GÜNDEM

Nihat Hatipoğlu'ndan cemaat ve tarikatlara dikkat çeken çağrı: Hakikat sizin tekelinizde değil

İlahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, köşesinde dini yapılara seslenerek kendilerini "yanılmaz ve sorgulanmaz" görmemeleri gerektiğini vurguladı. Hatipoğlu, "Beni değil, Hz. Peygamber'i anlatın" uyarısında bulundu.

İlahiyatçı Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, Sabah gazetesindeki yazısında dini dernek, cemaat, vakıf ve tarikatlara yönelik dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "Dini oluşumlara çağrı" başlıklı yazısında bu yapıların mensuplarına, kendilerini sorgulanamaz ve yanılmaz konumda görmemeleri gerektiği mesajını veren Hatipoğlu, İslam'ın merkezine Hz. Muhammed'in örnekliğinin yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Hatipoğlu, yazısının başında söz konusu yapıların tamamına "bir mümin olarak çağrı ve hatırlatmada" bulunmak istediğini belirterek, amacının herhangi bir oluşumu aşağılamak olmadığını ifade etti. Hatipoğlu yazısında şunlara yer verdi:

"Dini dernek, cemaat, vakıf, tarikat gibi oluşumların tümüne bir mümin olarak çağrım veya hatırlatmam olacak. Lütfen bu yazdıklarımı insafla değerlendirin. Önyargısız değerlendirin. Niyetim bu yapıları aşağılamak değildir. Ama müminler olarak birbirimizi uyarmak zorundayız. Kuran "Ve hatırlat, uyar" (Zariyat, 55) buyuruyor. Bize düşen de o.

Ey muhterem büyükler! Mensuplarınıza, olağanüstü bir şey olmadığınızı, yüce Allah'ın (CC) rahmetine sığınmış aciz birer kul olduğunuzu söyleyin.

Tek mürşit olmadığınızı, dünyanın sizin etrafınızda dönmediğini, sizin gibi İslam'a hizmet eden başka milyonların da olduğunu hatırlatın.

HAKİKAT SİZİN TEKELİNİZDE DEĞİL

Mezarda ve ahirette sizi sevenlerden ve size bağlı olanlardan hiçbir azabı uzaklaştıramayacağınızı, kendi akıbetinizin ne olacağını dahi bilmediğinizi apaçık söyleyin. Kimse sizi ahiretin öncüsü, kurtarıcısı zannetmesin. Çünkü öyle değilsiniz. Hz. Resulullah (SAV) bile, "Vallahi yarın bana ve size ne olacağını bilemiyorum" buyurmuyor mu?

Dünya ve ahiretle ilgili her sözünüzün, fetvanızın, konuşmanızın, cümlenizin tartışılıp terk edilebileceğini; çünkü mutlak hakikatin sadece yüce Kuran olduğunu belirtin. Bunun eğitimini verin. Aksi hâlde sizin de ahiretiniz meçhuldür, sıkıntıdadır. Sadece Kuran ve Hz. Muhammed (SAV) sorgulanmaz.

Hz. Ömer'in, yanındaki Hz. Huzeyfe'ye (ki Peygamberimizin sırdaşı sayılırdı) "Hz. Peygamber (SAV) beni de münafıklardan saydı mı?" diye soracak kadar ahiret hesabından korktuğunu unutmayın. Bunları müntesiplerinize anlatın. Siz bir Hz. Ömer değilsiniz. Ama o hassasiyeti göstermelisiniz.

Müridinize, müntesibinize, bağlınıza, talebenize sadece Allah'ı hedeflemeleri gerektiğini anlatın. Hepinizin hedefi Allah'a çağırmak olmalıdır.

Başkalarının kendiniz kadar aziz, şerefli, onurlu ve hatta doğru olabileceğini anlatın. Söylediğiniz hakikat olsun. Ama hakikat sizin tekelinizde değil.

Size uyanlara, cemaatinize şöyle deyin:

"Beni değil, Hz. Peygamber'i anlatın. Benim özelliklerimi anlatacağınıza, Hz. Peygamber'in ahlakını anlatın. Biz faniyiz. Biz birer vesileyiz. Bizi abartmayın. Bizi anlatmayın. Sadece ve sadece Hz. Muhammed'i (SAV) anlatın. Sevdirin. Örnek gösterin. Her gün binlerce alkış alsanız ne mana ifade eder. Baki olan Rabb'i (CC) ve ebedi önder Muhammed el-Emin'i anlatın. Tanıtın. Aksi hâlde sizi çok seven, size bağlı olan, dergâhınıza gelen herkes bir nedamet ve ahiret hüsranı olarak size döner. İnanınız ki bu böyle olacak. Bu hesabın altından kalkamazsınız."

Çünkü, "Keşke Salih bir mümin kulun göğsündeki bir kıl parçası olsaydım" diyen Hz. Ebu Bekir böyleydi; çünkü "Bütün dünyada bir tek kişi cehenneme girecek" dense o ben miyim diye korkarım" diyen Hz. Ömer böyleydi.

Dini hizmet kurumlarının derdi ve hedefi İslam'ı tebliğdir. Evlatlarımıza, bize İslam'ı sevdirmektir. Başka bir hedefleri olmamalıdır.

HZ. PEYGAMBER'İ (SAV) ÖRNEK GÖSTERİN

Derslerinizde, sohbetlerinizde, hitabelerinizde, eğitimlerinizde sadece ve sadece bir insanı öne çıkarın. Bütün sohbetlerinizde, konuşmalarınızda, bütün yönlendirmelerinizde sadece bir insanı model gösterin.

O da, Hz. MUHAMMED MUSTAFA'dır (SAV). Sadece O'nun üzerinden İslam'a insanları çağırın. Çünkü siz yanılabilirsiniz. Çünkü masum değilsiniz. Çünkü insanların vebalinden korkun. Pişman olursunuz yarın. Hz. Muhammed (SAV) önemlidir. Zira sizin de, size uyanların da kurtuluşu O'na dönmektir. Toplum O'nu tanıdıkça sevecektir.

Müritlerinize, cemaatinize, sevenlerinize bunu çok net söyleyin: "Beni örnek alma. Ben bir şey değilim.

Senin izzetin de, şerefin de, onurun da Hz. Muhammed'dir (SAV)." Bunu demezseniz vebal ağır olur.

"Sizin için Allah Resulü'nde güzel örnek var" buyurulur. Unutma, senin işin bu! Bunu açıkça işleyin. Eğer bunları yapsaydınız bugün belinizi büken facialarla iç içe olmazdınız. En azında yanıldığınızda sizi Allah için ikaz edenler bulunurdu. Ama insanlar sizi "layüs'el" zannediyor. Sizi sorgulanmaz zannediyor. Sizi yanılmaz sanıyor. Sizi böyle biliyor. İnsanları böyle yetiştirdiniz.

Belki bir kısmınız özellikle böyle olsunlar istediniz. Nasıl ikaz etsinler, nasıl uyarsınlar ki sizi? İmanlarını yitirmekten korkuyorlar insanlar. Yazık değil mi? Bu İslam mı? Yarın toprak var. Hesap var. Nedamet var. Sorgu var. Kurtaramazsınız. Hesap veremezsiniz. (Elbette çizgisi düzgün olanlara, kendinin bir şey olmadığının farkında olanlara sözüm yok.)

Muhteremler. Size tabi olmayanlara yüksekten bakmayın. Hiçbir oluşuma, cemaate, vakıf ve derneğe tabi olmayan milyonlarca insan var. İçlerinde belki Allah katında sizlerden binlerce kez hassas olan insanlar vardır. Onları küçük görmeyin. Aşağılamayın.

Manevi makamları biz değil, yüce Rabb'imiz takdir buyurur. Yetim ve öksüz kalmış torunlarını doyurmak için ev temizliğine giden bir yaşlı nine belki hepimizden binlerce kez Allah'ın huzurunda daha üstündür. Kim bilir.

Kul hakkına, yetim hakkına, helale, harama, helal kazanıp helal harcamaya (mutlaka dikkat ediyorsunuzdur) biraz daha dikkat edin.

İnsanları sahih hadislere ve Resulullah'ın sünnetine yönlendirin. Hadis inkârcısı, şefaat inkârcısı, tasavvuf inkârcısı, fıkhi mezhep inkârcısı, ahiret inkârcısı, mucize inkârcısı insanlara itibar etmeyin. Hz.

Muhammed'in (SAV) dini apaçık ortada. Batı oryantalistlerinin içimizdeki uzantılarına prim vermeyin.

İnsanları ibadet konusunda yargılamayın. Sizler kadı değil, hâkim değil, davetçilersiniz. Hz. Peygamber'e bir cenaze gelir. Hz. Ömer, "Ya Resulullah, bu adam günahkârdır. Namazını kılmayın" der. Efendimiz (SAV) sahabeye sorar:

"Bu adamın iyi halini gören var mı?" Biri der ki: "O bir gece Allah için nöbet tuttu." Hz. Peygamber (SAV) bunun üzerine şöyle buyurur: "İnsanları amelleriyle sorgulamayın. Fıtrata bakın. Asli hüviyetine bakın." Sonra cenazeyi gömdürüp üzerine toprak atar: "Ey filanca! Arkadaşların senin cehennemlik olduğunu zannediyorlar. Ben de derim ki; sen cennetliksin."

Evet, bu bir tebliğ ve irşad kurumudur. Amel ve ibadeti küçümseme değil. Ama bu fitne çağında, her gün sosyal medyadan İslam düşmanlığının yapıldığı bu dönemde insanları tufanda kendinizi Nuh'un gemisinde sanmayın.

İslam'ı tebliğ, Kuran'ı sevdirme, Hz. Peygamber'i tanıtma ekseninde bir şeylerle yoğunlaştıysanız dönüp kendinizle muhasebe ediniz.

Bu satırları okuduğunuzda sizi aşağıladığımı, kibirle davrandığımı sanmayın. Kimin kim olduğunu, kimin ne olduğunu sadece Allah bilir.

Gelin hep beraber Allah'ın ipine sağlamca tutunalım. Uçurumun kenarından bizi çıkarıp alan Allah'ı (CC) unutmayın. Hz. Muhammed'i (SAV) yok etmek için fırsat kollayan yüzlerce kurum, hain ve fırsatçı var.

Enerjinizi "Bu şerleri nasıl engelleriz"e harcayın. Bir cemaatten diğer cemaate insan kazandırmak yerine Allah'ın kulluğuna, Hz. Muhammed'in cemaatine insan kazandırmaya çabalayın. Bu satırlardan sizi yaralayan bir şey varsa (ki yoktur) Allah'a sığınırım. Ama sizin de sizden başkalarını mümin ve Müslüman görmeyen kibriniz varsa onlardan da Allah'a sığının.

Cehenneme odun taşıma göreviniz yok. Cennet hepimize yeter. Son olarak size söyleyeyim: İslam, Kuran, Hz. Muhammed, bayrak, ezan, ülkemiz, bölünmezliğimiz bizim kutsalımızdır."