GÜNDEM

DEM Parti'li Bakırhan: Çerçeve yasa tarihi eşiğin hukukla aşılmasının ilk adımıdır

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Bugüne kadar tarihi adımlar atıldı. Şimdi bu adımları hukuka bağlama zamanıdır. Çerçeve yasa, tarihi eşiğin hukukla aşılmasının ilk adımıdır" dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Bakırhan, çerçeve yasaya ilişkin, "Güçlü bir başlangıç için güçlü bir demokrasi ekmek ve su kadar gereklidir. Herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği, karar ve yönetime katıldığı demokratik bir düzen olmalıdır. Artık demokrasiyi bir sahne dekoru olmaktan çıkarmalıyız. Özgür siyaset, eşit ekonomi, adil hukuk ve güçlü demokrasi bir arada yaşamın temel kolonlarıdır. Unutmayalım bir yapı en zayıf kolonu kadar sağlamdır. Biri zayıf kalırsa hepsi eksik kalır. Bu sebeple hukuku es geçen bir ekonomi olmaz, demokrasisi zayıf olan bir siyaset ne içeride ne de dışarıda güven vermez. Bütün bunların bir gecede gerçekleşmeyeceğini mücadele eden arkadaşlarımız çok iyi biliyor. Ama bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey, atılan ilk adımdır. Çerçeve yasa işte böyle bir adımdır. Meclis'in önüne gelecek çerçeve yasa, teknik bir düzenleme değildir. Bu yasa silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak ve demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir. Şimdi bu eşiği geçmek için o ilk adımı hep beraber atalım. Bu yasayı demokratik bir yürüyüşün başlangıcına dönüştürelim" ifadelerini kullandı.

'YASA YENİ BİR DÖNEMİN KAPISINI ARALAR'

'Terörsüz Türkiye' sürecinde yaşanan gelişmeleri hatırlatan Bakırhan, sürecin bir fırsat olarak görülüp hareket edilmesi gerektiğini de ekledi. Bakırhan, "Bugüne kadar tarihi adımlar atıldı. Şimdi bu adımları hukuka bağlama zamanıdır. Çerçeve yasa tarihi eşiğin hukukla aşılmasının ilk adımıdır. Bu ilk adımı hep beraber atalım ve önümüzdeki uzun yolu hep birlikte yürüyelim. Tek bir yasal düzenleme yüz yıllık bir meselenin bütün siyasal ve toplumsal yükünü bir günde ortadan kaldırmaz ama yine de çok önemli bir iş yapar. Meseleyi şiddet zemininden siyasetin ve hukukun zeminine taşır. Bu yasa silahın sustuğu yerde sözün, sözün olduğu yerde siyasetin önünü açar ve demokratik siyasetin önündeki engelleri kaldıracak yeni bir dönemin kapısını aralar. Aynen İrlanda'daki gibi burada da 86 milyonun kaderinde ilk defa umut ve tarihin aynı kafiyeye düştüğüne şahitlik ediyoruz. Bu başarı 86 milyonundur, Barış Annelerinindir, sokakta mücadele eden sizlerindir. Bu umut ve başarı hepimizindir" diye konuştu.

'AYRICALIK YASASI DEĞİLDİR'

Bakırhan, siyaset ve demokratik müzakereye güçlü bir şans verilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Açıkça ifade ediyoruz; çerçeve yasa bir ayrıcalık yasası değildir. Tarihsel bir sorunun çözümü için geçiş sürecini demokratik ve hukuk güvencesine kavuşturma yasasıdır. Yüz yıldır yok sayılan Kürt meselesinin ilk defa müzakereye dayalı yasal çerçeve ile tanışmasıdır. Çerçeve yasa barışa kapı aralanmasıdır. Barış, çatışmayı yeniden üreten koşulları ortadan kaldırır. Yasa tam da bunun için gereklidir; çatışmalı dönemi sona erdirmek, kalıcı barışın kapılarını açmak için vardır. Bu yasayla kalıcı barışın hukukunu güçlendirmeliyiz. Barışın kalıcılaşması için Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalıdır, Meclis tarihi rolünü oynamalıdır. Meclis uhdesinde Barış İzleme Kurulu mekanizması kurulmalıdır. Tüm partilerin katılımıyla süreç; demokratik katılım ve şeffaflık içerisinde sürdürülmelidir ve bu yasa ile işimiz bitmeyecek, mücadelemiz yeni başlayacak. Bu yasa ile birlikte daha fazla mücadele edeceğiz, kenetleneceğiz, inançlar, halklar, ezilenlerle birlikte demokratik mücadeleyi yürüterek yolumuza devam edeceğiz. Çerçeve yasayı güçlendirecek siyasi, hukuki ve idari düzenlemeler sonbahardan itibaren hayata geçirilmelidir. Sonbaharda TBMM'nin açılışı ile beraber bir yol haritası çıkarmalıyız. Bu yol haritasında eşit yurttaşlığı güvence altına alan, demokratik siyasetin önündeki hukuki ve idari engelleri kaldıran, demokratik katılımı güçlendiren, dil, kültür ve inanç örgütlenmesinin önündeki engelleri kaldıran, yerel demokrasinin alanını güçlendiren, kayyımlara son veren, cezada adalet, infazda eşitliği karşılayan demokratik ve hukuki reformları hayata geçirmeliyiz. Bu sebeple diyoruz ki; ağustos ayı çerçeve yasa ile barışın temellerini atmanın ayı olsun. Ekim ayı ise demokratik Türkiye'nin inşasında bir bahar ayı olsun" değerlendirmesinde bulundu.