GÜNDEM

Makineleri bıraktı fırçasına sarıldı

Çin’de ağır sanayi ürünleri üreten bir fabrika işletirken ülkesine dönmeye karar veren ressam Tansu Özmen, 7 ay önce İzmir’de kahve dükkanı açtı. Atölyesini kahve dükkanına taşıyarak burada suluboya dersleri vermeye başlayan Özmen, “Sanayici değil sanatçıymışım” diyor
E. ÇAĞLA GENİŞ
Tansu Özmen, Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesinden mezun olduktan sonra uzun yıllar İstanbul’da özel bir şirkette yöneticilik yaptı. Daha sonra ortağıyla birlikte Çin’de ağır sanayi ürünleri üreten fabrika kurdu. Özmen bu sırada, çocukluğundan beri gönül verdiği resim sanatını da bırakmadı. Suluboya ressamı Özmen, dünyaca ünlü suluboya ressamlarını Türkiye’ye getirip atölye çalışmaları düzenledi. İstanbul ve Çin arasında gidip gelmekten bunalan ve kendi deyimiyle “Sanayici değil sanatçıymışım” diyen Özmen, 7 ay önce İzmir’de yeni nesil kahve dükkanı açtı. Çalışırken sanat çalışmalarından da uzak kalmak istemeyen Özmen, atölyesini kahve dükkanına taşıyarak burada suluboya dersleri vermeye başladı.

SANAYİCİ DEĞİL SANATÇIYMIŞIM
Zamanla iş hayatından uzaklaşıp tutkusu olan resme yöneldiğini söyleyen Tansu Özmen, “yaşından beri küçük küçük desen çalışmaları yapıyordum. Üniversitede sulu boyaya başlamıştım, bir galerinin önünde çok güzel bir sulu boya resmi görüp başlamıştım. Yüreklendim ve yapabilirim diye düşündüm. Sonra üniversite ve çalışma hayatı derken uzun süre dokunamadım. 33 yaşlarında zamanın bolluğundan dolayı yeniden fırçayı elime aldım. Hobi olarak başladım ama sergi teklifleri gelmeye başladı. İnsanlar resimlerimi çok sevdi hatta satın almak isteyenler oldu. Sulu boya tekniğini öğrenmek isteyenlere dersler vermeye başladım.  Yurt dışından talepler geldi, sempozyumlara çağrıldım. Sanayici derken ressam olup çıktım. Sanayi ikinci planda kaldı. Ben aslında sanayici değil sanatçıymışım. Onu keşfettim” dedi.

KAHVE KOKUSU SANATLA BULUŞTU
7 ay önce İzmir’e yerleşen ve Alsancak Kıbrısşehitleri Caddesi üzerinde bir kahve dükkanı açan Özmen, “Hem bir kahve dükkanı açmak hem de resim çalışmalarıma devam etmek istiyordum. İkisini birlikte nasıl birleştirebilirim derken oraya bu dükkan çıktı. Şu an dükkanın iç tarafında atölye çalışmaları yapıyorum. Bir grup öğrenci bana ulaştı ders vermemi istedi; o şekilde başladık. Talepler artarak devam ediyor. Müşterilerin de çok hoşuna gidiyor; gülümseyerek olumlu karşılıyorlar. Sanatın gündelik hayatta erişilebilirliği açısından çok önemli. Bu dükkanda kahve kokusu ile sanat buluşuyor. Örnekleri çok fazla olduğunu sanmıyorum. Avrupa’da restoran galeriler var. Bir yandan yemeğinizi yiyorsunuz bir yandan eserleri inceliyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SAMİMİ BİR ORTAM
2004’ten bu yana minyatür sanatıyla ilgilenen Esin Aksaç, “Son zamanlarda sulu boya çalışma isteğim vardı. Bir tanıdığım vasıtasıyla Tansu Özmen’in çalışmalarından haberdar oldum. Birkaç arkadaşımla birlikte şimdi buraya gelip ders alıyoruz. Ev yerine kahve dükkanında resim yapmak daha güzel ve samimi bir ortam sağlıyor” dedi.

SULUBOYAYA YENİ BAŞLADI
15 yıldır klasik Türk sanatları ile ilgilenen 55 yaşındaki emekli mimar Candan Aral ise, “Minyatür ve tekzip yapıyordum. Farklı teknikler öğrenmek için suluboyaya başladım. Burada böyle bir çalışma olduğunu duyunca gelip ders almak istedik. Ben bunu odada kendi başıma yaparken de keyif alıyorum ama başka insanlara da örnek olursak daha güzel olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.