İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturması tamamlandı ve1 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede “örgüt lideri” olarak yer alan İmamoğlu’nun; ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘rüşvet’, ‘suçtan elde edilen gelirlerin aklanması’, ‘kamu kurum ve kuruluşlarını zarara uğratacak şekilde dolandırıcılık’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi ve yayılması’, ‘suç delillerini yok etme veya gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘irtikap’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘vergi usul kanununa muhalefet’, ‘orman kanununa muhalefet’ ve ‘maden kanununa muhalefet’ gibi suçlardan sorumlu olduğu öne sürüldü. İmamoğlu’nun42 ayrı eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanması talep ediliyor.
İLK DURUŞMADAN BU YANA 42 SANIK SERBEST BIRAKILDI
Mahkeme heyeti önceki celselerde; İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, Evren Şirolu, Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı, zabıta memuru Nazan Başelli, veri uzmanı İsmet Korkmaz, yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, şehir plancısı Nuri Cem Ceylan, sosyal medya danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in özel kalem müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Murat Keleş, Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya ve Hakan Aplak’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda sanığın tahliyesine karar verdi.
'TÜYLERİMİZ ÜRPEREREK DİNLEDİK'
Duruşmadan önce konuşan İmamoğlu, "Kuşkusuz bu salonda hepimiz Pınar Türker Hanım’ın ifadelerini tüylerimiz ürpererek dinledik. İstanbul Emniyeti’nin aksi açıklamasına rağmen, AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül’ün duyarlı ifadesini önemsiyorum. Buna karşılık İçişleri Bakanlığı’nın da hassas bir şekilde bu süreci ele almasını yine önemsiyorum. İçişleri Bakanlığı’nın bu tutumuna teşekkür ediyorum. Aynı hassasiyeti Adalet Bakanlığı’ndan da beklediğimizi ifade edeyim. Burada sadece emniyetteki utanç verici, insan onuruna aykırı işlem anlatılmadı; bir savcının, bir anneyi çocuklarıyla tehdit ettiği de anlatıldı. Bunu bir iddia olarak görebilirler. İddianın ispatı çok kolay. SEGBİS kaydında bu görüşme izlenir, gerçekler ortaya çıkar. Çok hızlı sonuç alınacak bir soruşturma bu. Bu anlamda Adalet Bakanlığı’nın bunu bildiği hâlde susmasını da gerçekten çok vahim bir durum olarak görüyorum. Bu konuda da Adalet Bakanlığı’nın tutumunu hızlıca değiştirmesini ve bu hususta bir işlem başlatmasını önemsiyorum" açıklamasında bulundu.
‘BİLİRKİŞİ RAPORLARINI KABUL ETMİYORUM’
İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay, "Görevimi her zaman kamu yararını gözeterek en iyi, en doğru şekilde yapmaya çalıştım.7 yıllık devlet memurluğum sürecinde, çalıştığım kurumlarda belediye meclis denetimleri, mülkiye müfettişleri denetimleri ve Sayıştay denetimleri geçirdim. Bu denetim ve incelemelerin hiçbirinde idari bir soruşturma geçirmedim, hiçbir şekilde yargılanmadım. Bugün burada ihaleye fesat karıştırma suçuyla yargılanmaktayım. İddianamede, üzerime atılı ihaleye fesat karıştırma suçunu nasıl işlediğime dair hiçbir delil sunulmamıştır. Bu nedenle, bu tahmine ve varsayıma dayalı bilirkişi raporlarını asla kabul etmiyorum. Kamu İhale Kanunu’na aykırı bir şekilde ihalenin Medya A.Ş. uhdesinde bırakıldığı iddiası vardır. Biz ihaleleri kanuna ve usulüne uygun olarak yaparız" şeklinde konuştu.
‘SAVCI BANA ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLAN' DEDİ’
İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin, "İfade vermek için çıktığım makamda, ihalelere, teknik süreçlere ya da isnat edilen eylemlerin hiçbirine ilişkin tek bir soru sorulmamıştı. Elinde bir tespih ile koltuğu arkaya kadar yatırmış, benim oğlum yaşında bir savcı, ‘Gel bakalım Taner’ dedi. Elindeki tespihi göğsünün üstüne çekerek, ‘Sen 64 yaşına gelmişsin, buradan çıkamazsın. Zaten senin suçların sübut bulmuş, buradan çıkma şansın yok. Gel etkin pişmanlıktan faydalan, ben de sana yardımcı olayım’ dedi. Ne olduğunu bile anlamadım, etkin pişmanlık neydi onu bile bilmiyordum. Korku ve umutsuzluk içinde beyan üretmeye çalışmak, hukuki bir açıklama yapmak yerine magazin haberleriyle sorgulanmak ne kadar doğrudur, size sormak isterim. Savcı ‘Sen ne mezunuydun?’ diye sordu. Daha benim bir şey söylememe fırsat bırakmadan, ‘İlkokul terk miydin, ortaokul terk miydin, neydin sen?’ derken, ‘Ya senin Ekrem’in de zaten diploması yok ki senin gibileri buraya dolduruyor, bir de onlara yüklü maaş veriyor. Gel sen bak, buradan çıkamazsın. Senin yaşın yetmez buna. Etkinden pişmanlıktan faydalan, ben de sana yardımcı olayım’ dedi" dedi.
'ORTADA SOMUT BİR HİLE ORGANİZASYONU YOKTUR'
Çetin, “Gerçekten böyle bir yapı olsaydı, bu kadar çok personelin, bu kadar çok kontrol mekanizmasının, bu kadar çok kayıtlı işlemin bulunduğu bir süreçte bunun hiçbir somut iz bırakmadan, yalnızca tek bir kişiye bağlanabilmesi mümkün olmazdı. Ortada somut bir hile organizasyonu yoktur. Ortada yıllardır aynı şekilde yürüyen, kayıt altında gerçekleştirilen ve onlarca denetim mekanizmasından geçen idari işlemler vardır. Hangi imzayla, hangi onayla, hangi görev tanımıyla, hangi yetki kapsamında, hangi kişiyle irtibat kurarak, hangi menfaat amacıyla, ne şekilde ihaleye fesat karıştırdığım iddia edilmektedir? Ve yine kime karşı, hangi hileli davranışla, hangi işlemle, hangi belgeyle, hangi zarar ve haksız menfaatle dolandırıcılığın unsurlarını oluşturduğum ve örgüt isnadı bakımından hangi örgüt yapısı, hangi hiyerarşi, hangi talimat zinciri, hangi somut eylemimin beni örgüt üyesi yaptığı ortaya konulmuştur? İddia makamı, sözde örgüt yöneticisi Fatih Keleş’e bağlı olduğumu söylemektedir. Bu iddia, maddi gerçeklikle örtüşmemektedir. Sanırım Fatih Bey’de bir kontenjan boşluğu vardı, beni oraya eklediler. Çünkü ben Fatih Bey ile hiç görüşmedim. 5 senedir İBB’deyim. Bir kere görüşmedim. Hiçbir ortak yönümüz yok. Ne Fatih Bey bana talimat verebilecek konumda, ne ben Fatih Bey’e talimat verebilecek konumdayım" dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma, sanık savunmalarının alınması ile yarın saat0.00’da görülmeye devam edecek.