BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - Dünya genelinde yaşanan gelişmeler Türkiye’deki tarım sektörüne doğrudan etki etmeye devam ediyor. Rusya ve Ukrayna arasında yıllardır devam eden savaş özellikle gübre fiyatları üzerinde etki etmeye devam ederken, son olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş petrol fiyatlarını etkisi altına almış durumda. Brent petrolün ortalama 70 dolar olduğu Şubat ayında savaşın etkisiyle 100 doları geçen petrol fiyatları Türkiye’de de tarım ve lojistik sektörünü etkilemeye devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sebze ve Meyve Hali fiyatlarına bakıldığında kilogramı en yüksek 55 lira olan salatalık marketlerde kilosu 115 liradan tüketici ile buluşurken, Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şube Başkanı İlker Ağın, tarımdaki yapısal sorunlar devam ettikçe fiyatların da artmaya devam edeceğini söyledi. Ülkedeki dışa bağımlılık devam ettikçe tarım sektörünün ve gıda fiyatlarının küresel gelişmelerden olumsuz etkilenmeye devam edeceğini belirten Ağın, tarımda alternatif enerji kaynaklarının kullanımının ve üretici örgütlenmelerinin gıda fiyatlarını aşağıya çekebileceğini söyledi.
TARIM GİRDİLERİNİ ETKİLİYOR
İran’a karşı başlatılan savaşın sonucunda mazot ve gübre fiyatlarının küresel ölçekte arttığını dile getiren Ağın, bu artışın devam edeceğini söyledi. Savaşın gerçekleştiği bölgenin dünya gübre ticaretinin çeyreğinin gerçekleştiği yer olduğunu vurgulayan Ağın, “Türkiye’de tarımın zaten uzun süredir devam eden önemli yapısal sorunları var ve bu sorunlar giderek derinleşiyor. Bunun en somut göstergelerinden biri de son açıklanan büyüme rakamları. Türkiye ekonomisi genel olarak yaklaşık yüzde 3,6 büyürken, tarım sektörü yüzde 8,8 oranında küçülmüş durumda. Bu, Cumhuriyet tarihinde çok sık karşılaşılan bir tablo değil. Yıllardır dile getirilen sorunlara baktığımızda; üreticinin üretimden çekilmesi, tarım alanlarının amaç dışı kullanılması ve su kaynaklarını tehdit eden unsurların artması bu süreci bugüne getirdi. Aslında bu gelişmeler, tarım sektörünün zamanla bu noktaya geleceğinin işaretlerini veriyordu. Bunun üzerine bir de küresel gelişmeler eklendi. Özellikle savaş ortamı, tarımda en önemli girdilerden biri olan akaryakıt fiyatlarını ciddi şekilde etkiledi. Mazot fiyatları oldukça yükseldi ve artmaya devam edecek gibi görünüyor. Bunun yanı sıra gübre de önemli bir sorun alanı. Dünya azot ticaretinin yaklaşık yüzde 25’i savaşın yaşandığı bölgede gerçekleşiyor. Bu nedenle sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde de gübre konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Bu savaşın da gösterdiği çok önemli bir gerçek var: Üretimde ne kadar kendinize yetiyorsanız, dışarıda yaşanan krizler ve savaşlar sizi o kadar az etkiler. Buna karşılık, dışa bağımlılık ne kadar fazlaysa, bu tür gelişmelerden etkilenme düzeyiniz de o kadar artar. Dolayısıyla tarımda geldiğimiz noktaya baktığımızda, giderek daha fazla ithalat yapan bir ülke haline geldiğimizi görüyoruz. Bu durum sürdürülebilir değil” dedi.
ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI
Savaş nedeniyle artan akaryakıt ve gübre fiyatlarının gıda fiyatlarına doğrudan yansıyacağını dile getiren Ağın, Türkiye’deki tedarik zincirinin çok uzun olduğunu söyledi. Üretici örgütlenmeleri ile bu zincirin kısaltılabildiğini ifade eden Ağın, “Mazot ve gübre maliyetlerindeki bu artış, gıda fiyatlarına doğrudan yansıyacaktır. Bu nedenle önümüzdeki süreçte gıda fiyatlarında ciddi artışlar beklemek yanlış olmaz. Zaten Türkiye’de uzun süredir sağlıklı ve güvenli gıdaya erişim konusunda sorunlar yaşanıyor. Bu yapısal problemler çözülmediği sürece, sadece kısa vadeli desteklerle bu sorunların üstesinden gelmek mümkün değil. Savaşın etkisiyle birlikte bu sorunların daha da büyümesi kaçınılmaz görünüyor. Tedarik zinciri de önemli bir başka problem alanı. Türkiye’de üretimden tüketime kadar olan süreç oldukça uzun. Ürünler tarladan hale, oradan pazara ya da markete ulaşıyor ve bu süreçte ciddi kayıplar yaşanıyor. Bu da fiyatların artmasına neden oluyor. Bu zincirin kısaltılması gerekiyor. Bunun en önemli yollarından biri üreticinin örgütlenmesi, yani kooperatifleşme modelidir. Kooperatifleşme sayesinde küçük üreticiler üretimden kopmaz, üretim daha sürdürülebilir hale gelir ve aynı zamanda daha sağlıklı ve güvenli gıda üretimi teşvik edilir. Ayrıca bu model, tedarik zincirini kısaltarak maliyetlerin düşmesine de katkı sağlar”şeklinde konuştu.
ALTERNATİF ENERJİ KULLANILMALI
Tarım sektöründe ve bağlantılı pek çok alanda akaryakıt ihtiyacı olduğunu belirten Ağın, tarımda yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının önemine dikkat çekti. Elektrikli traktör projesinde yeterli ilerlemenin sağlanmadığını da aktaran Ağın, “Tarımda enerji kullanımı da oldukça önemli bir başlık. Sadece traktörlerde kullanılan mazot değil; çapa makinelerinden budama ekipmanlarına, sulamadan taşımaya kadar birçok alanda enerji kullanılıyor. Yani üretimin her aşaması enerjiye bağlı. Bu noktada alternatif enerji kaynakları devreye girmeli. Yenilenebilir enerji kaynaklarının tarımda daha yaygın kullanılması gerekiyor. Bir dönem elektrikli traktör projeleri gündeme gelmişti ancak bu konuda yeterli ilerleme sağlanamadı. Oysa özellikle enerji krizlerinin yaşandığı dönemlerde, yenilenebilir enerjiye yönelmek tarımda maliyetleri azaltmak açısından büyük önem taşıyor. Tarım politikalarının temel yaklaşımının baştan aşağı değişmesi gerekiyor. Aksi takdirde, önümüzdeki dönemde gıda tedariki açısından çok daha ciddi ve riskli bir süreçle karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz görünüyor” ifadelerini aktardı.