İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülen 20’nci duruşma saat 10.00'da başladı. Duruşmada Ekrem İmamoğlu'nun söz almasının ardından danışmanı Necati Özkan'ın savunma yaptı.
Necati Özkan "Rüşvet verme suçundan tutukluyum. Dolayısıyla rüşvete aracılık etme konusu benim tutuklanmamla ilgili bir konu değil. Peki Eylem 4 ne. Eylem 4, tam 9 yıl önce benim yaptığım bir yatırım işi. İddianameye göre bu bir suç eylemi, ama benim tarafımdan baktığınız zaman bu bir yatırım. Eylem 4 kapsamında isnat edilen suçla ilgili olarak bana kollukta, hakimlikte tek bir soru sorulmadı tam 7 ay boyunca. Üstelik Eylem 13 ve üyelik meselesinde de olduğu gibi bunlarla ilgili bana soru sorulmadı. Ayşe Hitchins’i gözaltına aldılar. Kim Ayşe Hitchins. Ayşe Hitchins benim 40 yıldır aile dostum, çocuklarımız beraber büyüdü. Benim şirketime yatırım yapmak istediler. Biz de kabul ettik; bir şirketimizin yüzde 15 hissesini aldılar. O günden beri benim ortağım; bunu dilekçemde ısrarla yazdım, her iki dilekçemde de yazdım; 'Ayşe Hitchins benim ortağımdır, şöyle oldu' diye. Bakın 4 gayrimenkulden bahsediyoruz; Eylem 4 kapsamında o 4 gayrimenkulün 3’ünün bugünkü malikleri gözaltına alınmadı. Benim ortağım Ayşe Hitchins gözaltına alındı" dedi.
Kameroğlu ne benden bahsediyor ne burada herhangi bir olaydan bahsediyor
Özkan, "Adem Kameroğlu kim. Kameroğlu İnşaat’ın ortağı, yöneticisi. Aynı zamanda Kameroğlu Kuyumculuk’un sahibi. Aynı zamanda çeşitli başka projelerin yöneticisi ve AVM işletmecisi. İlk ifadesini veriyor. Kameroğlu ne benden bahsediyor ne burada herhangi bir olaydan bahsediyor. Benim aleyhime verdiği tek bir ifade bile yok, tek bir suçlama yok; ama sonra iş değişiyor. Birileri bu arkadaşın kulağını çekiyor ve arkadaş tehditleri ve riskleri anlıyor. Ondan sonra Kameroğlu bir yalan makinesine dönüşüyor, bir iftira makinesine dönüşüyor. Etkin pişmanlık ifadesi veriyor. Kameroğlu İnşaat ile 2005 yılında çalışmaya başladım. Kameroğlu ve Keleş İnşaat beraber bir projeye başlıyorlar. Bu projenin tanıtımının yapılması gerekiyordu. Bu proje Büyükçekmece’de, göle bakan çok büyük bir arazide yapılacak olan 810 malikanelik bir proje. Logosundan tutun kurumsal kimliğine, televizyon kampanyalarından basın kampanyalarına kadar herşeyi biz yaptık. Dolayısıyla delillerin eklerinde bunu göreceksiniz. Hem ekstreleri göreceksiniz hem de aynı zamanda yaptığımız işlerin örneklerini göreceksiniz, sözleşmeleri de göreceksiniz. 21 yıl önceki olaydan bahsediyorum başkanım, bugünün olayı değil. 2017 başlarında Kameroğlu İnşaat beni arıyor, diyor ki; 'Biz yeni projeye başlıyoruz, bu konuda sizinle çalışmak istiyoruz' Gidiyoruz satış ofisine, Adem Bey de orada. Bize projenin ne olduğunu anlatıyorlar; bin 700 tane daire. Ben kabaca dedim ki; bu işin satış bütçesi 9 milyon dolar olmak zorunda; ama Kameroğlu grubunun parası çok değerlidir, 9 milyon dolar vermezler bunlar. Başka birşey önerelim; 3 yıl için 3 artı 2 artı 1. 3 milyon dolar, 2 milyon dolar ve 1 milyon dolar; ve dedim ki; '3 milyon doları da saklamanız lazım, ne olur ne olmaz. Ekonomi kötüye giderse, satışlar düzgün gitmezse ilave 3 milyon doları da kullanacağımızı bilmeniz lazım. Yani sizden kabaca 9 milyon dolar istiyoruz; yani hemen cebinizden çıkarıp koymanız gerekmez' Bütün sözleşmelere bakın, 2019’da bitecek projeydi, 2023’te bitirilebildi. Reklam ajansına vermesi gereken bütçeden çok daha fazlasını bankaya faiz olarak vermek zorunda kaldı, kredi faizi ödeyerek vermek zorunda kaldı. Dolayısıyla hikaye kabaca bu. Ben sorumlu bir vatandaş ve makul bir ticaret insanı olarak herşeyi usulüne uygun yaptım’ şeklinde konuştu.
Özkan, "Adem Kameroğlu’nun ifadelerindeki tutarsızlıklara gelmek istiyorum. Kameroğlu verdiği her ifadede başka bir yalan söylemek zorunda kaldı. Yalan söylemek kolaydır, ama yalanı sürdürebilmek imkansızdır; hele ki karşınızda hakikatin belgeleri varsa. Örneğin, etkin pişmanlık ifadesinde şöyle diyor: '15 Nisan 2025 günü ifademi vermiştim ama gerçekleri söylemedim, işin ciddiyetini bilmiyordum.' Yine aynı ifadede, 'O döneme kadar Necati Özkan’ı tanımıyordum, sadece adını duymuştum,' diyebiliyor. Oysa ki biz 12 yıllık iş ortağıyız. Öte yandan Adem Kameroğlu, 2019’daki o projeyi para bulamadığı, insan kaynağını organize edemediği ve satışları doğru dürüst yapamadığı için bankalara gitmek zorunda kalarak 2,5-3 yıl geciktirerek bitirdi. 2 bine yakın insanı perişan etti, üstelik ayıplı mal teslim etti. Bu süre içerisinde kendisiyle defalarca kavga ettik" dedi.
67 yaşındayım, z kuşağı değilim
Özkan savunmasının devamında "Eylem 13; başından beri hepimizin anlamak için çabaladığı ama gün geçtikçe içinin ne kadar boş olduğunu gördüğümüz bir başka vakadır. Hangi kişisel verileri ele geçirmişim ve yaymışım. Dosyaya bakıyorsunuz; Eylem 13’te, Sayın İddia Makamının ve Başsavcılığın yorumu olarak bir başında varım, bir de sonunda varım. Eylem 13’ün içeriğinde hiçbir yerde ben yokum; ama bu eylemden dolayı, üstelik 'Resmen vasfı haiz örgüt üyesi' olarak artırılmış şekilde cezalandırılmam talep ediliyor. Ben verileri neyle ve nasıl almışım; 'İstanbul Senin' adlı aplikasyonla. Bu uygulama Kasım 2021’de lanse ediliyor. Örgüt üyeliği isnadında ve Eylem 4’te olduğu gibi, bu isnatla ilgili olarak da soruşturmanın hiçbir aşamasında bugüne kadar bana tek bir soru sorulmadı. '27 kişiyle biraraya gelmişsiniz, milletin verilerini toplamışsınız, yetmemiş bir de yabancı istihbarat servislerine satmışsınız' demediler. İddianamede şöyle diyor; 'Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla özel vasfa haiz örgüt üyeleri Necati Özkan, Melih Geçek ve örgüt yöneticisi Hüseyin Gün birlikte çalışma yapmıştır.' Hoppala. Nerede, hangi gün, hani belge, hani ifade. İnsan bir iddianame hazırlanırken bu kadar temelsiz ve bu kadar çürük nasıl davranabilir, şaşırıyorum. Ankara’da okudum; hukuk 1. sınıf öğrencilerine verseniz böyle yazmazlar. Bu nasıl yazıldı. 'İstanbul Senin' uygulamasının ne yazılımını bilirim, ne çalışma metotlarını, ne de güvenlik yapısını anlarım. Bu aplikasyon hangi tür veriyi nereden toplar, nerede saklar; anlamam. Teknoloji alanındaki kapasitem, bu konuları kavramaktan oldukça uzak. Ben 67 yaşına basacağım; internetin ve teknolojinin içine doğmuş Z kuşağından değilim. Diğer yüzlerce İBB hizmeti veya projesinde olduğu gibi, 'İstanbul Senin' projesinin ve içindeki uygulamaların yapılmasıyla ilgili alınmış herhangi bir kararda veya uygulamanın idari tarafında asla bulunmadım. Teknolojik alanlarda bir yetkim, yönlendirmem ya da talebim sözkonusu olamaz" dedi.(