Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanlığı Eğitim Daire Başkanlığı’nda düzenlenen11’inci Dönem Kaymakamlık Kursu kapsamında kaymakam adaylarıyla buluştu. Mülkiye ve adliyenin devletin iki eli olduğunu belirten Gürlek, kaymakam adaylarına kamu görevinde hukuk, vicdan, güven ve kurumlar arası uyumun önemine ilişkin mesajlar verdi. Gürlek, adliye ile idarenin uyum içinde çalışmasının önemine dikkat çekerek, “Ankara'da imzalanan bir protokol, ilçede karşılığını bulmuyorsa o protokol yalnızca bir kağıttır” ifadelerini kullandı.
“MÜLKİYE VE ADLİYE DEVLETİN İKİ ELİ”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, mülkiye ve adliye olmak üzere devletin iki eli bulunduğunu belirterek, bu iki geleneğin yüzyıllardır yan yana yürüdüğünü söyledi. Gürlek, “Biri düzeni kurar, diğeri hakkı teslim eder. Biri toplumu yönetir, diğeri toplumda adalet unsurlarını gözetir. Biri ne yapılmalı diye sorar, diğeri ne olmuş diye. Yüzyıllardır bu iki gelenek yan yana yürüdü. Bazen aynı binada, çoğu zaman aynı kasabada, çok kere aynı sofrada. Bu iki geleneğin birbirine bakışı aslında bir devletin olgunluk düzeyinin de en sağlam göstergesidir” diye konuştu.
“ADLİYE İLE İDARE UYUM İÇERİSİNDE OLDUĞU ZAMAN BAŞARI GELİR”
Adalet ile idarenin birbirinin rakibi ya da denetçisi olmadığını vurgulayan Gürlek, iki kurumun aynı gövdeye bağlı iki el olduğunu söyledi. Gürlek, “Birbirinin denetçisi de değildir. Aynı gövdeye bağlı iki eldir. Sağ el ne yaptığını bilmeden hareket ederse sol el onu düzeltmek zorunda kalır. Ama iki el birbirinin işine karışırsa gövde felç olur. Bunu size soyut bir güzel söz olarak söylemiyorum. Merkezde bunun karşılığı fiilen vardır. Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı bugün ortak eylem planları üzerinden çalışıyor. Organize suçla, uyuşturucuyla mücadeleden çocuk adalet sistemine, kadına yönelik şiddete karşı ve siber suçlara karşı biliyorsunuz birçok operasyonu ortak yaptık. Aslında bu operasyonlardaki başarımız da iki bakanlığın ortak tek bir gövde olarak hareket etmesinden kaynaklanıyor. Bizim merkezi anlamda kurmuş olduğumuz bu iş birliği taşradaki karşılığı sizsiniz. Ankara'da imzalanan bir protokol, ilçede karşılığını bulmuyorsa o protokol yalnızca bir kağıttır. Yani adliye ile idare bir uyum içerisinde olduğu zaman başarı gelir” dedi. Gürlek, Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının organize suç, uyuşturucuyla mücadele, çocuk adalet sistemi, kadına yönelik şiddet ve siber suçlarla mücadele gibi alanlarda ortak çalışmalar yürüttüğünü belirterek, merkezde oluşturulan iş birliğinin taşradaki karşılığının kaymakamlar olduğunu ifade etti.
“ZİNCİRİN HALKALARINDA KOPMA OLMAMALI”
Adaletin yalnızca bir görev veya işleyiş meselesi olmadığını, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Gürlek, kamu hizmetlerinde süreklilik ve güvenin önemine dikkat çekti. Gürlek, “Adalet yalnızca bir görev, bir işleyiş meselesi değil, aynı zamanda vatandaşa verilen vaatler zinciridir. Bu zincirin halkalarında kopma olmamalıdır. Adalet Bakanlığı dışarıdan bakıldığında mahkeme binaları, dosyalar ve duruşma salonları gibi görünse de arkasında yoğun bir gündem, devasa bir kadro ve yargı kurumları ile doludur. Adalet, vatandaşa sunulan sıradan bir hizmet değil, devletin vatandaşına verdiği bir sözdür” ifadelerini kullandı.
“KAYBEDİLEN GÜVENİ GERİ KAZANMAK YILLAR SÜREBİLİR”
Kamu görevinde güven unsurunun belirleyici olduğunu söyleyen Gürlek, hizmetlerde yaşanabilecek gecikmelerin telafi edilebileceğini ancak devletin verdiği sözün tutulmamasının vatandaşın devlete olan güvenini zedeleyebileceğini belirtti. Gürlek, “Hizmet gecikebilir, vatandaş söylenir ve geçer. Ama söz tutulmazsa vatandaş devletten kopar. Bir insanın devletine olan güvenini kaybettiği an, o güveni geri kazanmak yıllar sürebilir” dedi.
“ADALET SADECE HAKKINI ARAYACAK VAKTİ, PARASI VE CESARETİ OLANLARA AÇIKSA ADALET DEĞİLDİR”
Adalet anlayışlarının erişilebilirlik, makullük ve insan onuru olmak üzere üç temel ayağı bulunduğunu belirten Gürlek, bu ilkelerin mülki idare amirleri açısından da önem taşıdığını söyledi. Adli yardım, mağdur hizmetleri, dijital adalet altyapısı, e-Duruşma ve UYAP gibi uygulamaların vatandaşın adalete erişimini kolaylaştırmayı amaçladığını ifade eden Gürlek, “Adalet sadece hakkını arayacak vakti, parası ve cesareti olanlara açıksa adalet değildir” dedi.
“DENGE, BU MESLEĞİN EN ZOR SANATIDIR”
Adaletin ikinci temel ayağının makullük olduğunu ifade eden Gürlek, yargı süreçlerinde yalnızca hızlı karar verilmesinin yeterli olmadığını, kararların sağlıklı ve hakkaniyetli olması gerektiğini vurguladı. Gürlek, “Geciken adaletin adalet olmadığını herkes söyler. Ben şunu da eklemek istiyorum; yeterince araştırılmadan, aceleye getirilerek ve hakkaniyet duygusunu zedeleyerek verilen bir karar da adaletin sağlanmasına hizmet etmez. Denge, bu mesleğin en zor sanatıdır” dedi.
“DEVLET EN ÇOK YETKİ KULLANDIĞI ANDA EN DİKKATLİ OLMALI”
İnsan onurunun adalet politikalarının merkezinde yer aldığını belirten Gürlek, kamu gücünü kullanan makamların sahip oldukları yetkinin sorumluluğunu da taşıdığını söyledi. Gürlek, “Devlet en çok yetki kullandığı anda en dikkatli olmak zorundadır. Çünkü özgürlük kısıtlama yetkisi devletin elindeki en ağır yüktür. Siz de yarın bu ağır yetkilerden bazılarını kullanacaksınız. Yaşınız genç olabilir ama o yetkinin ağırlığı yaşınıza göre hafiflemiyor” diye konuştu.
“İHBAR GÜVENE BAĞLIDIR”
Kaymakamlar ile yargı mensuplarının görev yaptıkları ilçelerde yakın çalışma ve sosyal çevre içerisinde bulunabileceğine dikkat çeken Gürlek, bu ilişkilerde mesleki etik ve kurumsal sınırların korunmasının önemini vurguladı. Vatandaşın devletle en sık karşılaştığı alanlardan birinin kolluk birimleri olduğunu belirten Gürlek, mülki idare amirlerinin kolluğun vatandaşa yönelik tutumunu yakından takip etmesi gerektiğini söyledi. Gürlek, “İdare amiri olduğunuz kolluğun vatandaşa nasıl davrandığı ilçenizdeki en önemli performans göstergesidir. Yakalanan şüpheli sayısından daha önemlidir. Çünkü hukuki ilkelerden ayrılmayan kolluk gücü suçu bastırır, güvenilen yargı suçu önler ve suçu önlemenin tek yolu ihbardır. İhbar ise güvene bağlıdır. Kurumlarımıza güven olmaz ise yargıya ya da karakola giderken vatandaş tereddüt gösterir. Suç örgütünü haber vermez, kadına yönelik şiddeti bildirmez, aile çocuğunun kimlerle görüştüğüne ilişkin endişesini paylaşmaz. Bu nedenle kolluk-vatandaş arasındaki güven ilişkisi doğrudan doğruya bir güvenlik kapasitesidir” dedi. Gürlek, vatandaşın kolluğa duyduğu güven arttıkça adliyeye ve idareye duyduğu güvenin de güçleneceğini ifade etti.
“MÜHÜRLE ATTIĞINIZ İMZA DEVLETİNDİR”
Kaymakam adaylarına kamu görevinde yetki ve vicdan sorumluluğunu hatırlatan Gürlek, kaymakamlık makamının taşıdığı sorumluluğun kişisel yetkinin ötesinde olduğunu vurguladı. Gürlek, “Yarın size bir mühür verilecek. O mühür, üzerinde adınız yazmayan tek imzadır. Çünkü o mühürle attığınız imza sizin değil, devletindir. Ama o mührü tutan el sizin elinizdir. Ve o elin arkasında sizin vicdanınız vardır. Hukuk devleti Anayasa metninde değil, ilçedeki kaymakamın masasında yaşar. Bir insanın hakkını arayabildiği, bir memurun gerekçesiz karar veremediği, bir hakimin hiç kimseden telefon almadığı, bir çocuğun yasa dışı bir örgütün eline düşmeden önce fark edildiği bir ilçe, işte hukuk devleti orasıdır” ifadelerini kullandı. Kaymakamlık görevinin ağır ve şerefli bir sorumluluk olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, kaymakam adaylarına başarılar diledi. Gürlek, konuşmasında genç kaymakam adaylarıyla buluşmasına vesile olan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye teşekkür etti.