İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, "Terörsüz Türkiye" açıklamaları ve yeni süreç iddialarına sert tepki göstererek, Öcalan'ın bir terör hükümlüsü olduğunu belirtti ve cumhuriyet savcılarına "Harekete geçin" çağrısında bulundu.
Çözüm sürecine ilişkin çıkışları üzerinden MHP lideri Bahçeli'yi hedef alan Dervişoğlu "Lafı uzatmaya, süslü cümleler kurmaya, uzun uzun laflar edip, koca koca paragraflar yazmaya gerek yoktur! PKK bir terör örgütüdür! Abdullah Öcalan, 25 yıldır terörü İmralı’dan yöneten elebaşıdır! Umut hakkı diye, milleti alıştırmaya çalıştığınız ihanete yegâne cevabım ise açık ve nettir: Öcalan’ın son suçu son şehidimizdir. Hiç kimse ona umut bahşetmesin" dedi.
Terör örgütünün kendisini feshetmesinin mümkün olmadığını bildiren İYİ Parti lideri, şöyle devam etti:
- Öcalan’ın statüsü bellidir: Bir terör hükümlüsüdür. Kürtlerin temsilcisi de, lideri de değildir. Siyasallaşma başlığı altında ona rol biçilemez. Örgüt mensuplarına ulaşması, talimat iletmesi, temas etmesi kabul edilemez. Bu, örgütü yönetmek, talimat vermek demektir. Sarayın savcıları oturadursunlar, Cumhuriyetin Savcılarını göreve çağırıyorum: Malum şahısların ellerine tutuşturulan, menşei meçhul istihbarat raporlarının altına imza atarak dolaşıma sokması da teröre yardım ve yataklıktır. Terör propagandasıdır. Terörü galip göstermektir. Cumhuriyete sahip çıkmak için daha neyi bekliyorsunuz? Bu, barış değildir, kardeşlik değildir, demokratikleşme değildir, gaflettir. Bu dalalettir. Hatta hıyanettir. İmralı’dan medet ummaksa kardeşlik değil, kalleşliktir, kalleşlik.
KARNINIZDAN KONUŞMAYI BIRAKIN
Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin son açıklamalarına da tepki gösterdi:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörle mücadele ile ilgili bir tek koordinasyon merkezi vardır. O da Milli Güvenlik Kurulu’dur. Şimdi soruyorum: Getirdiğiniz tek adamlığınızda, heveslendiğiniz hanedan rejimiyle, PKK yerine MGK’yı mı feshetmeye çalışıyorsunuz? Bu densizliklerin, bu cüretin kaynağı nedir? Karnınızdan konuşmayı bırakın çıkın bu millete bunun cevabını verin. Bir de dünyadan örnekler veriyorlar. Kuzey İrlanda diyorlar, IRA diyorlar, İspanya diyorlar, ETA diyorlar…
Hayır. Türkiye’nin tarihini, devlet yapısını, terörle mücadelesini, başka ülkelerin şartlarıyla sulandıramazsınız. Kuzey İrlanda başka bir tarihtir. IRA başka bir örgüt yapısıdır. Oradaki mezhepsel, tarihsel ve siyasal zemin bambaşkadır. Kesindir ki Türkiye, bir sömürge imparatorluğunun ardılı değildir. Anadolu, bir ada değildir. Kürtler İrlandalı değildir. Ama bir şey artık tescillidir ki: Sen içimizdeki İrlandalısın, sen içimizdeki İrlandalısın.
Şimdi dikkat ediniz. Bir tarafta Bahçeli 'İmralı’ya statü' arıyor. Diğer tarafta Saray’ın adaletten münezzeh hukuk aklı, 'geçiş süreci' diyor, 'müstakil kanun' diyor. 'Komisyon raporu' diyor. 'Demokrasi ve hukuk reformu' diyor. Bir başka tarafta da iktidar, 'yeni anayasa' diyor. İmralı’ya statü arayan akıl ile yeni anayasa arayan akıl aynı mıdır? Erdoğan’a soruyorum: Bunlar birbirinden bağımsız sözler midir? Yoksa aynı siyasi mühendisliğin farklı cümleleri midir? Kim, kimin adına konuşuyor Sayın Erdoğan, ortağın mı yoksa danışmanın mı senin adına konuşuyor?
'Örgüt silah bırakmasa da olur' diyen acilci mankurtla, devletin güvenlik ve istihbarat birimlerinin çelişmesinin sebebi nedir? Bir tarafta Öcalan’a rol biçilmektedir, bir tarafta Meclis, bu sürecin vitrini hâline getirilmek istenmektedir, bir tarafta geçici kanunlarla hukuk rafa kaldırılmaktadır. Öte tarafta da 'yeni anayasa' diyerek tek adam rejiminin kalıcılığı hesaplanmaktadır. Vallahi de billahi de artık eminim. Verilmiş bir sadakamız var ki devletimiz hala ayakta. Sizle bile ayakta, size rağmen ayakta. Ne büyük bir milletmişiz anlayın artık.