GÜNDEM

Silivri açıklarında kayıp 10 mürettebat için umutlu bekleyiş

Silivri açıklarında Alsu isimli gemiyle çarpışmasının ardından batan Tuğberk İmamoğlu isimli gemideki 10 mürettebatı arama çalışmaları üçüncü gününde de sürüyor. Kayıp denizcilerin aileleri Silivri’de gelecek iyi haberi beklerken, geminin aşçısı Abdülbaki Mirzaoğlu’nun oğlu Mahsun Mirzaoğlu, kayıp olduğu belirtilen can salına ilişkin umutlarını dile getirdi.

Silivri açıklarının8 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli’den Aliağa’ya giden Türk bayraklı, 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı’ndan Karadeniz Ereğli’ye seyir halinde olan Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı. Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemide bulunan0 personelle irtibat kesildi. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri tarafından başlatılan arama kurtarma çalışmaları üçüncü gününde devam ediyor. Denizde sürdürülen çalışmaların yanı sıra, kayıp mürettebatın ailelerinin Silivri’deki umutlu bekleyişi de üç gündür sürüyor.

“HABER ALINANA KADAR BURADAYIZ”

Kayıp mürettebat arasında abisi bulunan Nevriye Yener, yetkililere çağrıda bulunarak arama çalışmalarının daha da genişletilmesini istedi. Yener, yaşadıkları endişeyi şu sözlerle dile getirdi: “Lütfen bir şeyler yapılsın. Herkes elinden geleni yapıyor ama daha fazla bir şey yapılamaz mı? Bekliyoruz bütün insanların gözü sahilde. Lütfen abimi istiyorum. Bütün yetkililere sesleniyorum Allah rızası için herkes ne yapabiliyorsa onu istiyorum.”

MİRZAOĞLU AİLESİNİN UMUDU SÜRÜYOR

Geminin aşçısı Abdülbaki Mirzaoğlu’nun kardeşi Hasan Mirzaoğlu, arama kurtarma çalışmalarının 24 saat kesintisiz sürdüğünü belirterek, kendilerine umutlarını kıracak herhangi bir bilgi ulaşmadığını söyledi. Hasan Mirzaoğlu şöyle konuştu: “Şu an aldığımız bilgilere göre hızlı bir şekilde çalışmalar 24 saat aralıksız devam ediyor. Bizim ümidimiz var. Bize şu ana kadar ümidimizi kıracak bir bilgi gelmedi. Devlet büyüklerimizin de yüksek bir çaba gösterdiğine eminiz. Biz buna inanıyoruz ve bunu hissediyoruz. Acımız var. Acımız olduğu kadar bizim ümidimiz de var. Sağ bulunacağını düşünüyoruz, ümidimiz o yönde. Ümidimiz bütün mesai arkadaşlarının bir arada sağ salim bulunması ve buradan öyle ayrılmamız. Haber alınana kadar buradayız. Abim normalde 4 yıldır çalışıyor fakat batan gemide iki aydır çalışıyordu. Daha önce aynı şirkette fakat farklı bir gemide çalışıyordu.”

“İNŞALLAH O CAN SALININ İÇİNDE BİR YERLERDEDİRLER”

Abdülbaki Mirzaoğlu’nun oğlu Mahsun Mirzaoğlu ise kazayı televizyondaki altyazılardan öğrendiğini, babasıyla kazanın meydana geldiği gece saat 20.30 sıralarında görüştüğünü söyledi. Babasının görüşme sırasında herhangi bir olumsuzluktan söz etmediğini belirten Mahsun Mirzaoğlu, kayıp can salına ilişkin kendilerine ulaşan bilgiyi ve umutlarını şöyle anlattı: “Haberi televizyondaki altyazılardan öğrendim. En son babamla kazanın olduğu gece saat 20.30 gibi konuştum. Herhangi bir olumsuz durumdan bahsetmedi. Annemle görüştü kendisi. Bekleyişimiz devam ediyor burada. Bir can salımız kayıp. Şirketle görüştüğümüzde onlar da can salının kayıp olduğunu söylüyor. İnşallah o can salının içinde bir yerlerdedirler diye umut ediyoruz.”

“HEPİMİZ KAYIP OLAN CAN SALINDA OLDUKLARINI UMUT EDİYORUZ”

Gemide bulunan Nidai Duman’ın kızı Süreyya Keleş de babasıyla kazadan önce görüştüğünü ve kendisinden herhangi bir olumsuzluk duymadığını belirtti. Haberin ardından sürecin aile açısından çok zor geçtiğini anlatan Keleş, arama çalışmalarını uzaktan takip ettiklerini ifade ederek şunları söyledi: “Babamla salı günü konuştuk. Kartal’a geleceğini söyledi. Halini sorduğumda iyi olduğunu söyledi. Gemiyle ilgili hiçbir sorundan bahsetmedi. Sadece genelde telefonu kapalı olur artık Türkiye’de olduğu için telefonunun kapalı olmayacağını söyledi. Sabah haberi gören biri haberin fotoğrafını atmış. Ben hiç ihtimal vermediğim için açıp bakmadım bile. Sonra annem aradı, o söyledi. O da televizyondan öğrenmiş. Sonra gemi şirketi bize yakın olduğu için oraya gittik. Onlar da yeni öğrenmişti, bizim gibi çok üzgünlerdi. Süreç çok zor. Neler olduğunu televizyonlardan izliyoruz. Olay yeri uzak, gözümüz görmüyor o yüzden de zorlanıyoruz. Belki gözümüz birilerinin dalıp aradığını görse içimiz biraz daha rahat ederdi ama o da mümkün değil. Hepimiz kayıp olan can salında olduklarını umut ediyoruz.”