GÜNDEM

Gıda güvenliği sisteminde ‘zayıf halka’ alarmı

Kastamonu’da kiraz yedikten sonra hayatını kaybeden çiftin ardından gıda güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Toprak, iç piyasadaki denetim eksikliklerinin tüketiciyi riskli ürünlerle karşı karşıya bırakabildiğini söyledi

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - Kastamonu’nun Tosya ilçesinde bahçeden topladıkları kirazı yedikten sonra hayatını kaybeden Ahmet ve Rahime Derin çifti, tarım ürünlerinde pestisit ve gıda güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Çiftin ölüm nedenine ilişkin inceleme sürerken, kiraz ağacında ilaç kalıntısı bulunup bulunmadığı araştırılıyor. İhracat ürünlerinde sıkı denetim uygulanırken, iç piyasaya sunulan ürünlerin kontrolü ise yeniden tartışma konusu oldu. Gıda güvenliği ve pestisit denetimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Uğur Toprak, iç piyasaya sunulan ürünlerin ihracattaki kadar sık denetlenmediğini belirtti. Semt pazarları, küçük üretici satışları ve kayıt dışı ticaretin denetim zincirindeki en zayıf halkaları oluşturduğunu belirten Toprak, tüketicilerin pazara gelen ürünlerin hangi koşullarda üretildiğini çoğu zaman bilmeden satın aldığını, “köylü ürünü” ya da “doğal” algısıyla satılan ürünlerin ise riskli ürünlerin fark edilmesini zorlaştırabildiğini ifade etti. Üreticilerin pestisit kullanımında teknik destek eksikliği bulunduğunu da dile getiren Toprak, artan girdi maliyetleri, bilinçsiz ilaç kullanımı ve caydırıcı olmayan denetimlerin hem kalıntı riskini hem de akut zehirlenme vakalarını artırabileceğine dikkat çekerek, gıda güvenliğinde denetimlerin tarladan sofraya kadar her aşamada güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İÇ PİYASA DENETİMİ ZAYIF

Ülkemizdeki pestisit kalıntı denetimlerinin kapsamlı bir mevzuata sahip olduğunu, ancak uygulamada ciddi boşluklar bulunduğunu belirten Uğur Toprak, denetimlerin çoğunlukla ihracata yönelik ürünlerde yoğunlaştığını ifade etti. Toprak, “İç piyasaya sunulan ürünler aynı düzeyde ve sıklıkta kontrol edilmiyor. Özellikle semt pazarları, küçük üretici satışları ve kayıt dışı dolaşım, denetim zincirinin zayıf halkalarını oluşturuyor. Rastgele numune alma sisteminin sınırlı olması, tüketicinin maruz kaldığı gerçek riski tam olarak yansıtmıyor. Bu nedenle tüketici, çoğu zaman pazara gelen ürünün hangi koşullarda üretildiğini bilmeden riskle baş başa bırakılıyor” ifadelerini kullandı.

PAZARLARDA RİSK SÜRÜYOR

Kuru incir gibi ürünlerde aflatoksin ve okratoksin riskinin ihracat süreçlerinde sıkı denetim altında olduğunu, ancak ihracattan dönen ürünlerin imha süreçlerinde şeffaflık sorunu yaşandığını vurgulayan Toprak, bu durumun iç piyasa için risk oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “İhracattan dönen veya standart dışı kalan ürünlerin tamamının sistematik biçimde imha edildiğine dair şeffaf ve izlenebilir bir kamu denetimi mekanizması yeterince güçlü değil. ‘Merdiven altı’ olarak tanımlanan kayıt dışı ticaret kanalları, bu ürünlerin iç piyasaya yönelmesi riskini doğuruyor. ‘Köylü ürünü’ veya ‘doğal’ gibi denetimden muaf algısı yaratan pazarlama biçimleri, tüketicinin riskli ürünleri fark etmesini zorlaştırıyor.”

KONTROLSÜZ İLAÇ KULLANIMI YAYGIN

Üreticilerin pestisit kullanımı konusundaki teknik bilgi eksikliğine dikkat çeken Toprak, dozaj, etken madde seçimi ve hasat öncesi bekleme süresi gibi konularda yeterli denetim desteği sağlanmadığını belirtti. Toprak, “Tarımsal yayım hizmetlerinin yetersizliği, girdi maliyetlerinin artması nedeniyle ‘verimi kurtarma’ refleksi, bayi yönlendirmesine dayalı kontrolsüz ilaç kullanımı ve denetimlerin caydırıcılıktan uzak olması bilinçsiz kullanımın temel nedenlerini oluşturuyor. Bu durum, sadece kalıntı riskini değil, akut zehirlenme vakalarını da mümkün kılan bir ortam yaratıyor” dedi.

TARLADAN ÇATALA DENETİM

Denetim zincirinin üretim aşamasında başlaması gerektiğini vurgulayan Toprak, “Tarladan çatala gıda güvenliği yaklaşımı gereği denetim her aşamada yapılmalıdır. Tarlada üretim aşamasında kontrol eksikliği, hallerde izlenebilirlik ve kayıt sistemlerinin yetersizliği, pazarlarda son aşamada neredeyse hiç kontrol olmaması mevcut yapının en kritik zayıflıklarıdır. En etkili müdahale noktası üretim aşamasıdır. Tarlada kontrol edilmeyen bir riskin zincirin ilerleyen aşamalarında tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. İç piyasaya yönelik pestisit denetimleri ihracat seviyesine çıkarılmalı, üreticiye bağımsız ve kamusal tarım danışmanlığı sağlanmalı, kayıtlı satış kanalları etkin biçimde denetlenmeli, kayıt dışı satış kanalları ortadan kaldırılmalı ve tarladan çatala izlenebilirlik sistemi güçlendirilmelidir. Gıda güvenliği bir tercih değil, kamusal bir hak ve zorunluluktur. Bu nedenle denetim mekanizmalarının piyasa koşullarına bırakılmadan bilimsel ve kamucu bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerekir” açıklamasında bulundu.