Tarım ve Orman Bakanlığı'nın düzenli olarak kamuoyuyla paylaştığı taklit ve tağşiş listelerinde en fazla dikkat çeken ürün gruplarının başında zeytinyağı geliyor. Son yıllarda açıklanan listelerde çok sayıda zeytinyağı markasının farklı yağlarla karıştırıldığı ya da ürün içeriğinin tüketiciyi yanıltacak şekilde değiştirildiği tespit edilirken, sektör temsilcileri sorunun artık market raflarından çok internet ortamına taşındığını belirtiyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Yönetim Kurulu Üyesi Vural Gözgeç, taklit ve tağşişli ürünlerin özellikle e-ticaret ve sosyal medya platformları üzerinden hızla yayıldığını belirterek, mevcut denetimlerin dijital satış kanallarında da etkin şekilde uygulanması gerektiğini söyledi. Gözgeç, Ticaret Bakanlığı ile bu konuda çalışma başlatıldığını, e-ticaret platformlarına da sorumluluk yüklenmesini sağlayacak düzenlemeler ile ürünlerin kaynağının üretim aşamasından itibaren takip edilebileceği QR kod tabanlı ulusal izlenebilirlik sisteminin hayata geçirilmesini istediklerini ifade etti.
TAKLİT VE TAĞŞİŞİN ADRESİ ARTIK E-TİCARET
Taklit ve tağşişin dijital platformlarda satıldığını söyleyen Gözgeç, internet üzerinden yapılan satışların sektör açısından yeni bir risk alanı oluşturduğunu belirtti. Geleneksel satış noktalarındaki denetimlerin olumlu sonuç verdiğini ifade eden Gözgeç, “Taklit ve tağşiş artık geleneksel perakende satış noktalarından ziyade internet üzerinden yapılan satışlarda çok farklı bir boyut kazandı. Bu durum hem ciddi vergi kaybına yol açıyor hem tüketiciyi aldatıyor hem de halk sağlığını tehdit ediyor” dedi.
SATIN ALIP ANALİZ EDİYORUZ, SONUÇ HİÇ ŞAŞMADI
İnternet üzerinden piyasa fiyatının çok altında satılan zeytinyağlarını laboratuvarlarında analiz ettiklerini belirten Gözgeç, “Bugün markette beş litrelik natürel sızma zeytinyağı yaklaşık.500 liraya satılırken aynı ürünün e-ticarette 600-800 liraya satıldığını görüyoruz. Biz firma olarak bu ürünleri satın alıp kendi laboratuvarımızda analiz ediyoruz. Şu ana kadar sonuç hiç şaşmadı. Analiz ettiğimiz ürünlerin yüzde 99’unda farklı yağlarla karıştırılmış tağşişli ürün çıktı” diye konuştu. Bu nedenle e-ticaret platformlarında yapılacak denetimlerin fiziksel satış noktalarındaki denetimler kadar sık ve düzenli yapılması gerektiğini vurgulayan Gözgeç, mevcut yaptırımların ise caydırıcılık açısından yetersiz kaldığını söyledi.
CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL
Taklit ve tağşişle mücadelede yalnızca üreticiye ceza kesilmesinin yeterli olmadığını savunan Gözgeç, e-ticaret platformlarının da satılan ürünlerden sorumlu tutulması gerektiğini söyledi. Mevcut uygulamada denetimler sonucunda uygunsuz ürünlerin reklamlarının kaldırıldığını ve satış yapan firmalara idari yaptırım uygulandığını hatırlatan Gözgeç, platformların ise herhangi bir yaptırımla karşılaşmadığını ifade etti. Gözgeç, “Bugün bir kişi farklı isimlerle defalarca satış yapabiliyor. Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna da yansıdı; aynı kişi onlarca kez taklit ve tağşiş nedeniyle yakalandığı halde farklı isimler üzerinden satış yapmaya devam etti. Demek ki mevcut cezalar caydırıcı değil. Satış yapan kişiye ceza verilmesi gerekiyor ancak burada 'müteselsil sorumluluk' anlayışının da devreye girmesi lazım. Ürünün satıldığı e-ticaret platformu ya da sosyal medya mecrası da sorumluluk üstlenmeli. Bu ürünün güvenilir olup olmadığını denetleyecek altyapıyı kurmaları gerekiyor. Bugün sistemde online pazar yerlerinin karşı karşıya kaldığı herhangi bir cezai yaptırım bulunmuyor. Bu nedenle sadece üreticiyi cezalandırmak sorunu çözmüyor” dedi.
QR KOD SİSTEMİ ÖNERİSİ
Sorunun yalnızca denetimlerle çözülemeyeceğini belirten Gözgeç, asıl hedefin tağşişli ürünlerin piyasaya çıkmadan engellenmesi olduğunu söyledi. Bunun için Türkiye'de de ulusal izlenebilirlik sağlayacak QR kod sisteminin hayata geçirilmesini önerdiklerini ifade eden Gözgeç, “Alkol ve sigaradaki bandrol sistemi gibi zeytinyağında da QR kod uygulaması olmalı. Rusya'da uygulanan 'Dürüst İşaret' sistemiyle ürünler piyasaya çıkmadan önce kayıt altına alınıyor ve tüm hareketleri izlenebiliyor. Önümüzdeki hafta bu sistemi ihracatçı birliklerimizde de değerlendireceğiz” dedi. QR kod uygulamasının belirli kriterleri sağlayan firmalara verilmesi gerektiğini vurgulayan Gözgeç, “İnternet üzerinden satış yapan birçok kişinin üretim tesisi bile yok. Apartman dairelerinden satış yapılıyor, marka tescili olmayan kişiler ürün pazarlıyor. Hatta üretim parti numaramızı kopyalayarak satış yapanlarla karşılaştık. Böyle bir sistem hem tüketiciyi hem de gerçek üreticiyi koruyacaktır” diye konuştu.
ZEYTİNYAĞI DA TURİZM KADAR ÖNE ÇIKMALI
EZZİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Kadri Güneş ise Türkiye'nin zeytinyağıyla uluslararası alanda hak ettiği noktaya ulaşamadığını belirterek, bunun bir devlet politikası haline gelmesi gerektiğini söyledi. Güneş, “İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus ve Mısır'a baktığınızda turizmle birlikte zeytin ve zeytinyağının da ön plana çıktığını görüyorsunuz. Türkiye ise turizmde güçlü bir ülke olmasına rağmen zeytinyağında aynı başarıyı yakalayamıyor. Bunun artık milli bir ürün olarak görülmesi ve devlet politikası haline getirilmesi gerekiyor. Üreticiler ve ihracatçılar olarak elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz ancak belirli bir noktadan sonra tıkanıyoruz. Ülkemizin turizmden sonra zeytinyağıyla da anılması gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.