“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.”
Dükkana gelen ziyaretçilerini ve müşterilerini Halil Cibran’a ait olan bu sözlerle karşılıyor emekli sınıf öğretmeni Şenay Nemutlu. Gerçekten de soyadının hakkını vererek ‘Ne mutlu’ bir şekilde yaşamış bir kadın o. Retro, vintage ve hipster kıyafetler satan Alsancak Moda’nın sahibi emekli sınıf öğretmeni Şenay Nemutlu 25 yıllık meslek hayatının ardından hayalini kurduğu dükkanı açarak çeşitli ülkelerden topladığı kıyafetleri ve ruhu olduğuna inandığı ürünleri burada sergiliyor. 2013 yılında emekli olduktan sonra gezgin olmaya karar vererek dünyayı dolaşan Nemutlu, hayatını seyahat etmek üzerine kurguladığını ifade ederek okumak ve gezmenin kendisinin vizyonunu ve dünyaya bakış açısını değiştireceğini düşündüğü için seyahat etmeye başladığını söyledi. İlk başlarda sadece bir turist gibi çarşıları, pazarları ve tarihi yerleri gezerek alışverişler yaptığını anlatan emekli öğretmen, zamanla bir seyyah gibi gezmeye başladığını fark ederek; “Yola çıktığım zaman ne zaman geri döneceğimi hesaplamadan gezdim. Bir geri dönüş tarihi belirlemedim. Çalıştığım dönemlerde tatillerimi, hafta sonlarımı hep gezmeye ayırdım. Saymayı çok uzun zaman önce bıraktım ancak nereden baksanız 80 küsür ülke dolaştım” diye konuştu.
EŞİNİN GÖREVİNDEN DOLAYI BAŞLADI
“Benim gezme hikayem aslında şu şekilde başladı” diyerek anlatmaya başlayan Nemutlu: “Eşim harita ve kadastro mühendisiydi ve bundan yıllar önce çalışmak için Pakistan’a gitmişti. Onun görevinden dolayı da bana gezmek için bir fırsat doğmuş oldu. Örneğin o Azerbaycan’da çalışırken ben yanına gittiğimde çevredeki yakın olan ülkeleri de gezmeye giderdim. Bu ülkeleri iklim, coğrafya, sosyolojik, psikolojik ve antropolojik açıdan her yönden irdeleme imkanı buluyordum. Yeni bir coğrafya görmek, yeni bir iklim, yeni tatlar bunların hepsi beni çok fazla cezbediyordu. Öyle olunca da anısı olsun diye gittiğim her yerden alış verişler yapmaya başladım. Tabi bu alış verişlerin dozunu da kaçırmaya başlayınca şöyle bir hayal kurdum; dünyanın her tarafından topladığım bu ürünleri emekli olduğum zaman bir dükkan açıp insanlara sunmak istedim. Bu fikrimi emekli olduktan 5 yıl sonra ancak gerçekleştirebildim” diye belirtti.
100 YILLIK ELBİSE!
Burada ailesinden kalan çok fazla ürün olduğunun da altını çizen Nemutlu: “Benim dedem zamanında Halep’te, Şam’da ve Beyrut’ta uzun yıllar bulunmuş bir adam. Oradan aldıkları kumaşlarla dikilmiş elbiseler var. Burada o kadar çok hikayesi ve ruhu olan ürün var ki onlara dokunduğum zaman tüylerim diken diken oluyor. Bir öğretmen arkadaşım bana bir gün; ‘Seni, seninle aynı ruha sahip olan birisiyle tanıştıracağım” dedi ve tanıştırdığı kişi bana çantasında bir hediye getirdi. Bu hediye yaklaşık00 yıllık bir elbiseydi ve bu elbisenin hikayesi de şu; babaannesi dedesi ile sözlendiği zaman bu elbiseyi diktirmişler. Babaannesi bu elbiseyi hayatı boyunca her özel günde çocuklarının sünnetinde, torunlarının düğününde, ölenlerin mevlitlerinde her yerde bu elbiseyi giymiş. O elbise onun en özel elbisesiymiş” diyerek etkileyici bir hikaye aktardı. Nemutlu, burada bir de Suudi Arabistan’ın eski kralı olan Kral Fahd’ın Türk (Sakaryalı) olan annesinin özel terzisine ait kıyafetlerin de yer aldığını vurgulayarak: “Fahd’ın üvey annesi henüz6-17 yaşlarında genç bir kız olduğu zamanlarda Ankara’da Amerikan Koleji’nde okurken aşık olup evlenerek Suudi Arabistan’a gidiyor ve kendi özel terzisini de Türkiye’den Edremit’ten bir hanımı terzi olarak götürüyor. Bu kadın uzun yıllar boyunca her gün bir elbise dikiyor. Şimdi burada Kral Fahd’ın annesine ait olan bir ayakkabı sergileniyor. Bir de eski İran Şahı Rıza Pehlevi’nin kızının bale ve dans hocası olan Sahra Gülyüz’ün beresi burada bulunuyor” dedi.
‘ASKIDA GİYSİ’ DE VAR!
Buranın aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi gibi de işlediğini belirten Nemutlu: “Burada çok pahalı ürünler satmıyoruz. Buradaki ürünlerin bir ruhu olduğuna inandığım için onları alıp kendi ruhunu içine katabilecek insanların sahip olmasını istiyorum. Biraz da sosyal sorumluluk projesi olarak işliyor. Bütün öğrenciler, öğretmenler, akademisyenler istedikleri her şeye bizden 20 lira gibi çok cüzi bir rakama sahip olabiliyorlar. Ayrıca askıda giysi uygulamamız da var. İhtiyacı olan öğrenciler için güneş gözlüğünden kıyafete tutun da ayakkabıya kadar her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir mekan burası. Alsancak’a yolu düşen herkesi dükkanımızı ziyaret etmeye ve bir çayımızı içmeye bekliyoruz. Ben bütün gelenlere de şunu söylüyorum gençlerin öngörülerine çok inanıyorum. Bizim dünde kaldığımız bugünü yaşadığımızı onların da gelecek olduğunu söylüyorum. Gençler bunu duyunca çok mutlu oluyorlar. Çünkü genellikle büyükler gençlere her zaman ‘Benim tecrübelerimle yaşa’ imajını veriyor. Ben onlara her zaman Halil Cibran’ın ‘Okçu’ diye tabir ettiğim bir şiirini de örnek gösteriyorum” ifadelerine yer verdi.