GÜNDEM

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den ara tatil açıklaması: Son noktayı koydu

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ara tatil ve sınav sistemi başta olmak üzere milyonlarca öğrenci ve veliyi ilgilendiren konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Ara tatil kaldırılacak mı?

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, hafta sonu gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sınavı (LGS) için alınan yeni önlemler ile 2026-2027 eğitim öğretim yılında hayata geçirilmesi planlanan düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türk Devletleri Teşkilatı Eğitim Bakanları 9. toplantısının düzenlendiği Kazakistan ziyaretinden dönüş yolunda, Ticaret Gazetesi’ne konuşan Bakan Tekin, gündeme dair soruları yanıtladı.

Bakan Tekin’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

Çocuklar ve gençler için Türk dünyasını tanıtıcı bir tur rehberi hazırlayacağınızı söylediniz. Bunun detayları nedir?

Türkistan tur rehberi benim için çok önemli. Ben daha önce Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanıyken bu eksikliği fark ettim. Türkiye’den Türk tarihine, Türk kültürüne meraklı birisi böyle bir tura çıkmak istediği zaman, bilimsel anlamda diyorum turizm anlamında değil, “şuradan başla, şurası bunun için önemli, burası bunun için önemli” diyen bir kaynak yok. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında “Okul Dışı Öğrenme Ortamları” diye bir platform geliştirdik. Diyelim çocuk Ahlat’ta yaşıyor. Öğretmen, bizim meb.gov.tr adresimizden Okul Dışı Öğrenme Ortamları web sayfasına girip ilini, ilçesini seçtiği zaman o ilçede turistik, tarihi, insan kaynağı olarak neler var, onlarla ilgili bilgiler geliyor. Diyoruz ki Ahlat’ta bizim şehitliğimiz var, o şehitlik niçin önemlidir? Onu biz müfredatla ilişkisini kurarak kazanım olarak tanımladık. Dedik ki bu, şu kazanımın karşılığıdır, şu ünitenin devamında şöyle bir faydası var gibi tanımladık. Türkiye’nin 81 ilinin tamamını böyle yaptık. Öğretmenimiz bunu ülke içinde yapabiliyor. Hakkari’de okuyan bir çocuğa İstanbul’un tarihi değerlerini anlatıyorsun ama çocuk kendi memleketini bilmiyor, onu öğrenmesini sağladık.

Bunun devamı olarak, Türk Devletleri Teşkilatına üye olan 5 ülke ve gözlemci olan KKTC’yi de ekleyerek bir tur rehberi oluşturuyoruz. Okul Dışı Öğrenme Ortamları’yla bağlantılı olacak. Çocuk, örneğin yazın ailesiyle Türk dünyasında bir geziye çıkmak isteyebilir. Onun da ötesinde derste öğretmeni EBA’dan açacak ve diyecek ki burası Bilge Tonyukuk Anıtları. Animasyonlarla beraber gösterecek. Daha da önemlisi bunu bir turistik tur rehberi olarak da yayımlayacağız. Akademik olarak bitti şu anda. İlgili genel müdürlüğümüz, şimdi öğrencilerin seviyesine uygun hale getiriyor. Yeni eğitim öğretim döneminde bütün ders kitaplarıyla beraber öğrencilerin masasına koyacağız ve elektronik ortama da yükleyeceğiz.

Bu konuyu Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin eğitim bakanları ile de görüştük. Değişim programları çerçevesinde onlarla da paylaşacağız, o ülkedeki öğrenciler de Türkiye’deki tarihi değerleri bilecek. Kazak öğrenci Türkiye’dekini bilecek, Türkiye’ye geldiğinde nereye niçin gitmesi gerektiğini bilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığının da işini kolaylaştırmış oluyorsunuz. Hem evrensel bir eğitim hem yerel bir eğitim.

Bizim bakanlıklar olarak karşılıklı ilişkilerimiz çok önemli. Bizim imkânlarımızı ihtiyacı olan hangi bakanlık varsa kullansın, biz onlarınkini kullanalım. Ortak çalışalım ki mükerrerlik olmasın.

Müfredatta yaptığınız değişiklikle Orta Asya kavramını çıkarıp Türkistan, Ege Denizi yerine Adalar Denizi gibi yeni kavramlar getirdiniz. Burada amaç ne?

Orada yapmak istediğimiz şey şu. Çocukların zihninde bilimsellik, kavramsallaştırmayla oluşuyor. Siz çocuğa inkılap tarihi ya da tarih dersinde915 olaylarını “tehcir” diye anlatırsanız, tehcir Arapça “zorla göç ettirme” demek, bunun detayını anlatmazsan, doğrusunu bilmezse, o zannediyor ki buradaki insanlar devlet tarafından zorla bir yere göç ettirilmiş. Ama öyle değil. Bu kavramsallaştırmayı böyle vermemek lazım. Bunu verdiğinde öyle oturuyor o. Olayın aslı ne? Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı gibi metinlerin de yürürlükte olduğu,909 Anayasası’nın yürürlükte olduğu bir dönemde toplumsal olaylar çıkıyor. Devlet o bölgede yaşayan belli insanların can, mal, ırz ve namus güvenliklerini garanti altına almak için başka bir yerde iskân alanı oluşturuyor onlara. Ülke dışına falan sürmüyor, öyle bir şey yok. Kanunun adı ne? “Sevk ve İskân Kanunu”. Bu kavramsallaştırmalar önemli. Biz, çocukların bilinçaltına bunları yerleştirdiğini düşündüğümüz için müfredatta bu kavramsallaştırmaları objektif hale getirelim istedik. Tehcir yerine Sevk ve İskân Kanunu dedik. Coğrafi keşif diyorsun mesela, Kristof Kolomb gitti Amerika’yı keşfetti. Peki kardeşim bu Amerika’da insan yaşamıyor muydu ondan önce. Halbuki niye gittiler Avrupa’dan, sömürmeye gittiler. O zaman biz onu sömürgeciliğin başlangıcı olarak tanımladık. Haçlı seferleri mesela. Literatüre haçlı seferleri diye koyduğunuz zaman çocuğun zihninde pozitif bir algı oluşuyor. Adamlar gelmiş, bizim ülkemize saldırmışlar. Niye sefer diyoruz da saldırı demiyoruz. Haçlı saldırıları. Aynı şey Orta Asya için geçerli. Orta Asya, İkinci Dünya Savaşı sonrasında bizim, bu coğrafyayla bağımızı koparmak için yani Türkler arasında iletişimi koparmak için uydurulmuş bir kavram. Orijinali ne, Türkistan. Ama Türkistan dendiği zaman buradaki insanlarla Türkiye Cumhuriyeti arasında otomatik bir bağ kurulacak, o bağın kurulmasını engellemek için uydurulmuş kavramlar bunlar. Bunu da değiştirdik Türkistan diye. Müfredatta bunun gibi değişiklikler yaptık.

Türkistan deyince sizin aklınıza ne geliyor?

Türkistan deyince benim zihnimde, binlerce yıllık Türk devlet geleneğimizin başladığı yer canlanıyor. Benim toplumumda, benim ülkemde, milli ve manevi değerlerimde bu coğrafyanın, bu coğrafyada yaşayan insanların katkısı var. Bu coğrafyanın bende kültürel anlamda bir birikimi var. Bu bağlantıyı kolay hale getirmek için bu çalışmaları yapıyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı da bunu yapmaya çalışıyor nihayetinde.

Müfredatta gelecek eğitim öğretim dönemi için yenilikler, yeni çalışmalar gündeme gelecek mi?

Müfredat değişikliklerini biliyorsunuz kademeli bir biçimde başlattık. Bizde üç kademe var, ilkokul, ortaokul ve lise. Okul öncesi zaten tek müfredat olarak yayımlandı. Diğerlerinde her kademenin ilk sınıfında başlamıştık. Önceki yıl, 5 ve 9’da yaptık. Bu yıl, 2, 5, 6, 9 ve0 oldu. Önümüzdeki yıl, 2, 3, 5, 6, 7, 9,0 ve1 olacak. Dolayısıyla bir revizyon yok, bu devam ediyor.

13 Haziran’da yapılacak Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki merkezi sınav için aldığınız yeni tedbirler var mı?

Milli Eğitim Bakanlığınca3 Haziran Cumartesi günü milyondan fazla öğrencinin katılımıyla LGS kapsamındaki merkezi sınav düzenlenecek. Hem ÖSYM hem biz, her yıl kendi teknolojik altyapımızı, güvenlik altyapımızı revize ediyoruz. Yani yeni yapılması gereken bir şey varsa onları yapıyoruz. Bizim ÖSYM’den farkımız, sınav ortamlarında bizim dersliklerimizde kamera yoktu. Biz sınavı normal ortaokul dersliklerinde yapıyoruz. Bu yıl, geçtiğimiz yıllara ilave olarak sınav yapılacak sınıflara, sınav saatinde açılmak koşuluyla, kameralar koyuyoruz. Sınav saati dışında kullanılmayacak, öğretmenlerimizin mahremiyetine halel getirmemesi açısından sadece sınav saatlerinde kullanılmak üzere konulacak. Dolayısıyla sınıfla ilgili, sınavla ilgili herhangi bir şey olursa öyle gündeme gelecek.

İkincisi, her sınavdan önce illerde il sınav, ilçelerde ilçe sınav koordinasyon kurulları toplanır. Onları bu yıl, her yıldan biraz daha fazla topladık. Birkaç kez topladık. Önce İçişleri Bakanlığı ile biz, jandarma, emniyet, sonra ilçelerde ve illerde, daha özen gösterilmesi açısından bu toplantıları birden fazla kez yaptık.

Bir de okullarda iki sınav arasındaki 45 dakikalık sürede veliler, çocukların karnını doyurmak isterken kötü görüntüler ortaya çıkıyordu. Merkezi sınava başvuru sırasında velileri tarafından talepte bulunulan öğrencilere, dinlenme süresinde beslenme ihtiyaçlarını karşılamak, sınav kaygısını azaltmak ve motivasyonu artırmak amacıyla kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve su içeren beslenme paketi verilecek. Ne dağıtacağımızı söyledik, olur ya çocukların içinde buna alerjisi olanlar bulunabilir, “çocuğumun yemesini istemiyorum” diyen veliler olabilir. Aldığımız talebe göre “istiyorum” diyen öğrencileri bir sınıfa, “istemiyorum” diyenleri başka sınıfa aldık ki birbirinden görüp de canı çeken olabilir. Beslenme paketi isteyen ve istemeyen öğrenciler farklı bina veya salonlarda sınava girmiş olacak. Ama tamamına yakını, yüzde 91’i talep etmişler zaten. Dolayısıyla öğrencilerin yüzde 91'ine bu yıl ilk kez beslenme paketi verilecek.

Yurt dışında sınava girecek öğrencilere de su hariç beslenme paketinin sınav evraklarıyla gönderilmesi kararlaştırıldı.

Zaman zaman LGS kapsamındaki merkezi sınavla ilgili “müfredat dışından sorular soruluyor” eleştirileri yapılıyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Gerek ÖSYM’nin yaptığı YKS sınavlarında gerek bizim yaptığımız LGS sınavlarında en hassas olduğumuz konu müfredat. Müfredat, bizim ders kitaplarımız, bizim dağıttığımız materyal, elektronik ortama yüklediğimiz materyal. Çocukların bunun dışında başka hiçbir şeye ihtiyaçları yok. Onlar üzerinden çalışabilirler. Ama yine eksiğim var diyen öğrenciler varsa onlar da zaten okul idarelerine başvuruyorlar, okul idareleri okulun içinde destekleme ve yetiştirme kursları organize ediyor. Diyor ki mesela “Benim çocuğum 7. sınıf matematikten eksik”, biz orada kendi öğretmenlerimizle ücretsiz kurs açıyoruz. Ayrıca bizim hayata geçirdiğimiz MEBİ gibi dijital platformlardaki soru ve sınav örneklerinden hazırlanabiliyorlar. Diğer yandan LGS veya YKS’de müfredat dışı herhangi bir soru sorulması da söz konusu değil.

Yeni eğitim öğretim dönemi için adrese dayalı okul kaydıyla ilgili bir çalışmanız vardı. Bu çalışma ete kemiğe büründü mü?

Biz her okulun kapasitesine göre okula bir kayıt bölgesi oluşturuyoruz. Bu okul etrafındaki çocuk sayısına göre “şu sokak, şu cadde bu okula kayıt yaptıracak” diyoruz. Adrese dayalı kayıt sistemi. Buralardaki çocukları biz bu okula kaydediyoruz. Fakat mevzuattan kaynaklanan boşlukları kullanan bazı veliler, belli okulları yoğun tercih ediyorlar. Bizim için şöyle sıkıntı oluyor. Bir, o okuldaki öğrenci sayısı öngördüğümüzün üstüne çıkıyor. İki, okul idaresi ile veli arasında bir kayıt tartışması başlıyor. Bu yıl şunu yapıyoruz. Bu okulun kayıt bölgesindeki öğrencilerin kaydını zaten otomatik yapıyoruz. Kayıt bölgesi dışından gelmek isteyen olursa da okul idaresi onları elektronik ortamda kaydediyor, öğrenci kotası dolmadıysa kurayla alacaklar. Dolduysa zaten kapatıyoruz. Bir de Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğümüzün, ikametgâh verirken bir muvafakat belgesi var. Aile diyor ki “Benim çocuğum dayısının yanında kalıyor.” Bunu kayıt için kullanıyorlardı, şu anda onlara da öncelik vermiyoruz. Onlar da ikinci plana kaldılar. Önce orayı dolduracağız, diğerleri içinden de kura çekeceğiz.

Sınav güvenliği açısından hangi tedbirler alınıyor?

Soruların hazırlandığı, seçildiği ve basıldığı ortamlara ben dâhil hiç kimse giremez. Giren kişiler de yanlarında hiçbir elektronik cihaz taşıyamaz. Soruları kayıt vs, böyle bir şey asla olamaz. Bu bizim için çok önemli bir husus. Orada çok hassasız.

4+4+4 sistemiyle ilgili biri düzenleme gündeminizde mi?

Kamuoyu2 yıllık zorunlu eğitimi tartışsın istiyoruz. Ben uzun vadeli olarak bunların Türkiye’de gündeme gelebileceğini söyledim. Dünyada geliyor, bizde de gelecek, yavaş yavaş tartışılacak. Oxford örneğini verdim,5 yaşında çocuk Oxford’a, Harvard’a gidiyor, yarın bizde de tartışılmaya başlanacak. Yavaş yavaş biz de bunu zihinsel olarak tartışalım. Kısa vadede gündemimizde yok. Artık bilgiye erişme kolaylaştığına göre çocukları2 yıl zorunlu eğitim, 4 yıl lisans eğitiminde tutmak ne kadar doğru, bunları dünya tartışıyor, biz de tartışalım istedik. YÖK de çalışıyor.

Okul güvenliği konusunda bazı bakanlıklarla ortak çalışmalarınız vardı. Bu çalışmalar hangi aşamada?

Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri konusunda İçişleri Bakanlığı ile çalışıyoruz. Bütün okullarımızı yeniden derecelendiriyoruz. Hangi okulda hangi tür güvenlik tedbirinin alınması gerektiğini yeni eğitim öğretim dönemine yetiştirmiş olacağız. Yapay zekâ destekli Bakanlık Yönetim Sistemi var. Orada erken uyarı mekanizmalarına yönelik modüller yazılıyor. Onlar da yeni dönemde hayata geçmiş olacak.

Yeni eğitim öğretim döneminde ara tatiller kalkacak mı? Takvim ne zaman açıklanır?

Akademik takvimi yayımlayacağız. Önümüzdeki yıl, birinci yarıyıl ara tatil yapacağız, ikinci yarıyıl ise ara tatil dönemi Ramazan Bayramı’nın olduğu haftaya denk düşüyor.

Akran zorbalığının arttığı yönünde özellikle sosyal medyadan Milli Eğitim Bakanlığına saldırılar var. Okullardaki bu sıkıntılar hangi boyutta?

Bağımlılığın her türü kötü. Hepsiyle mücadele etmek lazım. Bu mücadele bazen fiziki tedbirlerle, güvenlik tedbirleriyle olur bazen psikososyal faaliyetlerle olur. Ben şunu söylüyorum. Bu bağımlılık oranlarını biz sürekli ölçüyoruz, düşünüldüğü kadar yüksek değil. Peki niye bu kadar yaygın görünüyor. Çünkü şu anda iletişim kanalları çok yoğun. Herhangi bir yerde bir olay olduğunda anında Türkiye’nin gündemine düşüyor. Öyle olduğu için de sanki bütün çocuklar şiddet bağımlısı, uyuşturucu bağımlısı gibi bir algı ortaya çıkıyor. Bunlarla hem güvenlik güçleri hem biz mücadele ediyoruz. Öğretmen arkadaşlarımız da bu konularda çok özenli ve dikkatliler. Söylendiği kadar yaygınlaşan bir şey değil.

Veli Randevu Sistemi’ni yenilediniz. Oradaki sonuçlar nasıl?

Veli Randevu Sistemi oturdu artık. Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz, velilerimiz buna uyuyorlar. Öğretmen-veli görüşmeleri için e-Devlet kullanıcı bilgileriyle okulların internet sitelerinden randevu alınabilmesine olanak sağlayan Veli Randevu Sistemi’nin daha güvenli ve planlı yürütülmesine ilişkin kapsamlı yeni bir çalışma başlattık. Yeni sistemde süreç yine randevu oluşturma, okul onayı ve görüşme adımlarından oluşacak ancak mevcut sistemden farklı olarak başvuru kanallarının çeşitlendirilmesi, okulun da veli adına randevu oluşturabilmesi ve velinin süreçle ilgili farklı kanallardan bildirim alabilmesi sağlanacak.

Yeni bir uygulama olarak önümüzdeki eğitim öğretim döneminde, okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin bir hafta erken başlaması gibi velilerin de Ebeveyn Okulu diye tanımladığımız bir programı almalarını zorunlu hale getirmeye çalışıyoruz.

Milli Eğitim Akademisinde eğitimler devam ediyor. Bu eğitimlerle ilgili geri dönüşler nasıl?

Türkiye'deki öğretmen yetiştirme süreci ile ilgili bir şeyler yapılması gerektiği hep dile getirilmiştir. Temel problem de öğretmenlerin uygulama eğitimlerinin yetersiz olması, Millî Eğitim Bakanlığının müfredatıyla eğitim fakültelerinin müfredatının arasındaki uyumsuzluk ve Millî Eğitim Bakanlığının okul çeşitliliğiyle eğitim fakültelerindeki öğrencilerin uygulama yaptığı okulların çeşitliliği arasındaki fark. Bu problemleri çözecek şekilde kurduğumuz Millî Eğitim Akademisinde program uygulama ağırlıklı. Sınıfta bir danışman eşliğinde uygulama yapılıyor, bu uygulamayı yaparken de bizim okul çeşitliliğimizin hepsini görebileceği şekilde bir eğitim veriliyor. Uygulama ağırlıklı bir eğitim olduğu için sürekli izleme ve değerlendirme yapıyoruz.

Bakan Yardımcılarımız, genel müdürlerimiz her il ziyaretinde Milli Eğitim Akademisine de gidiyorlar, öğretmen adayı arkadaşlarımızın oradaki memnuniyetini görüyorlar.

Milli Eğitim Bakanlığı görevinde 3 yılınızı doldurdunuz. Bu dönemde reform niteliğinde adımlar atıldı. Bu 3 yılı değerlendirir misiniz?

Müsteşarlığın da verdiği tecrübeyle Milli Eğitimde hem bürokratik olarak Bakanlık yapılanması açısından hem müfredat olarak hem fiziki ve teknolojik yatırım olarak çok önemli değişiklikler yaptık. Yavaş yavaş meyvelerini de topluyoruz. 8 Eylül’de inşallah OECD’nin PISA tanıtım toplantısında bunların karşılığını göreceğiz.

Özel okulların bazı uygulamaları sık sık gündeme geliyor. Bunlarla ilgili yeni yaptırımlar söz konusu mu?

Çocuğu özel okula göndermek bir tercih. Biz zaten milyon çocuk varsa bu milyon çocuğun hepsini bir okula kayıt yaptırıyoruz. Ama veli, “Ben değişik sebeplerle çocuğumu özel okula göndermek istiyorum” diyorsa da saygı duyuyorum. Veli çocuğunu özel okula gönderecekse, önceliklerine göre bakacak. Sonuçta bir hizmet satın alıyor ve bu satın aldığı hizmetin bir bedeli var. “Ben ücretsizden faydalanmak istemiyorum, parasını ödeyerek çocuğumu özel okula göndermek istiyorum” dedi. Amenna, buyurun gönderin. Bunu yaparken de satın almak istediği hizmetin şekline göre okullar bir bedel belirliyor. 400 bin liraya da var, 600 bin liraya da var, 800 bin liraya da var, milyon liraya da var.2 bin 500 özel okulun içinde ücreti milyon TL’nin üzerinde olan 80 civarı okul var.2 bin 420 tane milyon liranın altında okul varken, illa buraya göndereceğim dediyse, o okul mesela dil eğitimi için İngiltere’ye götürüyor, yüzme havuzu var, sosyal etkinlikleri var, bunların hepsinin bir bedeli var ve bunları size de sunuyor. Bunu kabul ederek gönderiyor. Buna itiraz edilmesini çok anlamıyorum. Biz neyi denetliyoruz. Veli bir hizmet paketi satın almak istiyor. Bunun içinde 20 kalem var. Bunun bedeli kaç lira,00 TL. Sözleşme imzaladınız, önümüzdeki yıl aynı hizmetleri sunarken bizim tanımladığımız ücret artışlarının üzerinde bir ücret isterse ben bunu denetliyorum. Diyorum ki geçen sene00 lira istiyordun, bu sene30 bin lira istiyorsun. Bizim belirlediğimiz fiyat artış skalasına göre senin20 TL istemen lazım. Onu denetleyebilirim ben. Onu da nasıl denetlerim? Bu resmi olursa denetleyebilirim. Kâğıt üzerinde 50 TL ödedin, elden benim bilmediğim şekilde 50 lira daha ödediysen onu bilemem.

Velilerimiz kendilerine tanımladığımız resmi devlet okullarına çocuklarını gönderebilirler, göndermek istemiyorlarsa kendi ekonomik durumlarına uygun bir özel okula gönderebilirler veya seçtikleri daha yüksek fiyatlı bir okula gönderebilirler. Bu okullar ders kitabı ücreti adıyla bir ücret alamazlar. Bizim ders kitaplarımızı kullanmak zorundalar. Yardımcı kaynak satıyorlarsa da bu yıl şu fiyata sattın, önümüzdeki yıl belirlenen artışın üzerine çıkamazsın.

(Alındığı Kaynak: Ticaret Gazetesi)