz” dedi.
YOKSULLUK VE BORÇ RİSKİ ARTIYOR
Artan yaşam maliyetlerinin özellikle düşük gelirli haneleri zorladığını belirten Toptaş, “Yoksulluk seviyesi her ay Türk-İş tarafından açıklanıyor. Haziran ayı sonunda 4 kişilik aile için yoksulluk sınırı16 bin 478 TL’ye ulaştı. Bu rakam yıllık yüzde 30’un üzerindeki enflasyonla sürekli yükseliyor ve özellikle alt gelir gruplarının bu seviyeyi yakalayabilmesi neredeyse imkansız” dedi. Hane halkı borçluluğunun genel ortalamalarda yüksek görünmediğini ancak düşük gelirli kesimlerde farklı bir tablo yaşanabileceğini ifade eden Toptaş, “Hanehalkı borçluluğu uluslararası karşılaştırmalarda düşük seviyelerde görünüyor. Bunda yüksek faizler ve kredi genişlemesine yönelik müdahalelerin etkisi var. Ancak ortalama veriler, düşük gelir gruplarının yaşadığı ödeme güçlüğünü tam olarak yansıtmayabilir. Gelir dağılımındaki bozulma nedeniyle borç yükü toplumun belirli kesimlerinde yoğunlaşıyor olabilir” ifadelerini kullandı. Toptaş, önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmesinde ise “Eğer radikal ve rasyonel ekonomik tedbirler alınmazsa dar ve sabit gelirlerle yaşayan hane halkları için zorlukların ağırlaştığını ve fakirliğin yaygınlaştığını görmeye devam edeceğiz” diye belirtti.
TAKSİTLE YAŞA, BORÇLA ÖL
Kredi kartı kullanımının temel ihtiyaçlara kadar inmesinin ekonomik tabloyu gösterdiğini belirten İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gençer, “Kredi kartını iki ekmek alırken dahi kullanan ülkemizin gerçeği ‘Taksitle yaşa, borçla öl’ noktasına geldi. Her evin olmazsa olmazı salça, tarhana yapabilecek hane kaldı mı? Halkımızın hanesine çuvalla soğan, patates, tenekeyle sıvıyağ koyabilecek maaş alabiliyor mu? TÜİK’e göre ucuzluk, bolluk had safhada. Gerçekten öyle mi? Açlık sınırının altında bıraktırılan maaş geliriyle taneyle patlıcan, biber gibi yemeklik sebze, dilimle karpuz, en çok yarım kilo meyve,0 yumurta ve bir tane sarımsak ile pazar torbası doluyor. Askıda ekmekle de karın doyuyor. Marketlerde kullanım tarihi geçmiş ya da yakınlaşmış ürünlerle ne kadar sağlıklı olabilirse beslenmeye çalışılıyor” dedi.
YOKSULLUK YARDIMLA BİTMİYOR
Sosyal yardımların yoksulluğu kalıcı olarak çözmeyeceğini belirten Gençer, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre yardıma muhtaç sayısı7 milyon kişinin üzerine çıkmış durumda. Yine basından öğrendiğimize göre çocuk yoksulluğunda Türkiye, Avrupa Birliği ortalamasının neredeyse iki katına ulaştı. Yoksulluk sosyal yardımlarla ne bitirilebilir ne de yetebilir. Ucuzluk bilinçli üretimle, işsizliğin kökünü kazımakla ve halkın gelir seviyesini yükseltmekle olur” diye konuştu. Gençer, “İktidar yardıma muhtaç sayısındaki artış ve onların aldığı yardımlarla değil, yoksulluğu bitirmekle övünmelidir. Umudumuz bu yöndedir” ifadelerini kullandı.