Petrol fiyatları, Orta Doğu'daki gelişmelerin etkisiyle yükselişini sürdürüyor. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ile Tahran'ın bölgedeki karşı hamleleri yatırımcılar tarafından yakından izlenirken, enerji arzına ilişkin kaygılar fiyatlara yansıyor.
İran'a yönelik saldırıların ardından bölgesel enerji akışında aksama yaşandığı, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapandığı bildirildi. Bu durum, yeni bir enerji krizi ve enflasyon baskısı ihtimalini gündeme taşıdı.
ABD ham petrolü yüzde 2,05 yükselerek varil başına 72,69 dolardan işlem görürken, küresel gösterge Brent petrol yüzde 2,64 artışla 79,79 dolara çıktı.
Analistler, krizin uzaması halinde tedarik zincirlerinin daha fazla etkilenebileceği ve bunun küresel ekonomi üzerinde baskı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
OPEC+ üretim artışı için harekete geçti
Artan arz endişeleri sonrası OPEC+ üyelerinin üretimi artırma yönünde prensipte anlaşmaya vardığı bildirildi. Görüşmelerin ardından günlük üretimin 206 bin varil artırılması ilke olarak kabul edildi. Kararın, bölgedeki sevkiyat risklerini sınırlamayı amaçladığı belirtiliyor.
Orta Doğu'daki çatışmaların derinleşmesiyle birlikte bazı analistler, petrolün varil fiyatının 100 dolara ulaşma riskini değerlendirmeye başladı. Bu seviyenin, küresel piyasalar açısından kritik eşik olabileceği ifade ediliyor.
Freedom Capital Markets'ın baş küresel stratejisti Jay Woods, "Petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalması halinde enflasyon endişeleri artmaya başlayabilir. Bu, tüketiciler için büyük ve beklenmedik bir yük ve Fed'in, başkanın faizleri düşürme baskısı altında olduğu bir dönemde uğraşmak istemediği bir sorun olur" değerlendirmesinde bulundu.
Bloomberg Intelligence stratejistleri de tarihsel olarak petrolün 100 doların üzerine çıktığı dönemlerde hisse senedi piyasalarının baskı altında kaldığını belirtti. 1983'ten bu yana petrolün 100 doların üzerinde olduğu dönemleri izleyen bir yıl içinde S&P 500'ün ortalama yüzde 1,6 gerilediği aktarıldı. Stratejistler, Hürmüz Boğazı'nın uzun süreli kapatılmasının 1973 Arap petrol ambargosu ve 1979 İran devrimi dönemlerindeki şoklara benzer etkiler yaratabileceğine dikkat çekti.