GÜNDEM

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Diplomasi" çağrısı: Silahın yerini müzakere almalı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD-İsrail ve İran arasındaki ateşkese ilişkin ''Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz'' dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Antalya Diplomasi Forumu Resmi Açılış Töreni"nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından bazı kısımlar şöyle: 

"Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir.

(ABD-İsrail ve İran arasında) 15 günlük ateşkesten memnunuz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerelerin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir.

Tarafların uzlaşmacı anlayışla hareket etmeleri önem arz ediyor. İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalıdır.

Hürmüz'le ilgili bizim tavrımız çok nettir. Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır.

Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla işbirliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum.

"TÜRKİYE KOLAYLAŞTIRICI ADIMA HAZIR"

(Rusya-Ukrayna)Türkiye, tarafların istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamında kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır.

Komşumuz Suriye'de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi bölgemizin geleceği için hayati önemdedir.

Tarih boyunca adalet dayanışmayla sağlanmıştır. Bir toplu ayakta tutan dayanışmadır."

"Güç dağılımı değişiyor, evet aktörler değişiyor. Bütün bunlar bizim sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. İnsan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Gazze'de yaşananları yalnızca insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Mevcut düzenin kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir.

Eğer bir sistem, kuvözdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa bu yapısal bir çürüme değil midir? Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir.

Türkiye doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır. Komşumuz Suriye'de istikrarın güçlendirilmesi ve bölgemizin geleceği için hayati önemdedir."