GÜNDEM

Gençlerin yüzde 88’i sosyal medyada yaş sınırını destekliyor

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda konuşan RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler, yapılan ankete göre gençlerin yüzde 88,1’inin sosyal medyada yaş sınırı olmasını istediğini açıkladı.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında bir araya geldi. Komisyon toplantısının açılışında Durgut, komisyon çalışmalarının uzatılmasına ilişkin önergeyi oylamaya sundu ve oylama sonucunda çalışmaların 1 ay daha uzatılması kararı alındı. Çekmeköy'de öğrencisi tarafından bıçaklanarak yaşamını yitiren öğretmen Fatma Nur Çelik hakkında konuşan Durgut, "Karşımızda yalnızca klasik anlamda suça sürüklenen çocuk profili yoktur. Şiddetin dozu, eylemlerin planlanma biçimi ve suçun görünümü farklılaşmaktadır. Değişen suç ve suçlu profili daha bütüncül, kararlı ve gerçekçi politikalar geliştirmemizi mecburi kılmaktadır. Elbette önleme ve rehabilitasyon temel önceliğimizdir, çocuğu suça iten risk alanlarını ortadan kaldırmak asli görevimizdir ancak kamu vicdanının tesisi, toplumsal güven duygusunun korunması ve benzer eylemlerin tekrarının engellenmesi için caydırıcı ve etkili yaptırımların gerekliliğini de açıkça ifade etmek zorundayız. Komisyonumuzun amacı yasaklayıcı refleksle değil, ölçülebilir, denetlenebilir ve caydırıcılığı gerçek anlamda olan mekanizmaları güçlendirerek çocuklarımızı koruyacak daha etkin bir çerçeve oluşturmaktadır" dedi.

AKILLI İŞARETLER SİSTEMİ, AİLE DENETİMİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Ardından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, söz alarak, 6112 sayılı kanun kapsamında; çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini olumsuz etkileyecek içerikleri denetlediklerini dile getirdi. Daniş, "Bu çerçevede şiddeti özendirici, suç örgütlerini meşrulaştıran veya kahramanlaştıran yayınlara karşı gerekli idari yaptırımlar uygulanmaktadır. Özellikle organize suç, mafya ve yoğun şiddet teması içeren yapımların toplum ve çocuklar üzerindeki etkileri yakından takip edilmektedir. Görsel medyada suçun estetize edilmesi veya suç karakterlerinin rol model haline getirilmesinin yarattığı risklerin farkındayız. Bu nedenle, yalnızca ihlal sonrası yaptırım uygulayan bir anlayış yerine RTÜK olarak çalışmalarımızı yayıncı kuruluşlarla sürekli diyalog içerisinde önleyici bir yaklaşımla yürütmeye çalışıyoruz. Çocukların korunmasına yönelik önemli mekanizmalardan biri olan akıllı işaretler sistemi ile ebeveynlerin içerik hakkında önceden bilgi sahibi olmasını sağlayarak aile denetimini güçlendirmektedir. Bunun yanında, yayın saatlerine ilişkin koruyucu düzenlemeler de çocukların zararlı içeriklere maruz kalmasını azaltmayı hedeflemektedir" açıklamasında bulundu.

'BİLİNÇLİ MEDYA KULLANIMININ YAYGINLAŞMASINI HEDEFLİYORUZ'

Çocukların korunması için ulusal ve uluslararası ölçekte yeni iş birliklerinin zorunlu olduğunu ve bu nedenle RTÜK'ün dijital yayınları düzenleme ile denetim kapasitesini geliştirdiklerini belirten Daniş, "Yalnızca denetim mekanizmalarının yeterli olmadığı bilinciyle hareket ediyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz medya okuryazarlığı faaliyetleri, çocukların ve gençlerin izledikleri içerikleri eleştirel bakış açısıyla değerlendirmelerini amaçlamaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı'yla iş birliği içerisinde sürdürülen çalışmalar sayesinde bilinçli medya kullanımının yaygınlaşması hedefliyoruz. Çocukların güvenli bir medya ortamında büyümesi kamu kurumlarının, yayıncıların, ailelerin ve toplumun tüm kesimlerin ortak sorumluluğudur. RTÜK olarak bu sorumluluğun bilinciyle hem düzenleyici hem de rehberlik edici rolümüzü kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz" dedi.

SON 5 YILDA 443 MÜEYYİDE UYGULANDI

Daha sonra RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler, milletvekillerine sunum yaptı. Güler, değişen medya ekosistemiyle birlikte çocukların savunmasız kaldıklarını belirtti ve RTÜK'ün son 5 yılda yaptığı çalışmaları iletti. Güler, "Son 5 yılda toplam 443 müeyyide uyguladık. Bu 443 müeyyidenin 382'si idari para cezası, 41'i program durdurma, 19'u dijital platformlara yönelik katalogdan çıkarma cezası ve 1 tane de resmi uyarı müeyyidesi uygulandı. Özellikle program durdurma müeyyidesinde 45 kez dijital platformların aile üzerindeki etkilerine yönelik programlar yayınlattık. 26 kez medya okuryazarlığının önemini vurgulandı. 21 kez de özellikle sigara bağımlılığına yönelik program yayınlandı. Bu konuya ilişkin 14 tane kamu spotu, 3 tane de öncelikli yayına yönelik tavsiye kararı gene kurulumuz tarafından verilmiştir. 2024 yılından bugüne geldiğimizde aslında 24 farklı medya kuruluşuna 78 tane müeyyide uygulandı. Bu 78 müeyyidenin dağılımına baktığımızda 42 müeyyide dijital platformlara geldi. Medya ekosistemindeki bu değişim dijital platformları da dönüştürdüğünden dolayı aslında yaptırımların da ekseni biraz daha dijital platformlara kaymış durumda; yüzde 53,8'le. Geleneksel medyaya yönelik yaptırımlar 36 müeyyideyle 2'nci sırada" değerlendirmesinde bulundu.

HER 10 GENÇTEN 6'SI DİJİTAL PLATFORMLARA ABONE

2025 yılının son aylarında gençlerin medya kullanımı ve dijital okuryazarlık araştırması gerçekleştirdiklerini belirten Güler, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Türkiye'de 26 ilde 15-21 yaş grubu 7 bin 511 gençle yüz yüze görüşüldü. Burada tabii sadece radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayıncılık hizmeti değil, aynı zamanda sosyal medya ve internete yönelik olarak da gençlerimizin medya kullanım alışkanlıkları ortaya çıkarıldı. Saat olarak baktıklarımız günlük ortalama kullanım süreleri. Sosyal medya yaklaşık 3,5 saatle 1'inci sırada. Sosyal medyayı yaklaşık 1 saatte isteğe bağlı yayın hizmetleri takip ediyor. Televizyon 40 dakika, radyo 38 dakika. Peki, gençlerin son bir haftada erişim oranlarına baktığımızda yaklaşık yüzde 90'ı, 'Ben sosyal medyayı en az 1 kere kullanırım' diyor. Televizyonda bu oran yüzde 77, isteğe bağlı yayıncılıkta 65 ve radyoda da yüzde 30'lar civarında. Bu nedenle de bizim son 2 yılda verdiğimiz yaptırımlarda; dijital medya veya dijital mecraların yoğun olması bir yandan aslında bunun bir göstergesi. İzleme alışkanlıklarında, özellikle televizyona baktığımızda televizyonda maalesef dramatik bir düşüş görüyoruz; 2018'de genç grubunda televizyon izleme süresi 2 saat 51 dakika, 2022'de 1 saat 40 dakika ve 2025’te de maalesef 40 dakikalara düştü. Bununla birlikte, diğer bir geleneksel mecramız radyoda da aynı dramatik düşüş karşımıza çıkıyor; 3 saat 25 dakika olan 2009 yılı, 2025'te maalesef 38 dakikalara kadar geriledi. Gençlerimizin sadece yüzde 28'i 4 haftada en az 1 kere radyo dinlediğini ifade ediyor. Dijital platformlara abone olup izleyenlerin oranı yüzde 65 yani yaklaşık her 10 gençten 6'sının dijital platformlara aboneliği var ve günlük ortalama 1 saat bu dijital platformlardan programları takip etmektedir"

YÜZDE 82'SİNİN AİLESİ HABERDAR DEĞİL

Güler, gençlerin yüzde 90'ının sosyal medya hesabı bulunduğunu ve yaklaşık yüzde 25'inin bütün bilgilerinin kamuya açık olduğunu belirtti. Güler, "En çarpıcı sonuç maalesef şurada: gençlerin yüzde 82'sinin başka bir sosyal medya hesabı olduğundan ailesinin haberi yok. Bu açıdan baktığımızda aslında ailelerin buradaki kontrol mekanizmaları bir nevi kendi bildikleri hesapları üzerinden ilerlediği ama bilinmeyen hesapları üzerinden gençlerin sosyal medyayı kullanmaya devam ettiği de ortaya çıkmaktadır. Peki, gençlerimize şunu sorduk: 'Sosyal medyanın en olumsuz yılı sizin için nedir?' Burada en yüksek oran yüzde 30,1'le ‘gerçek hayattan uzaklaşma’ dediler. Bu da tabii, gençlerimizin dijital dünyada var olurken fiziksel ve sosyal gerçeklikten kopmayla karşı karşıya kaldığını bizlere göstermekte. 2'nci sırada yüzde 18,5'le siber zorbalık ve şiddet gelmektedir. Ayrıca gençlerimizin fikirlerini öğrenmek için 'Sosyal medyada yaş sınırı olmalı mı sizce?' diye sorduk. Gençlerimizin yüzde 88,1'i 'Evet, olmalı' dedi. İkinci sorumuzda da, 'Sizce yaş sınırı kaç olmalı?' dedik. Gelen cevapların ortalaması 16 oldu. Dünyaya baktığımız zaman dünyadaki diğer ülke uygulamalarında da genel olarak yaş sınırı 15 veya 16 olarak hayata geçiriliyor. Bizim ülkemizde de şu an Aile Bakanlığının yaptığı çalışmada bildiğim kadarıyla 15 yaş ve üzeri olacak şekilde ilerleyecek" diye konuştu.

2007 YILINDAN BU YANA 3 MİLYONDAN FAZLA İHBAR ALINDI

Ardından Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkan Yardımcısı Abdulkerim Gün, sunum yaptı. BTK'nın temel amacının özellikle çocukları dijital dünyanın tehlikelerinden korumak olduğunu belirterek, "Bize iletilen ihbarları değerlendirdiğimizde en fazla yani yaklaşık yüzde 99 oranında içeriğin çocukların cinsel istismarı, müstehcenlik, yasa dışı bahis ve kumar suçlarına ilişkin olduğu görülmektedir. Ağırlık olarak da kumar ve müstehcenliktir. Bu noktada, özellikle çocukların korunmasına yönelik mücadelenin ne kadar kritik olduğunu da açıkça ortaya koymaktadır. İnternet Bilgi İhbar Merkezi vatandaşlarımızdan gelen bildirimleri titizlikle değerlendirerek hem ulusal hem de uluslararası alanda iş birliği halinde gerekli adımları atmaktadır. 2007 yılından bu yana toplamda 3 milyondan fazla ihbar alınmıştır ve bu veriler internet ortamında suç ve zararlı içerikle mücadelenin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Güvenli İnternet Merkezindeki İnternet Yardım Merkezi, internet kullanıcılarına rehberlik ve bilgilendirme hizmeti sunan bir danışma hattı olarak faaliyet göstermektedir. Yasa dışı içerikler, mahremiyet, bilgi güvenliği, güvenli alışveriş, sosyal medya, dijital oyunlar ve siber zorbalık gibi, internetin sağlıkla ilişkisi gibi birçok konuda destek sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.

45 BİNİN ÜSTÜNDE ÇAĞRIYA YANIT VERİLDİ

Alo 141 Güvenli İnternet Bilgi ve Yardım ve Destek Hattı merkezleri ile alternatif başvuru kanalı oluşturduklarını kaydeden Gün, "2024 yılı itibarıyla İnternet Bilgi Destek Hattına 4 bin 500'den fazla başvuru ulaşmış ve tamamı yanıtlanmıştır. 2017'den bu yana ise 70 binden fazla başvuru cevaplandırılmıştır. Alo 141 Hattımız ise yalnızca 2025 yılında 45 binin üstünde çağrıya yanıt vermiştir. Kurulduğu 7 yıldan beri ise yaklaşık 480 bin çağırı cevaplanmıştır. Bu verilerse merkezin aktif ve yoğun bir şekilde hizmet verdiğini göstermektedir. Bir diğer önemli yapımız ise yine Güvenli İnternet Merkezimizin çatısı altında Bilinçlendirme Merkezimizdir. Bu merkezimiz internetin bilinçli, güvenli ve etkin kullanımına yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla faaliyet göstermektedir. Özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere tüm kullanıcıları internetin sunduğu fırsatlar ve beraberinde getirdiği riskler konusunda bilgilendirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda öğrencilere, ebeveynlere, öğretmenlere, kamu kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik kapsamlı eğitimler düzenlenmektedir; hem yüz yüze hem de çevrim içi seminerler ve eğitici eğitimlerle toplumsal farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır" diye konuştu.

55 MİLYON ABONE GÜVENLİ İNTERNET HİZMETİNİ SEÇTİ

Gün, güvenli internet hizmetlerini çocuk ve aile profili başlığı altında pozitif içerikli sitelere erişildiğini vurgulayarak, "2025 yılı sonu itibarıyla 55 milyonu aşkın internet abonesi Güvenli İnternet Hizmetini tercih etmiştir. Yani şu andaki kullanıcılardan her iki kişiden 1'i Güvenli İnternet abonesi diyebiliriz Sayın Başkanım. Bu abonenin yüzde 99,6'sı aile profilini, yaklaşık yüzde 0,4'ü ise yaklaşık 300 bin kişi civarında çocuk profilini kullanmaktadır. Bu verilerle toplumun güvenli internet kullanımına verdiği önemi açıkça ifade etmektedir" dedi.

‘BÜTÜN PLATFORMLARIN DENETİMİNİ SAĞLAYACAĞIZ'

Ardından Güler ve Gün, milletvekillerinin sorularına yanıt verdi. Güler, teknoloji sağlayıcılarının gerekli yasal düzenlemeleri yapıp yapmadığına ilişkin soru üzerine, "Bizler tabii sadece görsel değil, işitsel platformları da lisanslıyoruz. Baktığımız zaman buradaki katalog insan eliyle çok kolay bir şekilde denetlenebilecek bir seviyede değil. Biz bunlara yönelik olarak yeni bir proje başlattık, önümüzdeki yıl hayata geçecek. Yapay zekayla bütün bu platformların denetimini sağlayacağız. Bu bize ne sağlayacak? Bir, şu an mevcut durumda aslında bire bir izleme veya şikayet üzerinden devam ettiğimi prosedürlerimizi yapay zeka sayesinde katalogdan bire bir anında inceleyebileceğiz çünkü özellikle platformları düşündüğünüzde günde yüzlerce yeni katalog giriyor. Biz hiç girmeyen katalogları incelemeye başlasak mevcut insan kaynağıyla bu bile çok kolay bir şey değil. O yüzden yapay zekayla bu devreye girdikten sonra sizin dediğiniz gibi etki analizi de aslında ortaya çıkacak" değerlendirmesinde bulundu. Gündüz kuşağında yer alan kadın programlarına dokunulmaması için vatandaşlardan talep geldiğini ifade eden Güler, yayın yasağına ilişkin kararları Sulh Ceza Hakimliklerinin aldığını ve kurumunun yalnızca bu kararı yayıncılarla paylaştıklarını ekledi. Sosyal medya da yer alan yayınların yasaklanması ile ilgili savcılığın karar aldığını hatırlatan Güler, Adalet Bakanlığı bünyesinde bir kurulun kurularak yayın yasakları ile ilgili kararlar alabileceğini söyledi.

‘UYGUN OLMAYAN VİDEOLARI KALDIRMAKTA ZORLANIYORUZ'

BTK Başkan Yardımcısı Gün ise Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) BTK'nın sosyal medyada yer alan içerikleri çıkarma yetkilerinin iptal edildiğini ve bu nedenle yalnızca mahkeme kararıyla içeriklerin kaldırılabildiğini aktardı. Gün, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Örneğin, 2024 ekim ayından itibaren internet ortamında özellikle Türkçe pornografi içerikleri artmaya başlamıştır. Kızlarımız özellikle madde ve uyuşturucu altında 'ifşa' adı verilen videolarla bazı isim vermeyeceğim platformlarda ve internet sitelerinde Türkçe içerikli pornografi videoları aşırı şekilde artmıştır. Biz yine bunu savcılıklarımız ve mahkeme kanallarımız, emniyetimiz vasıtasıyla kapattırmaya çalışıyoruz ama resen yetkimiz olmadığı için uygun olmayan videoları kaldırmada zorluk yaşıyoruz."