Kurban Bayramı’na sayılı günler kala kurban pazarları kurulmaya başlanırken, İzmir’de maliyet tablosu da netleşti. Artan yem, nakliye ve işçilik maliyetleri nedeniyle kurbanlık fiyatları geçen yıla oranla yüzde 40 ile 50 arasında artış gösterdi. Bu artışla birlikte büyükbaş kurbanlıkların fiyatı 255 bin TL seviyelerine dayanırken, küçükbaş kurbanlıklar ise 30 bin TL sınırına ulaştı. Yaşanan bu fiyat artışlarını değerlendiren CHP Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, piyasadaki temel sorunun hayvan varlığındaki yetersizlik olduğunu vurguladı. Hayvancılıkta bir politikasızlık hâkim olduğunu ve ithalata bağımlılığın üreticiyi bitirdiğini savunan Solakoğlu, “Hayvan doğduğu anda çok pahalı doğuyor çünkü hayvan yok. Onlar ucuz olsun diye eti ve hayvanı ithal ediyorlar ancak içeride üretim olmayınca fiyat yükseliyor. Bu durum her alana; ete de süte de çocukların beslenmesine de yansıyor” dedi. Solakoğlu, mevcut ekonomik koşullar ve gelir adaletsizliği nedeniyle inançlı bir insanın büyükbaş kurban kesmesinin artık hayal olduğunu belirtti.
PİYASADA HAYVAN VARLIĞI TÜKENDİ
İzmir’deki kurbanlık maliyetlerindeki artışın temel nedenlerini açıklayan Sencer Solakoğlu, piyasada hayvan bulunmamasının fiyatları doğrudan etkilediğini belirtti. Hayvancılıkta yaşanan krizin tarım politikasının olmamasından kaynaklandığını savunan Solakoğlu, “Hayvan doğduğu anda çok pahalı doğuyor çünkü hayvan yok. Dolayısıyla hayvan olmaması fiyatı çok yükseltiyor. Bir politika yok yani, onlar ucuz olsun diye ithal ediyorlar hayvanı ve eti. İçeride üretim olmadığı için mal olmayınca da fiyat yükseliyor” ifadelerini kullandı. Solakoğlu, üretimin desteklenmediği bir ortamda fiyat artışlarının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi.
GELİR ADALETSİZLİĞİ BESLENMEYİ VURDU
Gıda enflasyonunun genel anlamda maaş artışlarının çok üzerinde seyretmesinin üzücü olduğunu dile getiren Sencer Solakoğlu, toplumun alım gücündeki düşüşe dikkat çekti. Emekli ve çalışan maaşlarının gıda fiyatları karşısında yetersiz kaldığını vurgulayan Solakoğlu, “Resmi rakamlara göre yüzde 36’larda seyreden bir gıda enflasyonuna karşın yapılan yüzde 25’lik zam ülke genelinde maaş olarak da çok yetersiz kaldığı için insanlar her geçen gün beslenmek yerine karın doyuruyorlar. Dolayısıyla bu her alana yansıyor. Ete de süte de insanların çocuklarının beslenmesine yansıyor. Türkiye’deki gelir adaletsizliği Türkiye’nin yüzde 80’lik kesimini çok fakirleştirdi” dedi.
ÜRETİCİ ARTIK PAZARA GELMİYOR
Geçmiş yıllarda İzmir’e Afyon, Uşak ve Kütahya gibi illerden gelen hayvan satıcılarının artık pazarlardan çekilmeye başladı. Bu durumun hem mal yokluğundan hem de ekonomik belirsizlikten kaynaklandığını belirten Solakoğlu, üreticinin maliyetlerini karşılayamadığını ve İzmir pazarlarında satış yapma umudunun kalmadığını ifade etti. Solakoğlu, “Adamın elinde hayvan yok. Hayvan bulamıyorlar, piyasada hayvan yok yani. İnsanların geliri çok düştüğü için hayvanı getirse bile orada satamayacağını bildiği için gelmek istemiyor adam. Kurban kesmenin önemini anlayan Müslüman bir insanın bugün büyükbaş kesimi yapması hayal oldu” diye konuştu.
FİYATLAR YÜKSELMEYE DEVAM EDECEK
Önümüzdeki birkaç yıl içinde kurbanlık piyasasını bekleyen tabloya ilişkin öngörülerini paylaşan Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin ette ithalata bağımlı olduğunu ve bu durumun yakın zamanda değişmeyeceğini savundu. Politikalar değişmediği sürece fiyatlarda düşüş beklemenin yanlış olacağını kaydeden Solakoğlu, “Yapılan ithalatın oranlarına göre ve dünyadaki fiyatların da artışıyla beraber et fiyatları muhtemelen enflasyonun üzerinde artacaktır. Önümüzdeki bir veya iki yılda bunun bir değişmesi söz konusu değil çünkü politikalar değişmiyor. Politikalar değişmediği sürece de et fiyatlarının oransal olarak daha az artmasını beklemek yanlış olur” dedi.
ÇİFTÇİ REFAHTAN UZAK YAŞIYOR
Çiftçilerin ekonomik ve sosyal statü olarak geride kaldığını ifade eden Sencer Solakoğlu, üretimdeki yaşlı nüfus artışına ve gelecek kaygısına dikkat çekti. Geçmiş yıllarda 44 olan çiftçi yaş ortalamasının bugün 59’a yükseldiğini belirten Solakoğlu, “Biz çocuklarımızı şehirlere göndermişiz, ‘bu işi yapma, kendini kurtar’ mesajını vermişiz. Avrupa’da bizimle benzer coğrafyaya sahip ülkelerde çiftçiler refah içinde, hobilerine vakit ayırabildikleri bir hayat sürerken; bizde tek hayal borç ödemek oldu. Türkiye’de ne yazık ki çiftçiler hem statü olarak en dipte, hem kazanç olarak en dipte. Çiftçilik mesleğini bilenlerin yönettiği bir sistemle yani biz geldiğimizde bu hayaller gerçek olabilir” ifadelerini kullandı.