Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Konferans Salonu'nda düzenlenen programın ilk dersine, 81 ilde görev yapan eğitim kurumu yöneticileri dijital platformlar üzerinden canlı bağlantıyla katılım sağladı. Ülke genelinde özel okullarla birlikte eğitim kurumu sayısının 75 binin üzerine çıktığına dikkat çeken Bakan Tekin, bu sayısal artışın ve sosyal imkanların profesyonel idareci ihtiyacını da beraberinde getirdiğini belirtti. Geçen yıl kurulan Milli Eğitim Akademisinin; mesleğe yeni adım atacakların eğitimi, mevcut öğretmenlerin gelişimi ve yöneticilerin desteklenmesi olmak üzere üç temel işlevi yerine getirdiğini anımsattı.
EĞİTİM KURUMLARINDA İNSANİ VE AHLAKİ İKLİM VURGUSU
Okul yönetiminde düzenin, planlamanın ve disiplinin vazgeçilmez yapı taşları olduğunu ifade eden Bakan Yusuf Tekin, idarecilere seslenerek yönetim ahlakının önemine değindi: "Bu ilk dersimizin, asırlara sari maarif irfanımızdan beslenen yönetim ahlakımızı bugünün imkanlarıyla buluşturan güçlü bir başlangıç olmasını temenni ediyorum. Medeniyetimizin insana, bilgiye, ahlaka, emeğe ve emanete dair derin birikimini okullarımızın gündelik hayatına taşıyacak yeni bir dikkat, yeni bir heyecan ve yeni bir sorumluluk iklimini hep birlikte büyüteceğiz. Sizler yıllardır bu ülkenin en ağır, en hassas, en bereketli emanetlerinden birine nezaret ediyorsunuz. Bir eğitim kurumunun kapısı açıldığı andan itibaren evlatlarımızla beraber ailelerimizin bir arada yürümesi, öğretmenlerimizin alın terinin anlam kazanması, devletimizin şefkatinin çocuklarımıza gösterilmesi ve çocuklarımızın yarınlara dair umutlarının yeşermesi sizlerin katkısıyla oluyor."
Kurumsal başarının sadece kurallarla değil, okul içindeki manevi atmosferle mühürlendiğini belirten Tekin, şu değerlendirmeyi yaptı: "Fakat bu unsurlara asıl değerini veren şey, kurumun içine sinen insani ve ahlaki iklimdir. Bizim aradığımız güç, işleyişle gönül bağını, disiplinle merhameti, başarıyla şahsiyeti aynı zeminde buluşturabilecek güçtür."
Başarılı bir kurum ikliminin inşa edilmesinin yöneticinin duruşuna bağlı olduğunu söyleyen Tekin, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Bu iklim sabır ister, adalet ister, feraset ister. İnsanı tanıyan bir kalp, kurumu ayakta tutan bir akıl, emaneti omuzlayacak sağlam bir irade ister."
Yöneticiliğin nefisle ve anlık kolaylıklarla mücadele gerektiren ağır bir vicdan muhasebesi olduğunu belirten Bakan Tekin, idari ahlaka dair şu temennide bulundu: "Kanaatimce bugün burada yaptığımız ilk dersin en hayati tarafı da burasıdır. Diliyorum ki bu ilk ders, yıllar sonra da hepimizin hafızasında bir yönetici ahlakı çağrısı olarak yer etsin."
Konuşmasında tarihi ve felsefi referanslara da yer veren Tekin, Hazreti Ali'nin liyakat ve hakkaniyet ölçülerinin günümüz yöneticileri için de temel bir rehber niteliğinde olduğunu ifade etti: "Hazreti Ali, Malik el-Eşter'e şöyle diyor; 'İnsanlara merhametle yaklaş. Adaleti en yakından başlayarak koru. Sevdiğin, yakın gördüğün, kayırmaya meylettiğin kimseler söz konusu olduğunda da hakkaniyetten ayrılma. İstişareyi terk etme. Görev vereceğin kişide ehliyet, ahlak ve güven ara. Halktan uzaklaşma. İhtiyaç sahibinin derdini gör. Öfkeni dizginle. Verdiğin sözün arkasında dur.' Burada hepimizin üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir ölçü vardır. Çünkü bir yöneticinin asıl imtihanı çoğu zaman uzakla değil, yakınla başlar. Sevdiğiyle, alıştığıyla, kendisine benzeyenle, kendisine yakın duranlarla sınanır."
Sosyolog İbn Haldun'un toplumsal dayanışma ve güven ilkelerine de atıfta bulunan Bakan Tekin, eğitim kurumlarının ayakta kalmasının ortak hedeflere inanmaktan geçtiğini anımsattı.
ÇAĞIN DEĞİŞEN ŞARTLARI VE AĞIRLAŞAN SORUMLULUKLAR
Gelişen teknoloji ve dijital mecraların çocukların dünyasını erken yaşta şekillendirdiğini, bu durumun hem ailelerin beklentilerini artırdığını hem de eğitimcilerin omuzlarındaki yükü fazlasıyla ağırlaştırdığını belirten Bakan Tekin, şu kritik tespiti paylaştı: "Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki toplumsal rollerine yetişemeyen aileler, çocuklarıyla ilgili beklentilerini öğretmenlerimiz, idarecilerim ve eğitim kurumlarımız üzerinden yürütmeye başladı. Dijital mecralar öğrencilerimizin zihnine ve kalbine çok erken yaşlarda temas etmeye başladı. Öğretmenlerimizin ve bizlerin yükü ağırlaştı. Okulun rehberlik sorumluluğu, iletişim dili, krizlere hazırlığı, güvenlik hassasiyeti, teknoloji yönetimi, çevre bilinci ve toplumsal sorumluluk alanı her geçen gün daha da büyük bir dikkat ister hale geldi."
Bu doğrultuda tecrübenin yenilenmesi gerektiğinin altını çizen Tekin, akademinin vizyonunu şu sözlerle aktardı: "Böyle bir zamanda tecrübeyi kendi akışına bırakmak yerine, onu sürekli besleyen, yenileyen, derinleştiren ve çağın şartları karşısında daha güçlü kılan bir irade ortaya koymak zorundayız. Milli Eğitim Akademisi çatısı altında başlattığımız bu program da bu iradenin somut tezahürüdür. Yıllardır sahada taşıdığınız tecrübeyi size yeniden anlatmak için bir araya gelmiş değiliz. O tecrübeyi, çağın değişen şartları karşısında daha güçlü, daha donanımlı, daha kuşatıcı bir yönetim ufkuyla buluşturmak için buradayız. Milli Eğitim Akademimizin yürüttüğü bu program, eğitim liderliğinden kurum kültürüne, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'mizden veriye dayalı karar almaya, yönetsel etikten kriz yönetimine, teknoloji yönetiminden çevre bilincine kadar uzanan çok güçlü bir çerçeveyi sunacak. Biz bu çerçeveyi eğitim kurumlarımızın ruhunu güçlendirecek, öğretmenlerimizin emeğine değer katacak, öğrencilerimizin yetişme yolculuğuna istikamet verecek, ailelerimizin güvenini büyütecek stratejik bir adım olarak görüyoruz."
TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİNİN SAHADAKİ AKTÖRLERİ
Yeni eğitim modelinin başarıya ulaşmasında kurumsal sahiplenmenin kilit rol oynayacağını hatırlatan Bakan Yusuf Tekin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Modelimizin ruhunu anlayan, öğretmenin emeğini bu ruhla buluşturan, öğrencinin gelişimini bütüncül biçimde takip eden, aileyle güvene dayalı ilişki kuran, okulun imkanlarını aynı hedefe yönelten bir yönetici iradesi burada belirleyici olacak. Sizler, bu bakımdan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin sahadaki en önemli aktörlerisiniz."
Bakan Tekin, bu program vesilesiyle akademik birikim ile sahadaki pratik tecrübeyi birleştirmeyi hedeflediklerini, elde edilecek her kazanımın eğitim sisteminin tüm paydaşlarına ve okul kalitesine doğrudan yansıyacağını ifade etti.