GÜNDEM

Yenidoğan Çetesi davasında 9'uncu duruşma başladı

Bebek hastaları özel hastanelere yönlendirerek ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla 10'u tutuklu 62 sanığın yargılandığı davanın 9'uncu duruşması başladı.

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adliyenin konferans salonunda saat1.00'de başlayan duruşmada, organize suç örgütünün elebaşı olduğu öne sürülen tutuklu doktor Fırat Sarı'nın yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları hazır bulundu.

Tutuklu ve tutuksuz sanıklardan bir kısmı ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı.

Mahkemedeki yargılama, taraf avukatlarının savunma ve taleplerinin dinlenmesiyle devam ediyor.

Dosyada daha önce Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu ile Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilirkişi raporları bulunuyordu. Ancak mahkeme heyeti, iki kurumun değerlendirmeleri arasında farklılıklar tespit edilmesi üzerine önceki duruşmalarda Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan her bir bebek için ayrı ayrı bilimsel görüş hazırlanmasını talep etmişti. Bu kapsamda,0 bebeğin ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından hazırlanan ve 37 uzmanın imzasını taşıyan toplam bin 284 sayfalık rapor mahkemeye sunuldu. Raporda, her bebeğin ölüm nedeni ile tedavi sürecinde uygulanan tıbbi işlemler ayrıntılı şekilde değerlendirildi.

TEDAVİ SÜRECİNDEKİ İHMALLER İLE ÖLÜMLER ARASINDA NEDENSELLİK BAĞI VAR

Hazırlanan raporlarda, Roua Kadan, Ayaz Karaduman, Melek Süleymanoğlu, Michelle Nwando Opara, Halime Alkari, Kerem Muhammet Tokluoğlu ve Kaya ailesinin ismi henüz verilmeyen bebeği açısından, tedavi sürecindeki ihmaller ile ölümler arasında nedensellik bağı bulunduğu belirtildi. Bununla birlikte, bu bebeklere zamanında doğru tanı ve uygun tedavi uygulanmış olsa bile yaşamlarının kesin olarak kurtarılabileceğinin söylenemeyeceği ifade edildi.

3 BEBEĞİN YAŞAMA ŞANSI VARMIŞ

Raporda, Havvanur Karakoç bebeğin ölüm nedeninin ağır beslenme yetersizliği, ciddi akciğer hasarına bağlı solunum yetmezliği, beyin hasarı ve sepsis olduğu kaydedildi. Uygunsuz bakım, yetersiz takip, eksik tedavi ve beslenme uygulamaları ile ölüm arasında doğrudan bağlantı kurulan raporda, zamanında doğru tedavi ve yeterli beslenme sağlanması halinde bebeğin yaşama şansının yüksek olduğu değerlendirildi.

Öykü Helvacı bebeğin ölüm nedeni ise ileri derecede prematüre doğum ile solunum yetmezliği olarak belirlendi. Raporda, surfaktan tedavisindeki eksiklikler, damar yoluyla beslenmenin yetersiz uygulanması ve uzman hekimin bulunmadığı resüsitasyon işlemleri tıp kurallarına aykırı uygulamalar arasında gösterildi. Kurul, uygun tıbbi müdahale yapılması durumunda bebeğin kurtulma ihtimalinin bulunduğu görüşünü bildirdi.

Serdarova bebeğe ilişkin değerlendirmede ise tanı, takip, tedavi ve resüsitasyon sürecinin tıp kurallarına uygun yürütülmediği, bu ihmaller ile ölüm arasında nedensellik bağı bulunduğu belirtildi. Raporda, doğumdan sonra kalp anomalisi tespit edilen bebeğin gerekli tıbbi süreçlerin eksiksiz uygulanması halinde yaşama ihtimalinin oldukça yüksek olduğu ifade edildi.

NE OLMUŞTU?

İstanbul'da yürütülen soruşturma kapsamında,12 Acil Çağrı Merkezi'nde görevli bazı kişilerle iş birliği yapıldığı, acil müdahaleye ihtiyaç duyan bebeklerin önceden anlaşma sağlandığı iddia edilen özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım servislerine sevk edildiği öne sürülmüştü.

İddianamede, bebeklerin sağlık durumları ve tedavi süreçlerinin gerçeğe aykırı şekilde düzenlenerek Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) daha yüksek ödeme alındığı, bu yöntemle haksız kazanç elde edildiği belirtilirken, bazı bebeklerin ise ihmal sonucu yaşamını yitirdiği iddialarına da yer verilmişti. Soruşturmanın ilk aşamasında 47 sanık hakkında dava açılmış, bunlardan 21'i bebek ölümleriyle bağlantılı olmakla suçlanmıştı. Daha sonra hazırlanan ek iddianamelerin ana dava dosyasıyla birleştirilmesiyle birlikte sanık sayısı arttı.

Davada görülen önceki celselerde, yaşamını yitiren bebeklere ilişkin Adli Tıp Kurumu raporları mahkemeye sunulurken, sanıkların tutukluluk durumları da yeniden değerlendirildi. Mahkeme, 26 Mart 2026 tarihli ara kararında tutuklu sanıkların cezaevindeki durumlarının devamına karar vererek duruşmayı0 Temmuz tarihine ertelemişti.