Bütün dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, insan sağlığının yanında; sanayi, ticaret, ihracat, ithalat gibi ekonominin bel kemiğini oluşturan sektörleri de ciddi anlamda yaraladı. Salgınla beraber sanayi üretiminde bazı sektörlerin üretimi tamamen dururken; gıda, ambalaj ve medikal sanayi üretimi ise hız kazandı. Biz de bu noktadan hareketle, yüzlerce firmanın üretim yaptığı İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (İAOSB) son durumu Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş’a sorduk. Bütün dünyayı kasıp kavuran korona salgınından İAOSB olarak kendilerinin de ciddi anlamda olumsuz etkilendiklerini belirten Uğurtaş, bölgede 80 firmanın kapandığını, çalışan sayısında ise yüzde 25 civarında bir düşüşün yaşandığının altını çizdi. Yaşanan süreçte tarım ve gıdanın ön plana çıktığını anımsatan Uğurtaş, tarım konusunda Türkiye’nin coğrafi bölge avantajını daha çok değerlendirerek, biraz daha özüne dönmesi gerektiğini vurguladı. Uğurtaş, ‘Sanayi bölgelerinde hayat ne zaman normale döner?’ sorusuna ise “Bu süreci ilk defa yaşıyoruz. Hep beraber yaşayıp göreceğiz. Ancak bütün dünya topyekun iyileşirse, sanayici de sanayi bölgeleri de normale döner” cevabını verdi.
80 FİRMAMIZ KAPANDI!
Bütün dünyayı kasıp kavuran korona salgınından kendilerinin de bölge olarak ciddi anlamda olumsuz etkilendiklerini vurgulayan İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş, bölgede 80 firmanın kapandığının altını çizdi. Bölgede ayrıca çalışan sayısında yüzde 25 civarında da bir düşüşün yaşandığını ifade eden Uğurtaş, salgının İAOSB’da meydana getirdiği tabloyu şöyle açıkladı: “Bu salgından sanayi üreten firmalar da etkilenmeden olmazdı. Bölgemizde 630 fabrikamız, toplamda 400 üzerinde de firmamız var. Bu salgından dolayı bölgemizde 80 civarında firma kapandı. Kapanan firmaların çoğu ise tekstil ve hazır giyim üzerinde üretim yapan firmalar. Bunun yanında salgın, özellikle başta ambalaj, gıda ve medikal üreten bazı sektörlerde ise üretimi hızlandırdı. Bölgede elektrik üretimi yüzde 20 azalırken, çalışan sayısında da yüzde 25 civarında bir düşüş yaşandı. Hafta sonları getirilen sokağa çıkma yasağından da ciddi anlamda etkileniyoruz.”
TARIM VE HAYVANCILIK
Yaşanan süreçte tarım ve gıdanın ön plana çıktığını anımsatan Uğurtaş, salgınla beraber tarım üreticilerinin talep ettiği “Organize gıda sanayi bölgelerinin kurulması” fikrinin topyekun bir seferberlikle ancak hayata geçirilebileceğini söyledi. Uğurtaş, “Yaşanan süreçte tarıma dayalı ihtisas sanayi bölgelerinin bu noktada ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Ülkemizde bu sanayi bölgelerinin kurulmasıyla ilgili girişimler gerçekleşti ve bu bölgeler kuruluyor. Türkiye’nin tarım ve tarımsal ürünlerde kendi kendine yetebileceği bir coğrafi yapısı var. Son süreçte hububat başta olmak üzere bitkisel ve hayvansal yağlarda ciddi ölçüde ithal söz konusu. Bizim biraz daha özümüze dönüp, ülke olarak kendi kendimize yettiği bu coğrafi bölgeyi avantaja çevirmemiz şart. Pandeminin dünyayı ne kadar süre etkileyebileceği, ilerde de yaşanabilecek mi? Bilemiyoruz. Dolayısıyla bu konuda hazırlıklı olmalıyız. Tarım ve hayvancılık ülkelerin en çok önem vermesi gereken üretim sektörleri olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında organize gıda sanayi bölgelerinin kurulması tamamen taleple ilgili olan bir konu. Bu görev ticaret ve sanayi odalarına düşüyor. Onlar bu kuruluşların kurulmasında görev alıyorlar. Oluşan talepler karşısında bildiğim kadarıyla odalar üzerine düşen vazifeyi yerine getiriyorlar. Organize sanayi bölgesi talep olmadan kurulursa, bölge boş kalır. Bu da ciddi zarar demektir. Dolayısıyla ortak bir sinerji yaratılarak, bu tür girişimlerin yapılması gerekiyor. Yol göstericilerin bu konuda bu tür sektörlerdeki insanlara da doğru yol göstermeleri lazım. Kısacası bu tür bölgelerin kurulması bir seferberlik işi, ancak o zaman bu bir sonuca varır” ifadelerine yer verdi.
DÜNYANIN İYİLEŞMESİ GEREKİYOR
Sanayi bölgelerinde hayatın normale dönmesi için sadece Türkiye’nin değil, dünyanın topyekun iyiye gitmesi gerektiğine vurgu yapan Uğurtaş, “Ülkemizde ve dünyadaki salgın tablosunu bizler de herkes gibi akşam açıklanan rakamlarla takip ediyoruz. Küreselleşen dünyada bizim pazarımız sadece Türkiye değil. Aynı zamanda dünyanın bu salgınla nasıl mücadele ettiğini, salgının dünyada da ne zaman biteceğini merak ediyoruz. Çünkü dünyanın topyekun iyiye gitmesi gerekiyor. Bu anlamda Avrupa, en büyük pazarımız olduğu için birçok sanayicinin gözü kulağı Türkiye’de olduğu gibi aynı zamanda burada, Avrupa’yı da takip ediyoruz. Avrupa normale dönmeden ülke sanayisinin iyi olsa da normale dönmesini beklemek hayal olur. Bu salgının ilk başladığı dönemde tekstilciler olarak Çin’e giden dövizin ülkemize geleceğini düşünmüştük ama böyle bir şey olmadı, çünkü salgın bütün dünyayı etkilediği gibi bizi de etkiledi. O yüzden dünya topyekun ne zaman tamamen düzelirse, bizim sanayimiz de ancak o zaman devreye girer. Sanayi kapasitelerimizin bundan önceki noktaya gelmesi için her şey düzene girse bile ciddi bir zamana ihtiyacının olduğunu düşünüyorum. Bu dönemi ilk defa yaşadığımız için hep beraber bu tecrübeyi yaşayıp göreceğiz” diye konuştu.