Üşümezsoy'un en çok tartışılan tezi, Marmara Denizi içindeki Adalar segmentiyle ilgili. Bilim insanı, bu hat üzerinde büyük bir depremi tetikleyecek düzeyde stres birikimi bulunmadığını savunuyor ve yıllardır "İstanbul'u 65 kilometre boyunca yıkacak" diye anlatılan Adalar Fayı'nın aslında ölmüş bir fay olduğunu söylüyor.
Üşümezsoy, İstanbul için en kötü senaryoda beklediği deprem büyüklüğünün yaklaşık 6,2 seviyesinde kalacağını ifade ediyor. Bu değerlendirmesini desteklemek için 23 Nisan 2025'te Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremi örnek gösteriyor; kendisinin bu noktayı önceden işaret ettiğini belirtiyor.
"8 büyüklüğünde deprem için 3 tane Marmara gerekir"
İznik'te yaptığı bir başka açıklamada Üşümezsoy, 8 büyüklüğünde bir depremin oluşabilmesi için yaklaşık 500 kilometre uzunluğunda bir fay hattının kırılması gerektiğini, Marmara'nın uzunluğunun ise yalnızca50 kilometre olduğunu vurguladı. Bu nedenle "8 büyüklüğünde İstanbul depremi" senaryolarını matematiksel olarak tutarsız buluyor. Kahramanmaraş depremlerinde iki ayrı fayın aynı anda kırılmasıyla büyük bir enerjinin açığa çıktığını, Marmara'da böyle bir uzunluğun mevcut olmadığını söylüyor.
Bilim insanı, New York Times ve Science dergisinde yer alan "İstanbul'a büyük ve yıkıcı bir deprem geliyor" şeklindeki uluslararası yayınlara da sert tepki gösterdi; bu çalışmaların Marmara'nın jeolojik gerçekleriyle örtüşmediğini ve uzun süredir İstanbul üzerinde spekülatif bir korku ikliminin yaratıldığını ileri sürdü.
Yalova-Çınarcık hattı: "Tesisat var ama cereyan yok"
Üşümezsoy, Yalova-Çınarcık-Esenköy fay hattı için de dikkat çekici bir benzetme kullandı.894 ve999 depremlerinin bu hattaki birikmiş stresi büyük ölçüde tükettiğini belirten bilim insanı, "fay var ama üzerinde stres yoksa deprem olmaz" görüşünü savunuyor. Bu hat için potansiyel büyüklüğün en fazla 6,5 olduğunu, ancak894'teki deprem nedeniyle bu enerjinin önemli bir kısmının zaten boşaldığını aktarıyor.
Asıl tehlike nerede? Denizli ve Ege uyarısı
İstanbul'a yönelik beklentileri sorgularken Üşümezsoy, asıl riskin başka bölgelerde olduğunu söylüyor. Bir YouTube programında yaptığı değerlendirmede:
Denizli-Pamukkale hattı
Son dönemde art arda yaşanan 5 büyüklüğündeki sarsıntıların aktif bir fay kuşağına işaret ettiğini belirterek, bölgede 6 ila 6,5 büyüklüğüne ulaşabilecek bir deprem riski bulunduğunu söyledi. Zemin yapısının zayıf olması nedeniyle olası bir sarsıntının yüzeyde daha şiddetli hissedileceği uyarısında bulundu.
Ege kıyıları
Marmaris açıklarında 6 büyüklüğüne kadar depremler beklerken, Bodrum ve Santorini çevresinde fay sistemlerine karışan sıcak suların etkisiyle enerjinin küçük sarsıntılar halinde sürekli boşaldığını, bu nedenle büyük ölçekli bir depremin olası görünmediğini ifade etti.
Balıkesir Sındırgı
Geçmişte yaptığı bir uyarıda Sındırgı'da risk bulunduğunu söylemiş, kısa süre sonra bölgede gerçekten deprem meydana gelmişti. Bu örneği, fay hatlarının cetvelle çizilen şematik haritalardan değil sahada gözlemle değerlendirilmesi gerektiğine dair eleştirisini desteklemek için kullanıyor.
Adana
Bölgedeki fay sisteminin parçalı yapısı nedeniyle büyük bir deprem beklemediğini, olası sarsıntıların 6,1-6,2 büyüklüğü civarında kalacağını öngörüyor.
Deprem politikalarına eleştiri
Üşümezsoy sadece fay değerlendirmesi yapmakla kalmıyor, deprem politikalarını da eleştiriyor. MTA ve benzeri kurumların hazırladığı haritaların düz çizgilerle, sahadaki gerçek fay segmentasyonu dikkate alınmadan oluşturulduğunu öne sürüyor ve bu yanlış modeller üzerinden kamuoyuna yanlış bilgi sunulduğunu savunuyor.