GÜNDEM

Türk dizilerinden 1 milyar dolarlık dev ihracat

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri' programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk dizilerinin 170'i aşkın ülkede 1 milyarı aşkın izleyiciye ulaştığını duyurdu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca düzenlenen 'Türkiye Markasının Küresel Anlatısı: Türk Dizileri' programı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın açılış konuşmalarıyla start aldı. 3 gün sürecek olan program kapsamında Türk dizilerinin küresel başarısı ile Türkiye’nin tanıtımına ve turizmine sağladığı katkılar tüm boyutlarıyla ele alınacak. 2000'li yılların başında0 milyon dolar olan dizi ihracatının milyar doları aştığını belirten İletişim Başkanı Duran, Türkiye’nin dizi ihracatında dünyada ilk üç ülke arasında yer aldığını vurguladı.

"YALNIZCA SEKTÖREL BİR BAŞARI DEĞİL, KÜRESEL ANLATI GÜCÜDÜR"

Programın açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk dizilerinin küresel pazardaki stratejik etkisine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Asya’dan Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Latin Amerika’ya uzanan70’e yakın ülkede Türkçe bir hikaye anlatılıyor, İstanbul’un bir sokağı, Kapadokya’nın bir manzarası, Ege’de kurulan bir sofra, Anadolu’nun binlerce yıllık mirası milyonlarca insanın ekranına ulaşıyor. Bu ölçekte bir erişim, artık yalnızca sektörel bir başarı olarak değerlendirilemez. Bu, Türkiye’nin küresel anlatı gücüdür. Bugünün dünyasında ülkeler yalnızca ürünleri, teknolojileri ya da ekonomik güçleriyle rekabet etmiyor. Aynı zamanda insanların son derece sınırlı olan dikkati için de rekabet ediyorlar. ‘Attention economy’, yani dikkat ekonomisi olarak tanımlanan bu küresel ortamda görünür olmak, merak uyandırmak ve insanların zihninde kalıcı bir yer edinmek giderek daha büyük bir stratejik değer taşıyor. Türkiye’nin bu rekabette çok güçlü bir avantajı var. Çünkü bizim yalnızca anlatacak hikayelerimiz yok. Bu hikayeleri dünyanın dört bir yanında karşılık bulan güçlü anlatılara dönüştürebilen bir sektörümüz de var.”

TÜRK DİZİLERİNDE DESTEK SİSTEMİ SİL BAŞTAN DEĞİŞTİ

Dizi ihracatının Türkiye'nin yumuşak güç ("soft power") kapasitesini doğrudan beslediğini ve "screen tourism" (ekran turizmi) olgusunu hareketlendirdiğini belirten Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bakanlık bünyesinde hayata geçirilen yeni destek modelini şu sözlerle açıkladı: “Bugün Türkiye, dizi ihracatında dünyanın önde gelen üç ülkesinden biri konumunda. Karşımızda yalnızca ekonomik değeri yüksek bir ihracat ürünü yok. Karşımızda Türkçenin uluslararası görünürlüğünü artıran, kültürümüzü dünyanın gündelik hayatının bir parçası hâline getiren, destinasyonlarımızın bilinirliğini güçlendiren ve Türkiye markasına değer katan çok güçlü bir kültürel etki alanı var. Türk dizileri bu yönüyle Türkiye’nin ‘soft power’, yani yumuşak güç kapasitesini besleyen önemli unsurlardan biri hâline de gelmiştir. Bir dizide görülen İstanbul manzarasının dünyanın başka bir köşesinde bir seyahat hayaline dönüştüğü; bir yemeğin gastronomimize, bir tarihî mekânın kültürel mirasımıza, duyulan birkaç Türkçe kelimenin dilimize yönelik merak uyandırdığı bir dünya dan söz ediyoruz. ‘Screen tourism’, yani ekran turizmi olarak tanımlanan bu etki, ülkelerin tanıtım ve destinasyon stratejilerinin önemli unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Türkiye ise bu alanda son derece güçlü bir başlangıç noktasına sahip. Bakanlığımız Sinema Genel Müdürlüğü eliyle Türk dizi sektörüne yönelik destek politikalarımızda yeni bir dönemi başlattık. Yeni dönemin merkezinde çok açık bir hedef var. Türk dizilerinin küresel yolculuğunu desteklemek ve bu büyük başarıdan Türkiye için daha fazla değer üretmek. Destek sistemimizi daha esnek ve uluslararası başarıyı daha güçlü biçimde teşvik eden bir yapıya kavuşturduk. Bir sezon yayımlanmış olma şartını kaldırdık, desteklerin bölüm bazında değerlendirilebilmesinin ve aynı yapım şirketinin birden fazla projesinin desteklenmesinin önünü açtık. Ancak bizim için asıl önemli değişiklik, başarıyı nasıl tanımladığımızdır. Yeni sistemde uluslararası erişimi somut kriterlerle ele alıyor, televizyon reytinglerinin yanında dijital izlenme verilerini de dikkate alıyoruz. En ast üç kıtada ve ten ülkede yayımlanan yapımları değerlendirirken, ihracat performansının yanında Türkiye’nin tanıtımına, Türkçenin uluslararası görünürlüğüne ve hedef turizm pazarlarımıza sunduğu katkıyı da gözetiyoruz. Çünkü kamu desteğini yalnızca bir yapımın finansmanına katkı sağlayan bir araç olarak görmüyoruz.”

TGA VE MİNİ DİZİ PROJELERİYLE 9 MİLYAR GÖSTERİM

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile yürütülen ortak projelere de değinen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ifadelerini şöyle sürdürdü: “Sinema Genel Müdürlüğümüz aracılığıyla hayata geçirdiğimiz bu yeni modeli, sektörümüzün uluslararası rekabet gücüne ve Türkiye markasına yapılan stratejik bir yatırım olarak değerlendiriyoruz. Fakat yaklaşımımız finansal destekle sınırlı değil. Türk dizilerinin küresel etkisini büyütmek istiyorsak, içerik üretiminden uluslararası tanıtıma kadar uzanan bütün süreci birlikte düşünmek zorundayız. Bu noktada Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansımız TGA’nın uluslararası tanıtım kapasitesini de bu stratejinin önemli bir parçası olarak görüyoruz. TGA’nın hedef pazarlarımız konusundaki birikimi ve destinasyon odaklı yaklaşımıyla, Türk dizilerinin dünya da oluşturduğu ilgiyi Türkiye’ye yönelik seyahat motivasyonuna dönüştürecek yeni imkânlar üzerinde çalışıyoruz. TGA aracılığıyla, dünya da milyonlarca insanın tanıdığı ve takip ettiği oyuncularımızı Türkiye’nin destinasyonları, gastronomisi, kültürel mirası ve turizm çeşitliliğiyle buluşturan tanıtım çalışmalarını geliştirmeyi hedefliyoruz. Çünkü bir oyuncumuzun küresel etkisiyle, bir dizimizin oluşturduğu ilgiyle ve ülkemizin turizm değerleriyle aynı Türkiye hikâyesini güçlendirmek mümkündür. Bakınız bu doğrultuda, Haziran 2025’te Antalya Gambit ile başlayan mini dizi iletişim projemiz kapsamında sırasıyla İstanbul My Love, Hidden Lover, An İstanbul Story, Cappadocia Fairytale, Turquoise Summer, Whisper of Origins ve Taste of İzmir olmak üzere toplam 8 mini dizi yayına almış bulunuyoruz. Bu çalışmalarla 9 milyar gösterim ve 5,5 milyar izlenmeye ulaştık. Rakamlar, erişim, iletişim ve etkileşim kapasitesinin büyüklüğünü söze gerek bırakmadan ortaya koyuyor. Bugün farklı başlıklarda elde ettiğimiz bütün bu başarılar, geldiğimiz nokta elbette gurur verici”

“1 MİLYAR DOLAR İHRACAT SINIRI AŞILDI"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise Türk yapımlarının dünya ekranlarındaki hakimiyetini ve yabancıların Türkçe öğrenme motivasyonundaki payını vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuna atıfta bulunan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, şu sözleri sarf etti: “Türk dizilerinin dünya da yükselişi bizler için hiçbir zaman bir hegemonya kurma meselesi olarak algılanmadı. Biz, ülkemizin kendi hikayesini üretme, dolaşıma sokma ve farklı toplumlarla buluşturma kapasitemizi ortaya koyuyoruz. Zira bugün bir Türk dizisi Şam'daki bir aileye, Rabat'taki bir salona, Belgrad'daki bir eve, Santiago'daki veya Johannesburg'daki bir izleyiciye ulaştığında Türkiye artık haritada görülen uzak bir ülke olmaktan çıkmaktadır. Birden İstanbul'un sokakları, Boğaz, Anadolu'nun şehirleri, sofralarımız, aile ilişkilerimiz, müziğimiz ve güzel Türkçemiz milyonlarca insanın gündelik hayatına girmektedir. Bu bağlamda dizilerimizin dünya da yükselişini her anlamda gurur verici buluyoruz. Bunu ifade etmekten ayrıca bir memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin bugün dünyanın en büyük dizi ihracatçıları arasında ilk üçte yer alması hiç de tesadüf değildir. Büyük emeklerle gerçekleşti ve bugün bu salonda da olan bu emektarlara teşekkür etmek boynumuzun borcu. Yapımlarımız70'i aşkın ülkede milyarı aşkın küresel izleyici kitlesine ulaşıyor. 2000'li yılların başındaki yaklaşık0 milyon dolar seviyesinde bulunan dizi ihracatımız bugün milyar doları aştı. Sektörümüzün geldiği nokta bu anlamda memnuniyet verici. Yunus Emre Enstitüsü ve RTÜK ortaklığında gerçekleştirilen bir saha araştırmasında Türkçe öğrenen 5 bin yabancı katılımcının yüzde 81'i bu yolculuğu Türk dizileri izleyerek karşıladığını, başladığını ifade ediyor. Diğer farklı araştırmalar dizilerimizin dünyanın dört bir yanında Türkçe öğrenme motivasyonu oluşturduğuna, Türk ürünlerine, turizmine ve genel olarak da Türkiye'ye yönelik kültürel ilgiyi beslediğine işaret ediyor. Bu veriler açıkça göstermektedir ki sadece bir sektör başarısından bahsetmiyoruz. Türkiye markasının dünya da nasıl algılandığını da ortaya koyan çok etkili bir mecradan söz ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonu da ülkemizin kendi hikayesini aracısız biçimde dünyaya anlatılmayı esas almaktadır. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettikleri üzere medeniyet iddiası olan bir geleneğin temsilcisiyiz. Dünyanın en kadim medeniyetini yeniden yükseltmek, yeniden üretken hale getirmek, yeniden cazibe merkezi yapmak için çalışıyoruz.”

"SAHNE VE BEYAZ PERDENİN DE 5'TEN BÜYÜK OLDUĞUNU GÖSTERİYORUZ"

Dünyadaki tek merkezli medya düzenine karşı Türk dizilerinin çok merkezli bir anlatı inşa ettiğini söyleyen İletişim Başkanı Burhanettin Duran, konuşmasını şu uyarı ve temennilerle tamamladı: “Elbette Türk dizilerimizin yükselişi yalnızca Türkiye'nin bir yumuşak güç başarısı değildir. Bir yandan tek merkezli küresel anlatı düzeninden çok merkezli bir dünyaya geçişin hikayesidir. Nasıl ki insanlığın kaderi birkaç merkezin kararına bırakılamazsa insanlığın hikayesi de birkaç merkezin kamerasına bırakılamaz. Dünyamız Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 5'ten büyüktür, o halde sahne ve beyaz perdenin de 5'ten büyük olduğunu hep beraber gösteriyoruz, göstermeye devam edeceğiz. Bu noktada bir hususa dikkatinizi çekmek isterim. Dünyaya ulaşan her hikaye aynı zamanda Türkiye'yi, bizleri anlatıyor. Her karakter, her aile, her ev, her sokak ve her diyalog Türkiye hakkında bir iz bırakıyor. Bu nedenle sizlerden, özellikle kendi kültürümüze, aile yapımıza ve bizi biz yapan değerlere hassasiyet göstermenizi bekliyorum. Aileyi ve dayanışmayı esas alan; eşler arasındaki sadakati, kardeşliği, komşuluğu, dostluğu ve zor zamanlarda birbirine sahip çıkma kültürünü yaşatan hikayeleri son derece kıymetli buluyorum.”