Korkunç olay, 2024 yılının yaz ayında ailesiyle Antalya'ya tatile giren ve o dönem6 yaşında olan E.Ö.'nün, internetten tanıştığı R.H.U. tarafından falezlere götürülerek cinsel istismara uğramasıyla başladı. Kızındaki psikolojik çöküşü ergenliğe yoran anne Nagihan Solak, bir yıl sonra kızının7'nci yaş gününde (24 Nisan 2025) sanığın İstanbul Bağcılar'a gelerek kızını çayırlık alanda ikinci kez istismar etmesi ve hastane raporu alınmasıyla gerçeği öğrendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuksuz yargılanan R.H.U. hakkında 20 yıl hapis istemiyle dava açtı. Davanın karar duruşmasına yaklaşık 2 ay kala ve mağdur E.Ö.'nün reşit olmasının hemen ardından, sanık yakınları davayı kapatmak için aileye uzlaşma teklif etti. Anne ve kızının şikayeti sürdürme kararlılığı üzerine sanık R.H.U. ve yanındaki şahıslar, 2 Temmuz günü markete çıkan genç kızı görgü tanıklarının ifadesine göre 3-4 kişiyle zorla araca bindirip Antalya'ya kaçırdı.
"BU KADAR ÇABAMA RAĞMEN TUTUKLANMADI VE KIZIMI KAÇIRDI"
Kızının kaçırılmasının ardından hukuk mücadelesini sürdüren acılı anne Nagihan Solak, adli kontrol şartlarını ihlal etmesine rağmen sanığın tutuklanmamış olmasına tepki göstererek şunları söyledi: "Kızım reşit olduktan 3-4 gün sonra aile bana ulaştı. 'Biz bu işi halledelim. Gelelim görüşelim, tatlıya bağlayalım' dediler. Bende 'Hayır şikayetimden vazgeçmiyorum, kızımda şikayetinden vazgeçmiyor' dedim. O an kızım benim yanımdaydı bana söylediği tek şey 'Anne, artık tutuklansın. Ben artık rahat yaşamak istiyorum. Bu kişinin tutuklanmasını istiyorum' dedi. Bu kadar çabama rağmen, tutuklanmadı ve kızımı kaçırdı"
"KIZIMI FALEZLERE GÖTÜRÜP6 YAŞINDAYKEN İSTİSMAR ETMİŞ"
Tatil dönüşü kızındaki radikal değişimleri fark ettiğini ancak ilk etapta anlamlandıramadığını dile getiren anne Nagihan Solak, şu ifadelerle süreci anlattı: "Şu arada8 yaşında, 2 ay oldu8 yaşına gireli. Bundan 2 sene önce tatil amaçlı ailecek Antalya'ya gittik. Orada erkek arkadaşı vardı görüşmesine izin verdim. Oyundan tanışmışlar. Daha sonra kızımla gezme amaçlı park, bahçe dolaşmak için benden izin aldılar. Kızımı falezlere götürüp orada6 yaşındayken istismar etmiş. Kızım bana bunu söyleyemedi. Biz tatilimizi yaptık ve geri döndük. Ama hareketleri tuhaftı, içine kapanıktı her zamanki kızım değildi. İstanbul'a döndükten sonra bir dönem kızım içine kapandı, konuşmadı. Bağırmaları, çağırmaları, odalara kapanmaları, benden uzaklaşmaları başladı. Bende ergenlik, genç kızlık diye düşündüm, üstüne gitmedim."
"AVUKATIMIZ BİRÇOK KEZ DİLEKÇE VERMESİNE RAĞMEN TUTUKLANMADI"
Kızının doğum gününde Bağcılar'da yaşanan ikinci dehşeti ve sonrasındaki yargı sürecini aktaran anne Nagihan Solak, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Bu sürede aradan sene kadar geçti. Bu şahıs tekrardan kızımın doğum günü olduğu için İstanbul'a geldi. İstanbul'a geldiğinde Bağcılar'da çayırlık bir alanda 'Rızası vardı, isteği vardı' diyor. Bir insan çayırlık alanda nasıl istek gösterebilir? Benim kızım epilepsi hastası. Kendi bazı problemleri var, psikolojikte problemleri var. Biz mahkemeye bunların hepsini raporlarıyla sunduk. Burada tekrardan bir istismar, Antalya'da bir istismar, iki kere suçu tekrarladı. Tekrardan içine kapanmalar ve boynunda yırtıklar olduğunu gördüm. Daha sonrasında kızıma sorduğumda 'Yok bir şey anne' diye söyledi ve ben şüphelendim. Bunun üstüne sorarak söylemesini istedim ama bana söyleyemedi, ağladı. Sürekli ağlıyordu ve ben kızıma bir şey olduğu için hastaneye götürdüm ve ortaya çıktı. Daha sonrasında şikayet ettik. Hastanede, istismara uğradığı belli oldu. Oradan aldığımız raporla karakola gidip şikayet ettik. Şikayet sonucunda ben hemen tutuklanacağını düşünürken Antalya takipsizlik verdi, inceleme bile yapılmadı. Buradaki savcımız en ağır cezadan, 20 yılla yargılanmak üzere dosyayı açtı, mahkemesi kabul edildi. Fakat biz bütün uğraşlarımıza rağmen, bütün dilekçelerimize rağmen, kızımı tekrardan kendini kurtarmak amaçlı iletişime geçebileceği, kızımı kandırabileceği, kaçırabileceği ya da şahsın kaçabileceği adli kontrol şartlarına da uymadığı ve bunlarla alakalı avukatımız birçok kez dilekçe vermesine rağmen tutuklanmadı"
"BANA 'BU İŞİZİ TATLIYA BAĞLAYALIM' DEDİLER"
Kızını binbir emekle tek başına büyüttüğünü ve asla kendi rızasıyla kaçacak bir çocuk olmadığını söyleyen Nagihan Solak, "Ben mahkemeye çıktığım zaman bunları söylemeye çalıştığımda mahkemede tam sağlıklı şekilde dinlenmedim. Kızım dinlenmedi, korktuğunu birçok kez söyledi. Pedagoglar eşliğinde dinlendi ve suskun kaldı. Kızıma bu şahıs birkaç yerden sahte sanal medya hesaplarından yazmış 'Konuşalım' diye. Kızım reşit olduktan 3-4 gün sonra aile bana ulaştı. Beni aradılar, 'Biz bu işi halledelim. Bu işi kapatalım, gelelim görüşelim, olayı işte tatlıya bağlayalım' dediler. Bende 'Hayır şikayetimden vazgeçmiyorum, kızımda şikayetinden vazgeçmiyor' dedim. O an kızım benim yanımdaydı bana söylediği tek şey 'Anne, artık tutuklansın. Ben artık rahat yaşamak istiyorum. Bu işin bitmesini istiyorum. Bu kişinin tutuklanmasını istiyorum' dedi. Ben çocuğumu tek başıma büyüttüm, açıkçası bunu söyleyeyim. Çocuğumu el bebek gül bebek büyüttüm. Kızım böyle bir şey yapacak bir çocuk değil. Bu kadar uğraşıma, bu kadar çabama, bu kadar adliyeye gidip gelmeme rağmen. Hala adliyelerdeyim. Bu kadar çabama rağmen, söylememe rağmen tutuklanmadı ve kızımı kaçırdı. 2 Temmuz günü öğle saatlerinde kızımı kaçırdı"
"KIZIM KAÇACAK BİR ÇOCUK DEĞİLDİ"
Kızının kaybolduğu o ilk dakikaları ve mahalledeki görgü tanıklarının ifadelerini anlatan Solak, şu ifadeleri kullandı: "Evdeydi, markete çıkmak için market kartını aldı ve 'Anne ben markete gidiyorum, gidip geleceğim' dedi gitti.0 dakika geçti, 20 dakika geçti, 'Gelir, baskı yapmayayım, rahat hissetsin kendini' diye aramadım. 40 dakika geçti, dayanamadım, en sonunda aradım. Dedim ki 'Kızım hani nerede acaba?' Arıyorum açmıyor. Kızım kaçacak bir çocuk değildi. Hemen dışarı çıktım o can havliyle, onun ailesini aradım, açmadılar. Ondan sonra kızımı arıyorum açmıyor. Normalde beni arayıp 'İşte bu işi bağlayalım' diyen insanlar bana duvar oldular ve iletişime geçmediler. Ardından biz karakola gittik şikayetçi olmak için. Görenler var mahallede de 3-4 tane adam tarafından zorla götürüldüğünü"
"BABASI BANA 'TAMAM ALDIK BİTTİ GİTTİ NİYE UZATIYORSUN' DEDİ"
Kaçırma olayının ardından sanığın ailesine ulaştığında tehdit ve hakaretlerle karşılaştığını belirten anne Nagihan Solak, dehşet veren telefon görüşmelerini şöyle aktardı: "Kızımın arkadaşı kaçıran kişiyle de irtibata geçti. Kızımla konuşmak istediğini, sağlığından haber almak istediğimizi söyledik fakat kızımla hiçbir şekilde konuşmadık, konuşturulmadık. Sanal medya hesapları ele geçirildi, kızımın telefonu kapatıldı. Asla iletişime geçmiyorlar. Babasıyla görüştüm. Babası benimle dalga geçer gibi, 'Tamam, aldık, bitti, gitti, niye uzatıyorsun?', Çok uzatırsan başına işler gelecek.' Gerçekten bu şekilde beni arayıp tehdit ettiler. Daha sonrasında amcası aradı. Ondan sonra, 'Güzellikle çözelim yoksa zorla çözeceğiz’ dedi. Kendi numaralarından değil, yurt dışı ve izlenmesi mümkün olmayan numaradan aradı, ben de bunu savcılıktan öğrendim, o tarz numaralardan arayıp beni tehdit ediyorlar. Çocuğumu aramayacakmışım, çocuğumun peşini bırakacakmışım"
"BENİM ÇOCUĞUMU ZORLA GÖTÜRDÜLER"
Kızının geleceğe dair büyük hayalleri olan, üniversite sınavına girmiş başarılı bir genç olduğunu ifade eden dertli anne, şu beyanlarda bulundu: "Bu olay sadece istismarı gerçekleştiren kişinin kendini kurtarmaya yönelik planı. Ben çocuğumu tek başıma büyüttüm. Öyle bir çocuk değil. Deseniz ki; ya kaçan, giden bir kız, gezen, tozan bir kız. Benim kızım üniversite sınavına girdi. Bizim hayallerimiz vardı. Ben ona araba alacaktım. Ehliyetini almak için staja gitti, para biriktirdi. Kaçacak bir çocuk bunları, geleceğiyle alakalı niye düşünsün? Niye yapsın? Hiçbir şey yokken, çocuğum 'Markete gidiyorum.' diye gitti. Benim çocuğumu zorla götürdüler. Ama kimseye duyuramıyorum, kimseye anlatamıyorum. Aile olarak iyi bir aile olmadığının haberleri de geliyor bana, mafyavari. Araç kiralama işi yapıyorlarmış Antalya'da"
"EPİLEPSİ HASTASI VE İLAÇ İÇMESİ GEREKİYOR"
Kızının hayati tehlikesine ve sağlık sorunlarına dikkat çekerek devlet yetkililerine yalvaran anne Nagihan Solak, feryadını şu sözlerle tamamladı: "Ben çocuğumun böyle bir ortamda kalmasını istemiyorum. Sayın devlet büyüklerinden yardım istiyorum. Beni duysunlar. Sadece ben çocuğumu istiyorum, başka bir şey istemiyorum. Ben bir kere görmek, bir kere konuşmak istiyorum. Çocuğumun yüzünü görmek istiyorum. Kimse çocuğunu bırakmaz. 'Ben 'bunu bırakayım, aman ne hali varsa görsün' diyemem. Benim sesimi duyurmaya çalıştığım konu bu. Eğer öyle bir kız olsaydı evlensin, gitsin, yuvasını kursun diyebilecek bir insanım ama değil. 'Anne ben evlenmeyi düşünmüyorum, ömür boyu seninle yaşayacağım' diyordu. Adliyeye işe sokmayı düşünüyorduk KPSS'ye girip puan kazandığı zaman. Polis olmak istiyor, hemşire olmak istiyor. Böyle hayalleri olan bir çocuk niye8 yaşında kaçsın? 2 ay sonra mahkeme varken, karar mahkemesi varken neden kaçsın? Ben çocuğumun zorla tutulduğunu düşünüyorum. Biri beni duyup bu konuya el koysun, başka bir şey istemiyorum. Çocuğumun sağlığını, psikolojisini merak ediyorum. Epilepsi hastası ve ilaç içmesi gerekiyor. İlaçlarını da yanına almamış. Benim çocuğum nöbet geçirse kim sorumlu? Çocuğuma bir şey olsa kim sorumlu?"