Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı.
Toplantının açılışında konuşan Beyazıt, Kahramanmaraş’a gerçekleştirilen inceleme ziyareti hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen saldırılarla ilgili olarak kamu kurumlarının temsilcileri, mağdur aileler, olayların yaşandığı okulların yöneticileri, öğretmenler ve diğer ilgili kişilerin komisyonda dinleneceğini belirten Beyazıt, komisyon üyelerinin konuya ilişkin kapsamlı şekilde bilgilendirileceğini söyledi.
Ayrıca Beyazıt, komisyonun çalışma programının toplantıda ele alınacağını ifade ederek,2-15 Haziran tarihleri arasında Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’ya inceleme ziyareti gerçekleştireceklerini açıkladı.
SALDIRGANLARDA ŞÖHRET ARAYIŞI VAR
Daha sonra Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Galip Yüksel, milletvekillerine sunum yaptı. Yüksel, yaşanan şiddet olaylarını sadece güvenlik parantezinde ele alınmaması gerektiğini söyledi ve okul saldırı gerçekleştirenlerin psikolojik durumları ile ilgili, "Amerika, Kıta Avrupa veya Rusya'da bu tür olaylara dahil olan kişilerin ortalama özellikleri şu; bu kişileri okulda akranları veya diğer ortamlarda çok fazla önemsemiyorlar. Dolayısıyla da bu kişiler önemsenmemenin etkisiyle neredeyse patlamaya hazır bir balon konumuna geliyorlar ve iğne işlevi görecek herhangi bir şeyle mesela silaha ulaşabilmek bu işlevi görebiliyor. Ve bu saldırganlarda bir şöhret arayışı da var. Grup çatışmaları ve hınç, toplumsal değer erozyonu gibi bazı sonuçların insanları etkilediğini görüyoruz. Bunlar bazı kişileri nasıl etkiliyor? Bazı kişiler diyor ki, 'Ben hiçbir şeyim, hiç kimseyim ama artık adımı hatırlayacaksınız.' İşte, okul saldırılarında ortak özelliklerden bir tanesi budur. Bu kişiler diyorlar ki, 'Biz hiç önemsenmedik, hiç dikkate alınmadık ancak şimdi beni hatırlayacaksınız bundan sonra.' ki önemli bir bölümü de bunların kendi hayatlarını da sonlandırıyorlar. Türkiye'deki saldırgan öldü ama bildiğim kadarıyla başka türlü oldu." ifadelerini kullandı.
'SOSYODUYGUSAL GELİŞİM HİZMETLERİNE YER VERİLSİN'
Çocukların duygusal engelli olarak okula başladıklarını ve bu yüzden sınıf rehberlik programı geliştirdiklerini ancak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından programın uygulanmadığını vurgulayan Yüksel, "Şunu iddia edebilirim; O program bugün uygulansa gerçekten bu olayların önemli bir kısmını minimize etmek mümkün. Daha mutlu, daha yaratıcı, daha etkili karar veren çocuklar yetiştirmemiz mümkün. Niye böyle diyorum? Şu anda bir araştırma yapsak sizlerle okullardan kalan duygular vardır. Okullarda öğrendiğiniz her şeyi unutursunuz, bir tek duygular kalır. Dolayısıyla da biz diyoruz ki, okulları okul öncesinden2'nci sınıfa kadar rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri kapsamında sosyoduygusal gelişim, kariyer gelişimi, akademik gelişim alanında rehberlik hizmetlerine yer verilsin. Bu konuda öğretmenlerde özellikle yöneticilerde de bir rehberlik anlayışı oluşsun. Programımızın yüzde 65'i sosyoduygusal gelişim yani biz çocuğa şöhret olmayı, duygularını ifade etmeyi, duygularını adlandırmayı ve duygularını kabul etmeyi okulda öğretebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.
DİJİTAL RADİKALLEŞME SORUNU
TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Hilmi Demir, manifesto bırakan katiller ile ilgili yaşanan önceki vakaları hatırlattı ve saldırganların toplum ile bireye karşı nefret duygusunu yücelttiklerini aktardı. Demir, Kahramanmaraş ve Urfa'daki okul saldırılarını önlemede polisin en son sırada yer aldığını ifade ederek, "Polislik olmadan önce yapılması gerekenler var. Birincisi ve en önemlisi, belki bu tür vakalar için dikkatle üzerinde gitmemiz gereken dijital radikalleşme sorunudur. Bu çocukların paylaştığı hem Türkiye hem de küresel anlamda dijital ağlar var. Bu ağlar ciddi anlamda bu tür çocukları nihilist radikal gruplarla temasa geçerek besliyor ve balonun şişmesini hızlandırıyor, hızlandırıcı bir etkiye sahipler. Balon son anda bir öfkeden dolayı patlıyor; birisine kızıyor, ailesine kızıyor, okuldaki hocasına kızıyor yani o anda son öfke anında patlıyor ama o öfke anı sadece tetikleyicidir. Asıl mesele balonun şişme anıdır ve o şişme anında bizim gördüğümüz, bütün dünyada gördüğümüz bir nihilist ağ var. Bu çocuklar sadece Türkiye'de birbirleri arasında konuşmuyor, uluslararası bir kötülük ağı var, bu kötülük ağının içerisinde dünyada hiç yoksa 4-5 milyon çocuk var. Türkiye'de de on binlerce çocuk var. Bunlar sürekli gelenek okul baskını yapmak, insan öldürmek, hayvanlara tecavüz etmek, küçük çocuklara tecavüz etmek; bunları konuşuyorlar. Onlar bu radikal ağlardan enfekte oluyorlar. Bunların hepsinin birbirlerine ilginç bir şekilde dijital, sanal ortamlardan selamları var ve skor yenileme iddiaları var. Skor yani şu, 'Sen0 kişi mi öldürdün? Ben senin skorunu geçeceğim, ben yarın5 tane öldüreceğim.' Bunları da yazıyorlar ve bunları kendi dijital ortamlarında bırakıyorlar. Niye bırakıyorlar? Çünkü ünlü olmak istiyorlar, çünkü isimlerinin geride kalmasını istiyorlar, yarattıkları anarşizmin, radikalizmin, nihilist radikalizmin liderleri olarak anılmak istiyorlar. O yüzden Batı bunları birer terör eylemi olarak isimlendirmeye başladı" dedi.