MERVE AĞRIÇ- ÖZEL HABER - Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza hükümlerinde önemli değişiklikler öngörüyor. Teklif, çocuklara uygulanacak hapis cezalarının artırılmasını ve bazı suçlarda yaş indiriminin sınırlandırılmasını içerirken, İzmir Barosu Genel Sekreteri ve Çocuk Hakları Merkezi’nden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Zöhre Dalkıran, düzenlemenin çocukları suçtan uzaklaştırmayacağını, asıl çözümün çocukların suçla temasına neden olan toplumsal koşulların ortadan kaldırılmasından geçtiğini söyledi. Aynı zamanda Dalkıran, ağır cezaların daha ağır sonuçlar doğurabileceğinin altını çizdi.
TOPLUMSAL KOŞULLAR
Teklifin kabulünün mümkün olmadığını vurgulayan Dalkıran, “Adli süreçlere mecburen dahil olan çocuklara daha ağır cezalar öngörülmesi bir çelişki. Çocukları cezalandırmanın ya da ceza miktarlarını artırmanın, onların suçla karşı karşıya kalmasını engelleyeceğini düşünmüyoruz. ‘Suça sürüklenen çocuk’ deniliyor. Oysa bu çocuklar aynı zamanda suçun mağduru. Çocuğun suçlusu, suçsuzu, mağduru ya da tanığı olmaz. Herhangi bir adli süreçle karşı karşıya kalan her çocuğu, o sürecin ve yaşadığı uyuşmazlığın mağduru olarak değerlendiriyoruz. Çünkü onlar çocuk. İçinde bulundukları ya da bir şekilde dahil edildikleri olayların sonuçlarını tam olarak algılayabilmeleri ve bunların nedenlerini ortadan kaldırabilmeleri çoğu zaman mümkün değil. Toplumsal olarak okulda ya da oyun alanlarında olması gereken çocukların suçla yüz yüze gelmesinin sebebi, çocukların kendisi değil. Cezaları istediğiniz kadar ağırlaştırın, istediğiniz kadar artırın; bu, çocukların suçla temas etmesini asla değiştirmeyecek. Çünkü çözülmesi gereken, çocukların kendilerini bu ortamların içinde bulmasına ve suçla yüz yüze kalmasına neden olan toplumsal koşullar” diye konuştu.
REHABİLİTE EDİLMELİ
Türkiye’de çocukların eğitime erişimde çok ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu ifade eden Dalkıran, “Çocuklar yokluk ve yoksulluk içinde eğitim hakkına bile erişemezken, Çocuk Hakları Sözleşmesi yalnızca kağıt üzerinde kalmışken çocukların suçla temasının yüksek ceza miktarlarıyla engellenebileceği düşüncesi, siyasi iktidar için bir hayal; çocuklar için bir kabustan öteye gidemez. Çocukların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına erişimi de oldukça zayıf. Bugün yetişkin yurttaşlar bile konut hakkına ve sağlık hizmetlerine erişmekte zorlanırken, çocukların bu haklara erişebilmesi zaten mümkün değil. Dolayısıyla bu ülkede yoksulluğu ortadan kaldırmadığımız, çocukların eğitime erişimini ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almadığımız sürece bunları konuşmaya devam edeceğiz. Daha ağır cezalar ise daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Bu durum, suçla temas eden çocukların gerekli sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasını, dışlanmadan topluma yeniden kazandırılmasını ve kendilerini gerçekleştirebilecekleri bir yaşam kurmalarını daha da zorlaştıracaktır. Çocuk yoksulluğuyla mücadele konusunda çok daha kapsamlı politikaların hayata geçirilmesi ve iktidarın bu alanda etkin bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Ayrıca eğitime, sağlığa ve konut hakkına erişimi ciddi şekilde kısıtlı olan çocukların aileleriyle birlikte desteklenmesi büyük önem taşıyor” dedi.
BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM ŞART
Suçla temas eden çocukların ailelerine ceza verilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığının altını çizen Dalkıran, “Sonuçta cezai yaptırımı gerektiren bir olayın öznesi kimse, hukuk sistemimize göre bunun sonucuna da o katlanır. Bizim ceza sistemimiz ve hukuk düzenimiz bu ilke üzerine kurulmuştur. Bu, evrensel nitelikteki cezaların şahsiliği ilkesidir. Sadece çocuklar açısından bu ilkenin göz ardı edilmesi, ‘Çocukları cezalandırmak yetmiyor, ailelerini de cezalandıralım’ anlayışıyla hareket edilmesi kabul edilemez. Bütüncül politikalar üretmek ve uygulamak yerine, kestirme bir yöntemle ‘Onu da cezalandıralım, bunu da cezalandıralım’ yaklaşımı benimseniyor. Böyle giderse yakında aile yetmezse öğretmenlere de sorumluluk yüklenmeye başlanacak. Oysa Milli Eğitim Bakanlığı, belediyeler, barolar ve ilgili hukuk kurumları iş birliği içinde çok kapsamlı çalışmalar yürütebilir. Çocuklar okul çağına geldikleri andan itibaren, yaşlarına uygun bir dille hukuk, hak ve sorumluluk kavramlarını anlatabilecek eğitim modülleri hazırlanabilir. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin her yaş grubuna uygun içeriklerle bilinçlerinin artırılması mümkün. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ile baroların ortak yürüteceği çalışmalar çok faydalı olacaktır. Sadece çocukların değil, velilerin, ebeveynlerin ve eğitim kurumlarının da bilinçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü çocukların suçla bu kadar iç içe gelmesinin nedeni çocukların kendisi değil. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ise yalnızca yardım dağıtan değil, önleyici ve koruyucu politikalar geliştiren bir anlayışla hareket etmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu. Sözlerinin devamında ise Dalkıran, şu ifadelere yer verdi: “Çocuklara, velilere, bir şekilde herkese hukuk dışı sorumluluklar yüklenmeye çalışılıyor ancak burada önemli bir nokta var. Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre çocukların haklarının temini, onların suçtan uzak, esenlik içinde yaşamaları sözleşmeci devletlerin sorumluluğunda. Bu nedenle Yasa koyucular çocukları nasıl daha fazla cezalandırırız diye düşünmeden önce biz bu sorumlulukların hayata geçirilmesi için çocukların haklarının temin edilmesi ve esenlik içinde yaşayabilmeleri için neler yapabiliriz diye düşünmeli.”
HANGİ SUÇA NE KADAR CEZA
TBMM Genel Kurulu’nun 4 Ağustos Salı günü görüşmeye başlandığı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza hükümlerinde değişiklikler öngörüyor. Teklife göre, suçu işlediği sırada5-18 yaş arasında olan kişiler hakkında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda9 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise5 yıldan8 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Ayrıca kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında5-18 yaş grubundaki çocuklar için yaş indiriminin uygulanmamasına,2-15 yaş grubundaki çocuklar için ise bir üst yaş grubunun ceza rejiminin uygulanmasına hakim karar verebilecek. Düzenlemeyle, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi nedeniyle çocuğun silaha erişmesine neden olan kişiye de, fiil daha ağır bir suçu oluşturmadığı takdirde yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor.