Silivri'de tutuklu bulunan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ hakkında açılan davanın ilk duruşması Ankara'da yapıldı. Uludağ savunmasında "Suç işlemedim, gazetecilik yaptım" dedi. Hakim tahliye kararı verdi.
Duruşma, Ankara 57’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat4.30'da başladı. Uludağ, Silivri Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı.
Ankara Barosu adına Baro Başkanı Mustafa Köroğlu davaya katılma talebini sundu.
Uludağ’ın salondaki izleyicileri görmek istemesi üzerine hakim, Silivri’deki görevliler aracılığıyla düzenlemeyi yaptırdı. Hakim, izleyicileri sessiz olmaları konusunda uyararak aksi halde yalnızca aile üyelerinin duruşmayı izlemesine izin verileceğini belirtti.
Alican Uludağ,4.40'ta savunmasına başladı. Savunmasına meslektaşlarını ve tutuklu gazetecileri selamlayarak başlayan Uludağ, şunları söyledi: "Merdan Yanardağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp, son tutuklanan gazeteci Yelis Ayaz ve tüm tutuklu gazetecilere selam gönderiyorum. 90 gündür ailemden uzakta, Silivri Cezaevi’ndeyim. SEGBİS’le bağlanmaya yönelik itirazımı dile getirmeme rağmen duruşmaya buradan katılıyorum. Cezaevinden yapılan bir yargılama sağlıklı olamaz. Fethullahçıların döneminde zorlu koşullarda yargı muhabirliğini öğrendim. O gün de bugün de hiçbir çıkar grubunun gölgesinde gazetecilik yapmadım. O gün de tarihin doğru tarafındaydım, bugün de doğru tarafındayım. Asla pişman olunacak bir gazetecilik yapmadım. Gazeteciliği halkın çıkarı için yaptım. Bu dava, Anayasa’da güvence altına alınan basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesinden ibarettir. Bu, halkın haber alma hakkının engellenmesidir."
İddianameyi hazırlayan savcıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uludağ, “Kim bu savcı? Basın savcısı mı? Hayır, terör savcısı. Terör savcısının gazeteciyle ne ilgisi olur? Gazeteci terörist mi?” dedi.
"BİR YARGI MUHABİRİ OLARAK BUNU YAZMAYACAK MIYIM?"
Uludağ, “Savcının delilden şüpheliye gitmesi gerekirken, şüpheliden delile gitmiş” ifadelerini kullandı. Savunmasına devam eden Uludağ, hakkında suçlamaya konu edilen3 sosyal medya paylaşımının tamamının Ekim 2025 öncesine ait olduğunu söyledi. Bazı paylaşımlarını örnek gösteren Uludağ, "Savcı altını çizmiş. 90 gündür düşünüyorum. ‘Sandıkta kaybettiğini yargı eliyle geri almaya çalışıyor’ demişim. CHP’li belediyelere yönelik operasyonları kastettim. Burada hakaret nerede?” dedi.
Yargıdaki operasyonları sosyal medyada eleştirdiğini söyleyen Uludağ, Tayfun Kahraman örneğini vererek, "Hakkında iki Anayasa Mahkemesi kararı olmasına rağmen tutuklu. Cezaevine girdiğimde Tayfun Kahraman’ı gördüm. Gözlerinde adaletsizliğin verdiği duyguyu gördüm. Bir yargı muhabiri olarak bunu yazmayacak mıyım?" ifadelerini kullandı.
"PAYLAŞIMLARIM DIŞINDA SUÇLANDIĞIM BAŞKA BİR İDDİA DA YOK"
Uludağ, “İktidara yakın gazetecilere CHP’li belediyelerle ilgili bilgilerin sızdırıldığını yazmışım. Hâkim bey, bunun eksiği yok, fazlası var. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bilgiye dayalı bu paylaşımımı yalanlamadı. Ama savcı bir yıl sonra çıkıp bunun dezenformasyon ve yalan olduğunu söylüyor” dedi. Yargı muhabiri olduğunu vurgulayan Uludağ, görevinin yargıdaki gerçekleri aktarmak olduğunu belirterek, “Sosyal medya paylaşımlarımın temel amacı bilgilendirmektir. Sosyal medya paylaşımlarım dışında suçlandığım başka bir iddia da yok” ifadelerini kullandı.
Uludağ, "Bir yargı muhabiri olarak yargıdaki operasyonları sosyal medyada eleştirmişim. Bunun neresi suç? Bilmek istiyorum. Gazetecinin görevi, halk adına devleti yönetenleri denetlemektir. Bu paylaşımlardaki temel amaç halkı bilgilendirmek ve uyarmaktır" dedi.
Uludağ, savunmasının sonunda, "Suç işlemedim, gazetecilik yaptım" diyerek tüm suçlamalardan beraatini talep etti. Ulufağ, son olarak, "Yaşasın gazetecilik" dedi.
Alican Uludağ’ın ardından avukatı Abbas Yalçın, savunmasına başladı. Adil yargılanma hakkı ve gözaltı sürecindeki uygulamalara dikkat çeken Yalçın, Cumhurbaşkanı’nın dosyada hâlâ müşteki sıfatıyla yer almadığını belirterek, “Bu soruşturmayı kim istiyor? Tek kişi. Yetkili olmayan İstanbul’daki terör savcısı istiyor. Dosya Ankara’ya geldi ama Alican İstanbul’da bırakıldı” dedi.
Uludağ’ın gözaltı ve sevk sürecini de anlatan Yalçın, müvekkilinin evinden alınmasının ardından kısa sürede İstanbul’a götürüldüğünü söyledi. Yalçın, “Yol boyunca İstanbul Emniyeti’nden defalarca aranarak ‘Neredesiniz, hadi’ denildi. Alican, evinden alındıktan yaklaşık 20 saat sonra hücreye konuldu” ifadelerini kullandı.
Müvekkilinin 90 gündür tutuklu olduğunu belirten Yalçın, yüz yüze savunma hakkının engellendiğini savunarak şunları söyledi: "90 gündür gerçeği anlatmaya çalışıyoruz. Parasını cebinden ödeyerek duruşmaya gelip yüz yüze savunma yapmak istedi. 20 saat içinde İstanbul’a götürülüp tutuklandı ama duruşma için buraya getirilemedi. Bu ağır bir hukuksuzluk ve eziyettir. Kişiyi evinden yüzlerce kilometre uzakta tutmak eziyettir."
TAHLİYE KARARI
Savcı mütaalasını açıkladı. Savcı, tutukluluk halinin devamı talep etti.
Ardından, Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteci Alican Uludağ’ın tahliye edilmesine karar verdi. Duruşma8 Eylül'e bırakıldı.