Konserlerde, etkinliklerde, toplantılarda engelliler hep en öndedir. Siyasi partilerin seçim dönemlerinde odak noktası haline gelirler, sorunları masaya yatırılır ve sözler verilir. Belediye başkanları ‘engelli kardeşlerini’ anlayabilmek için tekerlekli sandalyeye oturur, gözlerini bağlar, kulaklarını tıkar. Ama bunların hiçbiri erişilebilirlik, eğitim, çalışma hayatı ve sağlık alanındaki sorunları çözmez. Türkiye nüfusunun yüzde2’sini oluşturan engelli bireylerin hayatları fiziksel, ruhsal ve etik engellerle dolu. Hem yasaların uygulanmaması, hem de toplumun duyarsızlığı nedeniyle pek çok alanda ötekileştirilmiş durumdalar. Her yıl 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde verilen sözlere, vaatlere karşın, engellilerin yaşama katılabilmeleri için yeterli adımlar atılmıyor. Bugünün, hak temelli bir savunuculuk günü olduğunu ve ‘kutlanacak’ bir şey olmadığını ifade eden Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı Adem Kuyumcu, yöneticilere ve sorumlulara şu çağrıda bulundu: “Engelleri kaldırmak için engelli taklidi yapmalarına gerek yok. Mimari ve fiziki engelleri kaldırıp kanunları doğru şekilde uygulamalarını bekliyoruz.”
BAYRAM DEĞİL FARKINDALIK GÜNÜ
Sokaklarda, okullarda ve sosyal alanlarda görülen engelli birey sayısı ne kadar fazla ise o ülkenin gelişmişlik düzeyinin de o derece yüksek olduğunu savunan Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı Adem Kuyumcu, “3 Aralık gibi hak temelli savunuculuk ve farkındalık günlerinde ‘kutlama’ mesajları yayınlamak ve kutluyoruz şeklinde ifadeler kullanmak konuyu ciddiye almamaktır. Hak temelli savunuculuk gününün içini boşaltmaktır. Engellilik bir tercih değildir, aday olunmaz, engellilik bir sonuçtur. Bayram değil sorunların çözümü için farkındalık günüdür. Hak temelli savunuculuk gününde, uzun yıllardır süre gelen ve bilinen sorunları çözmesi gereken belediye başkanlarının, bakanların, milletvekillerinin ve diğer yetkililerin sözde farkındalık olsun diye sorunun parçası gibi görünerek tekerlekli sandalyeye oturmaları, gözlerini bağlamaları, kulaklarını tıkamaları doğru değildir. Bunu yapanların engelleri kaldırmadığını defalarca deneyimledik. Yöneticilerin ve sorumluların engelleri kaldırmak için engelli taklidi yapmalarına gerek yok, görevlerini doğru yapmaları ve kanunları doğru şekilde uygulamalarını bekliyoruz. Bunu isteyen taraf engelli birey ya da sivil toplum kuruluşu olsa bile yapılmamalıdır” dedi.
KANUN HALA UYGULANMIYOR
Engelli bireylerin, çeşitli şekillerde toplumu oluşturan diğer bireyler tarafından hayata katılımı engellenen bireyler olduğunun altını çizen Kuyumcu, “Temelde sorunu, engeli değil karşısına çıkarılan engellerdir. Mimari ve fiziki engelleri kaldırıp kanunları doğru uygulanırsa engeller kaldırılmış olacaktır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumunun güncel verilerine göre; Türkiye nüfusunun yüzde2’si kayıtlı engellilerden oluşmaktadır. Bir sebeple devlete başvurmuş ve kayıt altına alınabilmişlerdir. İstatistiklere göre;0 milyon üzerinde engelli birey aileleri ile birlikte 40 milyon civarında vatandaşın 25 milyondan fazlası da seçmendir. 2004 ve 2005 yıllarında çıkarılan 5378 sayılı kanunun hala uygulanmıyor olması engellilerin umutsuz şekilde ve sorunlar içinde yaşamalarına sebep olmaktadır” ifadelerini kullandı.
YAŞITLARINA 30 ONLARA İSE 2 SAAT!
3 Aralık 2016 yılında dönemin başbakanı ve bakanı tarafından açıklanan Otizm Eylem Planı’nın bugün hala hayata geçirilmediğini kaydeden Kuyumcu, şunları söyledi: “3 yıllık uygulama süresi dolduğu halde hala sadece konuşuluyor olması hayata geçirilememesi de ilgili bakanlıkların görevini doğru yapmadığını göstermektedir. Yaşıtlarına haftada 30 saat, otizmli ve engelli çocuklara ise haftada 2 saat rehabilitasyon eğitimi verilmesi adaletsizliktir. Otizmli ve engelli çocukların da yaşıtları gibi aynı süre ve yüksek kalitede eğitim alması sağlanmalıdır. Okullardaki mimari engeller kaldırılmalıdır. Algı ve beceriye göre bireye uygun eğitim modeline geçilmelidir. Ağır durumda olan otizmli çocuk ve bireylere belli sürede birebir yoğun eğitim modeli uygulanmalıdır. Toplumun her bireyinin engelli bireylerle iletişim ve davranış konusunda ilkokullardan itibaren ‘engellilerle bir arada yaşam’ dersleri konulmalıdır. Özel eğitim öğretmenliğinin tercih edilmesi için puan düşürülmeli ve özel teşvikler verilmelidir. Otizm Eylem Planı çok acil uygulamaya geçirilmelidir.”
UCUZ ÜRÜN VE UCUZ HİZMET
Tüm engel sınıflarında sağlık giderlerinin tamamen devlet tarafından karşılandığı söyleminin gerçeği yansıtmadığını belirten Kuyumcu, “Sağlık giderleri SUT-Sağlık Uygulama Tebliğine göre en ucuz ürün ve hizmet baz alınarak sağlanmaktadır. Engelli bireye uygun olmayan ucuz araç gereç engelli bireylere farklı sorunlar yaşatmaktadır. Tüm ihtiyaçlar engelli bireye özel olmalıdır. İşitme cihazı, görme engellilerin ihtiyaçları, protez, akülü ve tekerlekli sandalye gibi hayati gereksinimler, düşük standartlarda değil maddi değerine bakılmaksızın bireye özel ve uzun süre kullanımı için sağlanmalıdır” dedi.
1,8 MİLYON ENGELLİ YARDIM ALIYOR
Çocuğu engelli olduğu için evi terk eden, çocuğuyla ilgilenmeyen ve boşanıp kendine ayrı hayat kuran babaların kabullenme süreçlerinin yönetimi için danışmanlık desteği verilmesi gerektiğini dile getiren Kuyumcu, “Babaların çocukları için daha çok manevi ve maddi sorumluluk almaları hukuki yollarla sağlanmalıdır. Siyasilerin konuşmalarında, ‘biz engellilere ve ailelerine maaş ve bakım ücreti veriyoruz’ şeklindeki genellemeleri doğru değildir. Kayıtlara göre0 milyondan fazla engelliden hane geliri muhtaçlık seviyesinin altında olan engelli bireylere maaş verilmektedir. Bakım ücreti alabilmek için de raporunda yüzde 90’ın üzerinde ağır engelli yazması ve hane geliri muhtaçlık seviyesinin altında olması gerekmektedir. Söylendiği gibi0 milyon engelliye değil sadece yaklaşık,8 milyon engelliye maaş ve/veya bakım yardımı verilmektedir. İhtiyacı olanlara sosyal yardım hizmetleri arttırılıp, hayatını tek başına yaşayamayan engelli kişilere bakım yapanlara, gelir seviyesine bakılmaksızın bakım desteği ve maaş verilmelidir” diye konuştu.
DAHA ÇOK YOL ALMAMIZ GEREKİYOR
Engellilerin iş hayatına katılımı konusunda kamuda yüzde 4, özel sektörde ise yüzde 3 olan zorunlu engelli kontenjanlarının tamamının doldurulması gerektiğini söyleyen Kuyumcu, “Engelli istihdamı daha çok teşvik edilmelidir. Engellilerin spor ve sanatla ilgilenmeleri için yerel yönetimler görev almalıdır. Acıma kökenli etkinlikler değil, geleceklerine katkı sağlayıcı mesleki eğitim projeleri uygulanmalıdır. Yaya yolunu, kamu binalarını ve sosyal alanları herkes için erişilebilir yapmadan, göstermelik olarak engelliler için park, plaj ve kafe yapan belediyeler kınanmalıdır. Ülkemizde engellilerin hayata eşit katılımı konusunda daha çok yol almamız gerekiyor. Bunun için de öncelikle toplumun engelli birey algısını değiştirip yaşam hakkına saygı duymayı öğretmemiz gerekiyor. Engelli bireyleri de, zavallı ve yardıma muhtaç görüntüsü vermeyi bıraktırıp hak temelli savunuculuk boyutuna ulaştırmamız gerekiyor. Aradan4 yıl geçmesine rağmen hala büyük çoğunluğu uygulamaya geçmeyen başta 5378 sayılı kanun olmak üzere, saydığımız başlıkların uygulamaya geçirilmesi için gereken adımların hızlıca atılması tüm siyasilerden ve belediyelerden talep ediyoruz” açıklamasında bulundu.