KEMAL ÖZKURT-ÖZEL HABER / Türkiye tarımı yüksek girdi maliyetleri, artan borçluluk, işçilik sorunu, su kaynakları üzerindeki baskı ve üreticinin ürün fiyatı üzerindeki zayıf konumu nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Mazot, gübre, elektrik, ilaç, lojistik ve işçilik giderleri üretim maliyetlerini artırırken, çiftçi birçok üründe hasat döneminde fiyatı belirleyen değil, kendisine sunulan fiyata razı olmak zorunda kalan taraf haline geliyor. Bu tablo Ege Bölgesi’nde üzüm, incir, zeytin, zeytinyağı, domates ve diğer sebze-meyve ürünlerinde daha görünür hale geliyor. Bölge ihracatta güçlü üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen, üreticinin gelirinde aynı oranda artış yaşanmaması fiyat makası ve pazarlama sorunlarını yeniden gündeme taşıyor. Tarımın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ziraat Yüksek Mühendisi Hatice Zeybek, üreticinin yalnızca maliyet baskısıyla değil, üretimden tüketime uzanan zincirde giderek güçlenen tüccar yapısı ve zayıflayan örgütlü üretim modeliyle de karşı karşıya kaldığını söyledi. Tariş ve Marmarabirlik gibi üretici örgütlerinin güç kaybetmesinin küçük üreticiyi daha kırılgan hale getirdiğini belirten Zeybek, tarımda şirketleşmenin önünü açan düzenlemelerin üreticiyi kendi toprağında bağımlı hale getirdiğini vurguladı. Üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının temel nedenlerinden birinin tekelleşmiş tüccar yapısı olduğunu ifade eden Zeybek, “Mazot, girdi, lojistik, işçilik, elektrik giderleri bir şekilde karşılanır. Üreticinin belini kıran bu tüccarların tekelleşmiş yapılarıdır. Küçük üreticiler maraba durumuna getirilmektedir” dedi.
ÖRGÜTLÜ ÜRETİM ZAYIFLIYOR
Ege tarımında üzüm, incir, zeytin, zeytinyağı ve pamuk gibi ürünlerde örgütlü üretim yapısının üretici açısından hayati önemde olduğunu belirten Zeybek, Tariş ve Marmarabirlik gibi yapıların üreticinin piyasadaki gücünü koruması açısından önemli olduğunu söyledi. Zeybek, “Ülkemizde üzüm, zeytin, pamuk ve incirin örgütlü üretim temsiliyeti Tariş’tir. Zeytin için Marmarabirlik de önemli bir örgütlü üretim modelidir. Örgütlü üretim modeli içindeki tüm üreticilerin, üreticisi oldukları birlik ve kooperatiflere sahip çıkmaları gerekir” dedi. Sultaniye üzümde yaş, kuru ve ıskarta olmak üzere farklı değerlendirme alanları bulunduğunu belirten Zeybek, kuru üzümde Tariş’in önemli alıcılardan biri olduğunu, yaş sofralık üzümde ise iç piyasa ve ihracata çalışan tüccarların etkili olduğunu ifade etti. Zeybek, üreticinin fiyat karşısındaki gücünün artması için örgütlü yapıların yeniden güçlenmesi gerektiğini vurguladı.
TARİŞ TÜCCARIN GERİSİNDE KALDI
Ege’nin en önemli ürünlerinden incir, zeytin ve zeytinyağında da özel şirketler ve tüccarların alım gücünün arttığını belirten Zeybek, üretici örgütlerinin piyasadaki belirleyici konumunu kaybetmemesi gerektiğini söyledi. Sarı lop ağırlıklı incirin dünyada yalnızca Büyük Menderes ve Küçük Menderes havzalarında yetişen özel bir ürün olduğunu hatırlatan Zeybek, kuru incirde son yıllarda tüccarların daha güçlü hale geldiğini belirtti. Zeybek, “Kuru incirin en büyük alıcısı tüccarlardır. Tariş ne yazık ki son yıllarda incir alımı konusunda tüccarların gerisinde kalmıştır. Zeytin ve zeytinyağı konusunda da Tariş alımda özel şirketlerin gerisindedir. Marmarabirlik sofralık zeytin alımında güçlü olmasına rağmen bu sektörde de özel şirketler önemli bir paya sahiptir” diye konuştu.
ŞİRKET TARIMININ ÖNÜ AÇILIYOR
Tarımda son dönemde gündeme gelen düzenlemelerin küçük üretici açısından risk taşıdığını belirten Zeybek, sözleşmeli üretim, yeni hal yasası, organize tarım sanayi bölgeleri ve lisanslı depoculuk uygulamalarının tarımda şirketleşmeyi artıracağını savundu. Bu sistemlerin tarımı devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının kontrolünden uzaklaştırdığını ifade eden Zeybek, “Örgütlü üretimi olan tüm üretici gruplarının örgütlü üretim modellerine sahip çıkmaları çok önemlidir. Çünkü tarımsal üretimin, üretimden tüketime kadar gıdanın tekelleştirilmesinin önünü açacak yasa teklifleri ardı ardına TBMM’ye getiriliyor. Bu sistemler tarımda şirket tarımının önünü açmaktadır. Küçük üreticiler maraba durumuna getirilmektedir. Çiftçi destekleri de bu yapıya göre belirlenmektedir” ifadelerini kullandı.
TÜCCAR TEKELİ KALDIRILMALI
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının büyümesinde tüccar yapısının belirleyici olduğunu söyleyen Zeybek, ihracat gelirinin üreticiye yeterince yansımamasının da bu sistemle bağlantılı olduğunu belirtti. Özellikle yaş sebze ve meyvede üretici fiyatı ile market fiyatı arasındaki makasın açılmasının temel nedeninin, hal içi ve hal dışı alım-satım yetkisi verilen sermaye gruplarının piyasadaki etkisi olduğunu belirten Zeybek, “Tüccarlar, 5957 sayılı kanun ile hal dışı ve hal içi gıda alım-satım yetkisi verilen sermaye grubudur. Bu kurumların tüketiciye eriştikleri yerler de perakende zincir marketlerdir. Bugün tüketici ile üretici fiyatları arasındaki makasın sebebi bu tüccarların varlığıdır” dedi. Bu yapının değişmesi gerektiğini vurgulayan Zeybek, “Hal dışı ve hal içi gıda alım-satım yetkisi verilen tüccarların varlığı kaldırılmalı ve komisyoncu sıfatıyla hal içine alınmalıdır. Bu sistem, özellikle yaş sebze ve meyvede kayıt dışılığı da önleyecektir” diye konuştu.