GÜNDEM

Kılıçdaroğlu'ndan Terörsüz Türkiye mesajı: Silahsızlanma geri dönüşsüz olmalı, üniter yapı korunmalıdır

Kemal Kılıçdaroğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede, sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, "Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır. Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır. Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir. Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin CHP'nin yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı. 2013 yılında başlatılan çözüm sürecinde de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin adres gösterildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, partilerinin yıllardır savunduğu yaklaşımın bugün hayata geçirildiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Öyle gizli kapaklı yapmayın, Meclis’e getirin, orada çözelim diye Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni de adres gösterdik. 2020 yılında yaptığımız kurultayda da yine bu soruna değinmiş ve ‘Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin öncülüğünde çözülecek; Türkiye'nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir’ demiştik. Nihayet3 yıl sonra yani 2026’da bizim önerimize gelindi. Sorunun çözüm adresi olarak TBMM gösterildi ve Meclis bu görevi üstlendi."

"ÇÖZÜM DÖRT TEMEL BAŞLIK ÜZERİNE KURULMALI"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kalıcı çözüm için dört temel unsurun birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Buna göre sürecin; Terör örgütünün doğrulanabilir şekilde silahsızlandırılması ve örgütsel tasfiyesi, Türkiye'deki demokratik ve hukuki reformların gerçekleştirilmesi, Irak ve Suriye'deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemelerinin oluşturulması, Dış müdahaleleri sınırlandıracak egemenlik stratejisinin geliştirilmesi başlıklarını birlikte içermesi gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu 4 boyut, her aşamada dikkate alınmak zorundadır. Çünkü Türkiye kendi iç barışını kurarken dış jeopolitik hesaplara karşı da dikkatli olmak zorundadır. Bu mesele, Türkiye’nin kendi tarihsel ve toplumsal gerçekliği içinde, kendi Meclisiyle, kendi hukukuyla, kendi yurttaşlarıyla çözmesi gereken bir meseledir. Dolaysıyla Türkiye hem güvenlik mimarisini hem de toplumsal barışını hukuk ve demokrasi temelinde oluşturmak zorundadır."

"TERÖRÜN BİTMESİ TARİHSEL BİR FIRSATTIR"

Terörün sona ermesinin Türkiye açısından tarihi bir fırsat olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kalıcı barışın ancak Cumhuriyet'in temel ilkeleri ve demokratik hukuk devleti anlayışıyla mümkün olacağını söyledi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Bu süreç, ancak Cumhuriyet’in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla, üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyet’in 2’nci yüzyılında Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir. Bu nedenle asıl soru şudur; terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır? Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir? İşte onu yapabilecek vizyona ve iradeye sahip parti CHP’dir. Sorunu ilk keşfeden, ilk gören, ilk raporu hazırlayan, çözüm önerilerini getiren, bütün eleştirilere göğüs geren tek parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Çünkü bu ülkeyi biz kurduk, bu ülkenin mimarı biziz, Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Sorunlarını çözmesini, akılcı politikalar üretmesini bilen bir partiyiz."

"CUMHURİYET'İ DEMOKRASİYLE TAÇLANDIRMA SÜRECİ"

CHP'nin sürece bakışını "Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırma" olarak tanımlayan Kemal Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: "Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak, güvenliği hukukun yerine koymadan, özgürlüğü de güvenliğin karşısına dikmeden, bu iki değeri aynı anayasal düzen içinde birleştirebilmektir. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; silahın siyasetten tamamen çıkması, siyasetin de kapalı pazarlıklardan çıkarak Meclis’in, hukukun ve milletin denetimine girmesidir. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; farklı toplumsal aidiyetleri çatışma alanı olmaktan çıkarıp ortak Cumhuriyet yurttaşlığı içinde güvence altına almaktır. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandırmak; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yapmaktır. Dolayısıyla, sürecin başarısı yalnızca siyasi iradeye bağlı değil, hukuki güvenceye, şeffaflığa, toplumsal katılıma ve güven duygusunun yeniden inşasına bağlıdır."

"TERÖRÜN BİTMESİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"

Sürecin güvenlik ve dış politika açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çeken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin temel ilkelerini şu sözlerle dile getirdi: "Benim ne hakkım varsa Kürt vatandaşımızın, kardeşlerimizin de o hakkı vardır. Bu mesele sadece bir demokrasi ve hukuk meselesi de değildir. Bu mesele Türkiye’nin güvenliği ve dış politikası için de hayati bir meseledir. Hiç kimse unutmasın, biz bu meselemizi çözmeden, güçlü bölgesel bir aktör olamayız. Şunu da unutmamak gerekir. Önce Kürt vatandaşlarımızla, ardından Kürt komşularımızla kuracağımız güçlü bağlar, Türkiye’nin gelecek vizyonunu da şekillendirecek. Bu noktada açık bir ilkesel çerçeve ortaya koyuyoruz. Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı kırmızı çizgimizdir."

"ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYUYORUZ"

Konuşmasının sonunda sürecin mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi merkezli yürütülmesi gerektiğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şu çağrıyı yaptı: "Sürecin tüm aşamaları bundan sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi merkezli yürütülmelidir. Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır. Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır. Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir. Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır. Bu ülkeyi kuran parti olarak, sorumluluğumuzu biliyoruz. Hiçbir siyasi menfaat düşünmeden elimizi taşın altına koyuyoruz. Ülkemizin huzuru, bölgenin huzuru için açıkladığım çerçeve içinde çözüm Türkiye’yi rahatlatacaktır. Yeter ki bir kişi daha ölmesin, yeter ki Türkiye bu meseleden kurtulsun."