AFAD verilerine göre Van Gölü’nün kuzeydoğusunda, 7 kilometre derinlikte gerçekleşen depremin orta ölçekli olduğunu belirten Sözbilir, “Bu büyüklükteki deprem, tek başına çok daha büyük ve yıkıcı bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamaz” dedi.
Yer kabuğunun kuzey-güney doğrultusunda sıkıştığını ve enerjinin diri faylar üzerinden açığa çıktığını aktaran Sözbilir, Van ile Muradiye arasında çok sayıda bindirme ve doğrultu atımlı fay bulunduğunu da vurguladı.
Ulusal ve uluslararası sismoloji merkezlerinin değerlendirmelerine göre depremin, sıkışma sonucu oluşan bindirme fay kaynaklı olduğunu belirten Sözbilir, "Meydana gelen ana şokun ardından, büyüklükleri 4 seviyelerine varabilen artçı sarsıntıların yaşanması muhtemeldir. Bu büyüklükteki deprem, tek başına çok daha büyük ve yıkıcı bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamaz. Aksine o bölgedeki belirli bir fay hattında biriken enerjinin tahliyesi anlamına gelir." değerlendirmesinde bulundu.
KOMŞU FAYLARDA BİRİKEN ENERJİDEN KAYNAKLANABİLİR
Sözbilir, 5,2 büyüklüğündeki depremin, 2011'deki deprem sonrası komşu faylarda biriken enerjiden kaynaklanabileceğini dile getirdi.
Bu büyüklükteki bir depremin mühendislik kurallarına uygun ve zemin etüdü yapılmış binalarda yıkım ya da ağır hasara yol açmasının beklenmediğini belirten Sözbilir, şunları kaydetti:
"Ancak sarsıntının yüzeye yakın bir noktada gerçekleşmiş olması nedeniyle, özellikle kırsal kesimlerdeki yığma ve kerpiç yapılarda yahut daha önceki depremlerde yorulmuş ve hasar almış binalarda ufak çaplı çatlaklar veya dökülmeler gözlemlenebilir. Bu nedenle vatandaşlarımızın, yetkili kurumlar tarafından onay verilmedikçe çatlak veya hasar gördükleri yapılara girmekten kaçınmaları büyük önem taşımaktadır."