GÜNDEM

İBB davasında 42’nci duruşma bugün görülecek

İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve çok sayıda tutuksuz sanık, davanın 42’nci duruşmasında yeniden hakim karşısına çıkacak. Duruşmada sanık savunmalarının alınmasına devam edilmesi bekleniyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden alınarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturmasında savcılık incelemesi tamamlandı ve1 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame düzenlendi. İddianamede, “örgüt lideri” olduğu öne sürülen İmamoğlu’nun; suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet, suçtan elde edilen gelirlerin aklanması, kamu kurumlarını zarara uğratacak şekilde dolandırıcılık, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi ve paylaşılması, delilleri gizleme, haberleşme özgürlüğünü engelleme, kamu malına zarar verme, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, çevreyi kasten kirletme ile vergi, orman ve maden mevzuatına aykırılık gibi çok sayıda suçu işlediği iddia edildi. Savcılık,42 ayrı eylem kapsamında İmamoğlu’nun 828 yıl 2 aydan başlayıp 2 bin 352 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.

ŞİMDİYE KADAR 42 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Dava sürecinin ilk duruşmasından bu yana çok sayıda sanığın tahliyesine hükmedildi. Mahkeme geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy ve Gökhan Köseoğlu’nun tahliyeleri talep edildi. Mahkeme, savcının mütalaası sonrası Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verdi.

'11 MİLYON LİRA CİVARINDA ALACAKLIYIZ’

Savunma yapan reklam firması sahibi Vedat Şahin, "Hayatım boyunca Kültür A.Ş' den sadece 3 alt ihale aldım. Bu ihaleleri alırken teminat mektubunu alıp kuruma verdim. Pandemi döneminde üstlendiğim 3 işten sonra 2022 yılı ortalarına kadar Kültür A.Ş. ile hiç iş yapmadım. 2022 Haziran ayında, kendisini İBB çalışanı olarak bildiğim, aynı zamanda İBB’de masası ve odası olan Gülden Şık tarafından ortak bir tanıdık aracılığıyla aranması sonrasında, 2025 yılına kadar Kültür A.Ş.’den iş alan şirketlere çalıştım; fakat burada da mağdur oldum. Bu şirketlerden halen bu süreçte yapılan tahsilatlardan kalan1 milyon lira civarında alacaklıyız. Tarafıma isnat edilen suçlamalar, genel olarak etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye olan kişilerin emniyette ve ilk hâkimlik sorgusunda olmayıp, tutuklanmalarından sonra yaptığı asılsız suçlamalara dayanmaktadır. Buradaki iddialar da Kültür A.Ş.’den iş alan firmalardan aldığımız işlerle ilgili değildir. Zira üstlendiğimiz işlerin gerçek olmadığı, adrese teslim işler olduğu ya da sahte fatura keserek kamuyu zarara uğrattığım iddia edilmiştir. Oysa ki burada mağdur olan şirketimizdir" dedi.

'ŞU AN VERDİĞİM İFADELER EN NET İFADELERİMDİR'

Şahin savunmasının devamında, "Ben, 21 Mart 2025’te emniyette, akabinde 22 Mart 2025’te savcılıkta, yine tutuklandıktan sonra 30 Haziran 2025 ve1 Eylül 2025 tarihlerinde olmak üzere savcılıkta ifadeler verdim. Bu ifadelerden en samimi olarak verdiğim ifadeler, ilk emniyet ve ertesi gün savcılıkta verdiğim ifadelerdir. Tutuklandıktan sonra yoğun stresli ve sıkıntılı günlerim geçti. Ailesine düşkün birisi olarak, çocuklarına düşkün birisi olarak girdiğim cezaevinde belirsiz bir sürecin içine atıldım. Kişiler cezaevinde beni ziyaret ederek, "Şöyle ifade verirsen çıkarsın, senin hakkında şöyle suçlamalar var ya da buradan çıkamazsın" gibi ifadelerle psikolojik baskı uyguladılar. Bunlardan en basiti, terör örgütüne finansman sağlama suçlaması gibi lanse edilmesi ve bunların bana söylenmesiydi. Hatta şirketimin hissedarı olan eşimin tutuklanacağına dair söylemlerde bulunuldu ve bununla ilgili benden maddi olarak para isteyen avukatlar da yanıma geldi. Savcılık ifadelerinde dahi söylemediğim bazı isnat ve suçlamaların ifadelere yazıldığını fark ettim. Bu aşamada neyle suçlandığımı dahi bilmeden, açıkçası bir an önce tahliye olabilmek gayretine girdim. Dava açıldıktan sonra gördüm ki birçok kişi, emniyet ve savcılık ifadelerinden sonra, yani Mart 2025’ten sonra Mayıs ve Haziran 2025 aylarında ifadelerini değiştirmiş, farklı beyanlarda bulunmuş ve tamamen çelişkili, asılsız suçlamalar ileri sürmüştür. Benim görgüye dayalı olmayan suçlama ve delilleri gördükten sonra şu an verdiğim ifadeler en net ifadelerimdir" diye konuştu.

8 MİLYON 450 BİN LİRA ALINDI İDDİASI

Şahin, "İddianamede, iş yaptığım şüpheliler; bunlar reklam firması sahibi Kabil Taşçı, 4,5 G firma sahibi Serdar Haydanlı, Gürkan Coşkun, reklam firması sahibi Ahmet Çiçek ile tanımadığım Deniz Dörtyol isimli kişilerdir. Bu kişiler ne emniyette ne de savcılıktaki ilk sorgularında suçlama yapmadıkları gibi, aramızdaki ilişkilerin ticari ve yasal olduğunu açıkça söylemişlerdi. Daha sonra tahliye olabilmek adına Mart 2025'ten sonra, Mayıs ve Haziran 2025 aylarında hiçbir dayanağı ve gerçekliği olmadan tarafımı sahte fatura kesmek ve almakla suçladıklarını, Deniz Dörtyol’un ise tarafıma Üsküdar’da elden 8 milyon 450 bin lira para verdiğini söylediğini gördüm. Maalesef bu isnatları yapan kişilerin ilk ifadelerinde bu suçlamaların hiçbirisi yokken, sonraki ifadelerinde bu suçlamalara yer verildiği, üstelik mantıken ve maddi dayanağı olmayan isnatlarda bulunduklarını gördüm. Nitekim bu kişiler amaçlarına ulaşmış, üstelik bizzat kendileri 'Sahte fatura kestim' demelerine rağmen bugün tutuksuz yargılanmaktadırlar. Umarım bu kişiler mahkeme huzurunda doğruyu söyleyeceklerdir" şeklinde konuştu.

'BAZ VERİLERİ AYNI ORTAMDA BULUNMAMIZDANDIR'

Şahin, "Tarafıma, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Murat Ongun’un altında örgüt üyesi olduğum suçlaması isnat edilmişti. Baz verilerinin ortak olduğunun söylenmesi, sahne ve etkinliklerde bazı verilerin ortak çıkması ya da telefon irtibatı bulunduğunun belirtilmesinin nedeni, mutlaka yapmış olduğum sahne ve etkinliklerde kurulum yaptığımız için o kişilerle aynı ortamlarda bulunmamız ya da aynı iş yerleriyle ilgili olmamızdan kaynaklıdır. Kaldı ki Murat Ongun ile sadece bir telefon irtibatı olduğu söylenmektedir. Baz verilerindeki soyut ve başka delillerle ispatlanmayan ortak kayıtlar delil olamaz. Hiçbir tanık, gizli tanık ya da şüpheli tarafımın gizli toplantılara katıldığına veya örgüt üyeliğiyle ilgili herhangi bir eylem ya da davranışta bulunduğuna dair beyanda bulunmamaktadır. Sadece sahte fatura suçlaması sözkonusu olup, bundan kaynaklı bir dava da açılmamıştır" dedi.