36'ncı NATO Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen "Ankara'daki Müttefikler Programı" çerçevesindeki savunma panelinde Anadolu Ajansı'na değerlendirmelerde bulunan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Türkiye'nin savunma sanayi ekosisteminin NATO'nun önemli tedarikçilerinden biri olabilecek seviyeye ulaştığını ifade etti.
Türkiye'nin sahip olduğu üretim kabiliyetine dikkat çeken Akyol, “Ankara’dan açıkça belirtiyoruz ki, bugün sipariş verilmesi halinde, en karmaşık radar ve hava savunma sistemlerimizin birçoğunu iki yıldan kısa bir sürede tüm müttefiklerimize teslim edebiliriz” dedi.
Türkiye İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen panelde konuşan Akyol, Türkiye'nin NATO içerisindeki rolünün zamanla değiştiğini belirtti. Türkiye'nin "NATO.0" döneminde ağırlıklı olarak coğrafi konumuyla öne çıktığını, "NATO 2.0" döneminde ise ittifakın ikinci büyük askeri gücü olarak değerlendirildiğini söyledi.
Akyol, "NATO 3.0" döneminde ise savunma sanayisinin yeni belirleyici unsur olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin coğrafi konumunu, askeri gücünü ve savunma sanayi kapasitesini bir araya getirdiğini ifade etti.
ASELSAN'ın üretim kapasitesinin şirketi birçok Avrupa firmasından ayırdığını belirten Akyol, savunma sanayi ürünlerinde teslimat sürelerinin genellikle iki, üç hatta dört yılı bulabildiğini aktardı.
Akyol, "Geçen yılki başarılarımızdan biri, siparişlerimizin %28'ini aynı yıl içinde teslim etmemiz oldu. Bu, endüstriyel kapasitemizin bir sonucudur," dedi.
Şirketin son iki yılda seri üretim kapasitesini yüzde 40 artırdığını belirten Akyol, ASELSAN'ın Ankara'da 2 milyar doları aşan yatırımla dünyanın en büyük hava savunma altyapılarından birini kurduğunu söyledi.
ASELSAN'ın sahadan aldığı gerçek zamanlı geri bildirimlerle dinamik bir inovasyon süreci yürüttüğünü ifade eden Akyol, bu başarının yalnızca şirketle sınırlı olmadığını belirtti.
Akyol, “Bu sadece Aselsan ve Roketsan'ın başarısı değil, aynı zamanda bizi destekleyen 3.000'den fazla yerel firmanın oluşturduğu ekosistemimizin de başarısıdır. Bu, Türk savunma sanayisinin bir yeteneğidir” diye konuştu.
Avrupa'daki savunma sanayi teslimat süreçleri ve kapasitelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akyol, mevcut durumda Avrupa'da benzer bir kapasitenin bulunmadığını düşündüğünü ifade etti.
Avrupa hükümetlerine uzun vadeli savunma stratejileri kapsamında kapalı rekabet yerine açık rekabet anlayışını değerlendirme çağrısı yapan Akyol, “Açık rekabet, kullanıcıların daha düşük maliyetle daha yüksek kaliteli ürünler elde etmelerini sağlayacaktır,” dedi.
Türkiye'nin savunma sanayisi olarak daha iyi çözümler sunabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirten Akyol, bazı ülkelerde bu uygulamaların hayata geçirildiğini ve Türkiye'nin kapasitesinin açık olduğunu söyledi.
Akyol, Türkiye'nin ve Türk savunma sanayisinin NATO'nun güvenlik yapılanmasına geçmişe kıyasla daha fazla katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.