İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın 54’üncü duruşması Silivri’de gerçekleştirildi. Aralarında görevden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 59 tutuklu ve tutuksuz sanığın yargılandığı davada, sanıkların savunmaları alınmaya devam edildi.
11 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede, Ekrem İmamoğlu hakkında çok sayıda suçlamaya yer verilirken,42 ayrı eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
Davanın önceki celselerinde toplam 51 sanık hakkında tahliye kararı verilmişti.
"BAĞDATLI'NIN OLDUĞU HER EYLEME BENİM ADIM YAZILMIŞ"
Duruşmada savunma yapan etkinlik organizatörü ve eski Medya A.Ş. çalışanı Ceyda Kıryak, hakkında yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Kıryak, "16 ayrı ihale dosyasından suçlanıyorum. Bunlarla ilgili tek tek savunma yapamıyorum, çünkü ben bu ihalelerle ilgili hiçbir detaya vakıf değilim" dedi.
İddianamede delil olarak yer alan bir telefon görüşmesi nedeniyle birçok dosyaya dahil edildiğini öne süren Kıryak, "Emrah Bağdatlı ile bir telefon konuşmam var, iddianamede delil olarak konulan. Muhtemelen bu telefon konuşması nedeniyle Bağdatlı’nın olduğu her eyleme benim adım yazılmış.5 aydır anlamaya çalışıyorum neden buradayım diye. Bu görüşmeyi baz alarak 2020-2025 yılları arasında çalıştığım dönemler, çalışmadığım dönemler, her dönemdeki ihalelere dahil edilmişim. Ben İBB ve Murat Ongun’la çalışıyorum diye mi suçluyum, yoksa Emrah Bağdatlı ile telefonla konuştum diye mi suçluyum" ifadelerini kullandı.
"İHALEYE GİRECEK FİRMALARA BEN KARAR VERMEM"
Savunma yapan Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdür Vekili Barış Kılıç ise görev alanının ihale süreçlerini belirlemek olmadığını belirterek, "Alınacak ihalelere ben karar vermem. Alınan ihalenin Kültür AŞ içerisindeki satın alma ihale yöntemine ben karar vermem. İhaleye girecek firmalara da ben karar vermem" dedi.
Kılıç ayrıca, iddianamede yer alan usulsüzlük ve muvazaa iddialarını reddederek, şirket faaliyetlerinin denetimlerden geçtiğini ve bugüne kadar Sayıştay tarafından herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini savundu.
"BİN 300 TANE HAYALİ KONSER DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİL"
Barış Kılıç savunmasında, soruşturma sürecinde kendisine yöneltilen iddialardan birinin de sosyal medyada gündeme gelen konser organizasyonları olduğunu belirterek, "Bin 300 tane hayali konser diye bir şey söz konusu değil" dedi.
Söz konusu etkinliklerin pandemi döneminde sanatçılara destek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Kılıç, kayıtların ilgili kurumlarda mevcut olduğunu ve kamuoyuna açık şekilde yayımlandığını söyledi.
"BEN KİMSENİN HAKKINI YEDİRMEMİŞ BİR TÜRK KADINIYIM"
Sanıklardan Güldem Şık da suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Ben hayatım boyunca hiç kimsenin adamı olmayıp, adam olmayı kendine ilke edinmiş, hiç kimsenin hakkını yememiş, yedirmemiş bir Türk kadınıyım" dedi.
Şık, Emrah Bağdatlı’yı uzun yıllardır tanıdığını ancak iddia edildiği gibi herhangi bir yönlendirme ya da organizasyon içinde yer almadığını savundu. İBB’de resmi veya gayriresmi hiçbir görevinin bulunmadığını ifade eden Şık, ihale süreçleriyle ilgili bilgi ve yetkisinin olmadığını söyledi.
"MESLEK HAYATIMDA HUKUKA AYKIRI EYLEMİM OLMADI"
Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer ise savunmasında suçlamaları reddetti. Doğruer, "Neden tutuklandığımı halen anlayabilmiş değilim" diyerek, hem görev süresince hem de önceki meslek yaşamında hukuka aykırı herhangi bir eylemde bulunmadığını dile getirdi.
Şirketteki görev ve yetkilerinin sınırlı olduğunu belirten Doğruer, iddianamede kendisine doğrudan atfedilen somut bir hukuka aykırı fiil bulunmadığını savundu.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Doğan Hamit Doğruer’in savunmasının tamamlanmasının ardından duruşmayı yarın saat0.00’a erteledi.