KEMAL ÖZKURT- ÖZEL HABER / İzmir’de görev yapan emniyet mensupları arasında yaşanan psikolojik ve ekonomik baskılar, personeli ‘silah bırakma’ noktasına getirdi. Edinilen bilgilere göre, kentteki polislerin yaklaşık yüzde 5’i, intihar etmemek ya da bir cinnet anında suç işlememek için silahlarını emniyete teslim ederek silahsız görev talep ediyor. Personeli bu karara iten süreçte; normal bir memurun ayda 160 saat çalışmasına karşın polisin 270 saate çıkan ağır mesaisi, amirlerle yaşanan tartışmalar sonrası kentin en uzak ilçelerine yapılan sürgün atamalar ve Türkiye genelinde her 5 günde bir meslektaşlarının intihar haberiyle sarsılmaları yatıyor. Polislerin içinde bulunduğu tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Polis Hakları Savunucusu emekli baş polis Yalçın Doğan, sahadaki çalışma koşullarının insanî sınırları aştığını belirtti. Doğan, “Çakma 12/36 sistemiyle resmi mesai 240 saate ulaşıyor, ek görevlerle bu süre 270-280 saati buluyor. Polis eve sadece uyumaya gidiyor” dedi. Aşırı mesainin psikolojiyi yıprattığını ve intihar riskini artırdığını vurgulayan Doğan, “Yeterince dinlenemeyen polis sağlıklı karar veremez. 160 saat de çalışsanız, 300 saat de aynı maaşı alıyorsunuz; fazla mesai ücreti yok” ifadelerini kullandı.
270 SAATLİK MESAİ
Türkiye’de 657 sayılı Kanun’a tabi normal bir devlet memuru ayda ortalama 160 saat çalışırken, İzmir’de görevli bir polisin çalışma süresi 270 saati buluyor, hatta bazı durumlarda bu süreyi bile aşabiliyor. Yasalar haftalık çalışma süresini 40 saat olarak belirlemiş olsa da sahada bu durum çok farklı işliyor. İzmir’deki polisler, ayda iki kez hafta sonu izinlerinin iptal edilmesinden ve sürekli ek görevlere çağrılmaktan şikayetçi. Özellikle maç günlerinde sabah erken saatlerde göreve giden bir memur, maç bittikten sonra gece mesaisine devam etmek zorunda kalıyor. Dinlenme vakti bulamayan personel, bu temponun hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı bozduğunu ifade ediyor.
UZAK İLÇEYE SÜRGÜN
Teşkilat içinde haklarını arayan veya üst amirleriyle tartışma yaşayan memurlar, “hizmet gereği” adı altında İzmir’in merkezine en uzak ilçelerine atanarak cezalandırılıyor. Bu atamalar, personelin sadece sosyal düzenini bozmakla kalmıyor, aynı zamanda ciddi bir kira yükünü de beraberinde getiriyor. İzmir genelinde Ocak 2025 itibarıyla kira artış oranları %58,51’e ulaşmış durumda. Şehrin bir ucundan diğer ucuna gönderilen memurlar, hem taşınma masrafları hem de fahiş kiralarla baş başa bırakılıyor. Sorunlarını amirlerine ileten personel ise çözüm yerine alaycı tavırlarla karşılaştığını ve seslerini duyuramadıklarını belirtiyor.
HER 5 GÜNDE BİR CAN KAYBI
Ağır çalışma şartları ve hiyerarşik baskıların en ağır sonucu intihar vakalarındaki artışla görülüyor. Türkiye genelinde 2021 yılında 50 olan polis intiharı sayısı, 2025 yılında 82’ye yükseldi. 2026 yılının ilk aylarında ise şimdiden 11 personel hayatına son verdi; bu veriler emniyet teşkilatında ortalama her 5 günde bir intihar vakası yaşandığını ortaya koyuyor. Yapılan anketler, her 100 polisten yaklaşık 35’inin meslek hayatı boyunca en az bir kez intihar etmeyi düşündüğünü gösteriyor. İzmir sokaklarında güvenliği sağlayan polislerin büyük bir bölümü, bu ağır şartlar altında kendi hayatlarını koruma mücadelesi veriyor.
280 SAATLİK MESAİ KISKACI
Emniyet teşkilatındaki çalışma saatlerinin insani sınırları çoktan aştığını vurgulayan Doğan, normal bir devlet memurunun ayda ortalama 160 saat mesai yaptığı Türkiye’de, bir polis memurunun 270 saati bulan mesai saatleriyle çalıştığını söyledi. Polislerin mesai saatleri dışında çıkan ek görevlerle mesai saatlerinin katlandığını ifade eden Doğan, “Çakma 12/36 diye adlandırılan bir düzen uygulanıyor. Bu sistemde, ek görevler hariç sadece resmi mesai süresi aylık ortalama 240 saate denk geliyor. Gece mesaisinden çıktıktan sonra maça gönderilen, konser güvenliğine yazılan ya da sabah saatlerinde tekrar göreve çağrılan polisler var. Tüm bunlar eklendiğinde aylık çalışma süresi 270-280 saati rahatlıkla buluyor” diye konuştu.
KARŞILIK ALAMIYOR
Yoğun temponun sadece fiziksel değil, derin bir psikolojik yıkımı da beraberinde getirdiğini ifade eden Doğan, Bu çalışma düzeni polislerin aile ve sosyal hayatını doğrudan etkiliyor. Kendinize zaman ayıramıyorsunuz. Eşinizle, çocuğunuzla vakit geçiremiyorsunuz. Sosyal hayatınız neredeyse ortadan kalkıyor. Sürekli işe gidip geliyor, yorgunluktan sadece dinlenmeye çalışıyorsunuz. Bu durum psikolojiyi yıpratıyor ve kontrol kaybına yol açabiliyor. Yeterince dinlenemeyen bir insanın sağlıklı düşünmesi ve sağlıklı karar vermesi zorlaşıyor. İntiharların nedenlerinden biri de aşırı mesai, mobbing, baskı ve sahipsizlik duygusu. Üstelik bu kadar ağır çalışmaya rağmen karşılığı alınamıyor. 160 saat çalışsanız da 300 saat çalışsanız da maaş aynı. Polislerde fazla mesai ücreti yok. Geçmişte de yoktu, bugün de yok” dedi.
1930’LARDAN KALMA KANUNLAR
Polislerin hukuksal bir koruma kalkanından yoksun olduğunu ve 1934 ile 1937 yıllarından kalma, güncelliğini yitirmiş kanunlarla (PVSK ve ETK) görev yapmaya zorlandığını belirten Yalçın Doğan, sistemdeki mevzuat karmaşasına dikkat çekti. Sahada uygulanan yasaların adliyede karşılık bulmadığını ifade eden Doğan, “Polis sahada PVSK’ya göre hareket ediyor ancak adliyeye gittiğinde Türk Ceza Kanunu ile karşı karşıya kalıyor. Vatandaşla yaşanan en ufak sürtüşmede korumasız bırakılan memur, yıllarca süren mahkemelerle boğuşuyor. Bu kaosun çözümü için haftalık 40 saat çalışma süresini netleştiren ve fazla mesai ücretini yasal güvenceye alan modern bir ‘Polis Meslek Kanunu’ ivedilikle çıkarılmalıdır” diye belirtti.
EMEKLİDEKİ 3600 UÇURUMU
Sorunların emeklilik döneminde de katlanarak devam ettiğini ve teşkilat mensupları arasında sınıfsal bir ayrım yaratıldığını söyleyen Doğan, 3600 ek gösterge adaletsizliğine tepki gösterdi. Eğitim farkı gözetilerek yapılan maaş düzenlemesinin vicdanları yaraladığını belirten Doğan, “Aynı kurşuna göğüs geren, aynı yağmurda nöbet tutan personelden lise mezunu olanlar bugün 28 bin TL ile açlığa mahkum edilirken, üniversite mezunları 43 bin TL alıyor. Bu vefasızlık nedeniyle 60 yaşındaki emekli polislerimiz bugün geçinebilmek için kağıt topluyor ya da gece bekçiliği yapıyor. 3600 ek gösterge, eğitim farkı gözetmeksizin tüm teşkilat mensuplarına verilmesi gereken bir vefa borcudur” ifadelerini kullandı.