KEMAL ÖZKURT - Avrupa’nın en büyük tarım fuarları arasında gösterilen 21. AGROEXPO Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını açtı. 3–7 Şubat tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuarın açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da katılarak sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Orion Fuarcılık A.Ş. organizasyonuyla, Progen Tohum ana sponsorluğunda düzenlenen AGROEXPO, bu yıl küresel ısınma ve tarımda giderek artan kuraklık sorununu gündemine aldı. UFİ onaylı Türkiye’deki tek tarım ve hayvancılık fuarı olma özelliğini taşıyan AGROEXPO’da; modern sulama teknolojileri, kuraklığa dayanıklı tohumlar ve akıllı tarım uygulamaları ziyaretçilere tanıtılırken, organizasyonun 2026 yılında da sektörün üretim ve ihracat hedeflerine katkı sunması hedefleniyor. Açılışta konuşan Cemil Tugay, AGROEXPO’nun yalnızca ticari bir fuar olmadığını, tarımın geleceğine dair doğru yönelimlerin tartışıldığı bir platform olduğunu vurguladı. Küresel ölçekte yaşanan iklim krizi, kuraklık ve gıda erişimi sorunlarının tarımı zorunlu bir dönüşüm sürecine soktuğunu belirten Tugay, “Dünyada milyonlarca insan sağlıklı gıdaya erişemiyor. Bu tablo her yıl daha da ağırlaşıyor. Teknolojik gelişmelere ayak uydurmak ve ortak akılla hareket etmek zorundayız. AGROEXPO bu açıdan sektör için ufuk açan bir fuar” ifadelerini kullandı.
DOĞRU ADIMLAR İÇİN UFUK AÇACAK BİR FUAR
İzmir'in tarihsel olarak bir yönüyle tarım şehri, diğer taraftan ise fuarların şehri olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, "Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise en büyük dört tarım fuarından birini gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl 120 binin üzerinde ziyaretçi katılmıştı. Bu yıl ise 120’si yabancı olmak üzere 520 firmayla 150 bin ziyaretçi ağırlayacağımızı düşünüyoruz. Bayındır, Tire, Bergama gibi uzak ilçelerden otobüs seferleri düzenleyeceğiz. Yapay zekâ destekli tarım makineleri ve su verimliliğini artıran teknolojiler fuarda sergilenecek. Bu çözümlere ihtiyacımız var. Çünkü dünya zorunlu bir dönüşüm süreci içinde. Bugün küresel ölçekte ciddi krizlerle karşı karşıyayız. Dünyada 2 milyar 600 milyon insan sağlıklı beslenemiyor ve bu sorun her geçen yıl artacak. Gezegenin bilim insanları, sıcaklığın 1 derece artmasının temel tarım ürünlerinde yüzde 10 kayba yol açacağını hesaplıyor. Türkiye genelinde de tablo farklı değil. Son 60 yılda ülkemizde 240 gölden 186’sı tamamen kurudu. Bu herkesin hatırlaması gereken bir gerçek. Geriye kalan göller de hem seviye kaybediyor hem de kirleniyor. Önümüzde iki temel zorunluluk var: Teknolojik gelişmelere ayak uydurmak ve toplumun tüm kesimleriyle doğru, ortak adımlar atabilmek. AGROEXPO bu anlamda ufuk açacak bir fuar" dedi.
TARIMI DESTEKMEYE DEVAM EDECEĞİZ
İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarıma ve çiftçiye destek vermeye devam edeceklerini ifade eden Başkan Tugay, "İzmir’in yaklaşık yüzde 30’u tarım arazilerinden oluşuyor. 350 bin hektarı aşan tarım alanlarıyla Türkiye’nin en güçlü tarım havzalarından biriyiz. Hayvansal üretimde genellikle ikinci sıradayız. Kentimizde yaklaşık 1 milyon büyükbaş hayvan bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu hacmin gerekliliklerine yakışır şekilde hareket etmeye çalışıyoruz. Göreve geldiğimde Kırsal Planlama Daire Başkanlığı’nı kurduk. Amacımız kırsala daha hızlı ulaşmak ve daha etkin adımlar atmaktı. Tarımla ilgili daire başkanlığımız vardı ancak yeterli gelmediği için kırsala özel bir yapı oluşturduk. Akademisyenlerin yanı sıra sektörün önemli temsilcilerinin yer aldığı bir komisyonumuz da bulunuyor. İzmir gibi bir kentin toprağına ve sahip olduğu kaynaklara rağmen dışarıdan alıma yönelmesi mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir durum. Çiftçilerimiz yaşlanıyor çünkü gençler tarımı tercih etmiyor. Ortalama yaş 50’nin üzerinde. Bu mutlaka çözmemiz gereken bir sorun. Gençlerin köylerini terk etmemesi için çalışıyoruz. İzmir Tarım Geliştirme Merkezi’nde her yaşa ve her kesime yönelik sürdürülebilir tarım ve doğayla uyumlu yaşam eğitimleri veriyoruz. Son 21 ayda Büyükşehir Belediyesi olarak 694 milyon liralık destek sağladık. 2026 yılında bu desteği 1 milyar liraya çıkaracağımızı söyledik, çıkaracağız da. Üreticilerimizin daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum" diye belirtti.
BİR DAMLA SUYU İSRAF ETMEK İSTEMİYORUZ
Fuarın sadece ticari bir platformu değil, tarımın geleceğine yön veren bir vizyon merkezi olduğunu ifade eden Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Tan, "Her yıl sektörümüzün nabzını tutan bir tema işliyoruz. Bu yıl belirlediğimiz tema bir tercih değil, bir zorunluluk. Çünkü biliyoruz ki toprak ana varsa su onun hayatıdır. Su yoksa; tohumun, gübrenin, teknolojinin hiçbir anlamı yok. Bugün dünya iklim kriziyle büyük bir sınav veriyor. Bunun en somut karşılığını tarlamızda, bahçemizde görüyoruz. Tarım sektörü olarak suyu yönetemezsek geleceği de yönetemeyiz. Yıllardır süregelen vahşi sulama alışkanlıklarını tarihe gömmek zorundayız. Bu fuarda göreceğiniz teknolojiler; toprağın nemini ölçen sensörlerden yapay zekâ destekli otonom sulama sistemlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Amacımız, bir damla suyun bile israf edilmeden maksimum verimin sağlanmasıdır" dedi.
POTANSİYELİMİZİ DAHA İYİ KULLANMALIYIZ
Fuarda yapılacak toplantıların, sohbetlerin gelecekte bir projeye ilham olabileceğini söyleyen, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, "Dünya büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Dünya nüfusu artmaya devam ederken gıda talebi büyüyor ancak üretim yapabileceğimiz alanlar sınırlı. Dünya tarımı, daha az kaynakla daha fazla ve daha kaliteli üretim yapmak zorunda. Kuraklıklar, aşırı yağışlar ve sıcak hava dalgaları üretim planlamasını zorlaştırıyor. Bu nedenle iklime dayalı tarım küresel bir zorunluluk haline geliyor. Tarım giderek daha fazla bilgi ve mühendislik gerektiren bir yapıya dönüşüyor. Bir ülkedeki kuraklık, başka bir ülkedeki fiyatları etkileyebiliyor. Gıda güvenliği ve gıda zincirinin sürdürülebilirliği her geçen gün daha stratejik hale geliyor. İnsanlık üretmeye, toprağa ve tarıma her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Ülkemiz, dört mevsimi aynı anda yaşayabilen güçlü tarım ülkelerinden biri. Bu potansiyeli doğru bilgi ve iş birlikleriyle birleştirebilirsek, bölgemiz ve dünya için büyük bir değer üretebiliriz. Tarım ve gıda fuarları bu nedenle büyük önem taşıyor. Buralar yeni başlangıçların doğduğu yerlerdir. Yapılan bir sohbet, yeni bir projeye ilham olabilir" diye belirtti.
TARIM HER DÖNEMDE STRATEJİK OLDU
Tarım ve hayvancılığın her dönemde kalkınmanın anahtarı olduğunu ifade eden EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, "Tarımsal ve hayvansal üretimde her geçen gün artan zorluklar yaşanan üretim düşüklüğü, azalan üretici sayısı, artan maliyetler gıdanın sürdürülebilirliği riskini de gündeme getirmiştir. Günümüzde her ne kadar ağırlıklı olarak dijitalleşmenin Yapay zekânın olmazsa olmaz olduğu konuşulsa da ekonomilere ivme katan etkileri ilk sırada yer alsa da biliyoruz ki tarım ve hayvancılık hala en stratejik sektörlerin başında gelmektedir. Taş devrine dönsek, uzaya da çıksak, yapay gıdalar da üretilse tarım ve hayvancılık, gıda güvenliğinin, toplumsal refahın ve ulusal bağımsızlığın temelidir. Bu da tarım ve gıdada kendine yeter bir ülke olmanın önemini ortaya koymaktadır" dedi.
EKONOMİYE ÖNEMLİ BİR KATKI SAĞLIYORUZ
İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, “Yıllar içinde yüzlerce binlerce ziyaretçiyi bir araya getiren bir markaya dönüşmesi vizyonunu gösteriyor. Tarım sektöründe bilgi ve teknoloji temelli verimli ve sürdürülebilir işlemlerin yapılmasını bir tercih değil zorunluluk olarak görüyoruz. Tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlamayı ve ihracatımızı artırmayı hedefliyoruz. İzmir, yüksek uyum kapasitesiyle bu dönüşümün öncü olacak bir kent. Ekonomiye önemli bir katkı sağlıyoruz. Hayvancılık alt sektöründe de güçlü bir alt yapıya sahibiz. 629 km uzunluğundaki su ürünleri yetiştiriciliği için önemli bir noktadayız. Fuarımızın sektörde yeni iş birliklerine ve fırsatlarına zemin hazırlamasını diliyoruz” dedi.
ÇİFTÇİ PATRON DEĞİL KÖLE
Günümüzde mevcut politikalar nedeniyle çiftçinin köle konumunda olduğunu söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, "Herkes sürdürülebilirlikten bahsediyor. Ben soruyorum: Bir genç neden köye gelip üretim yapsın? Bugün çiftçi, yıllardır zarar etmeye mahkûm, sadece tüccarın kazandığı bir sistemin içinde. Böyle bir düzende nasıl sürdürülebilir tarım yaparız? Eğer bugün üretim yapacaksak, öncelikle ihtisaslaşmamız gerekiyor. Herkes sepetinin içine her ürünü koyuyor. ‘Hangisi tutarsa ondan para kazanırım’ anlayışıyla ne sürdürülebilirlik olur ne de ihtisaslaşma. Biz seçimlerden sonra iktidara geldiğimizde, üreticinin ürettiği her malı hak ettiği fiyattan satabildiği, emeğinin karşılığını cebine koyabildiği, çiftçinin köle değil patron olduğu bir Türkiye istiyoruz. Bunun için çalışacağız" diye konuştu.