İzmir’in ağır sanayi merkezlerinden Aliağa’da işçilerin meslek hastalıkları ve ağır iş kazalarında ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetini karşılamak amacıyla hayata geçirilen Dokuz Eylül Üniversitesi Aliağa Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi, temelinin atıldığı 2019’dan bu yana tamamlanamadı. 200 yatak, 20 yoğun bakım yatağı ve2 ameliyathanesi olması planlanan hastanenin 2022’de açılması hedeflenirken bu gerçekleşmedi. 2023’te yaklaşık 509 milyon liralık tamamlama ihalesi yapılan proje, Haziran 2024’te de tamamlanamadı ve 2026 Kamu Yatırım Programı’nda 2027’ye uzatıldı. Temelinin atıldığı tarihten 4 Mayıs 2026’ya kadar Aliağa’da en az 54 işçi hayatını kaybederken, ağır yaralanan işçilerin başka ilçelerdeki hastanelere sevk edildiği belirtiliyor. Yedi yıllık gecikmenin işçilerin erken tanı, doğru teşhis ve uzmanlaşmış sağlık hizmetlerine erişimi açısından ciddi bir kamu politikası sorunu olduğunu söyleyen İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu (İSAF) Genel Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari, Aliağa gibi ağır sanayinin yoğun olduğu bir bölgede hastanenin hâlâ hizmete girememesinin önemli bir sağlık altyapısı eksikliği oluşturduğunu belirtti. Ağır yaralanmalarda zamanın kritik olduğuna ve meslek hastalıklarında farklı maruziyetlerin doğru şekilde takip edilmesi gerektiğine dikkat çeken Ensari, “İşçinin sağlığı için gerekli bir sağlık yatırımının yıllarca ertelenmesi normalleştirilemez. Aliağa Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesi artık ertelenen bir proje olmaktan çıkarılmalı, tamamlanması gereken bir işçi sağlığı yatırımı olarak ele alınmalıdır. Kamuoyunun ihtiyacı yeni bir takvim değil, bağlayıcı ve şeffaf bir tamamlanma planıdır. Çünkü İş sağlığı ve güvenliği bir evrak değil, hayat meselesidir” diye konuştu.
CİDDİ BİR KAMU POLİTİKASI SORUNU
Aliağa’nın yoğun sanayi faaliyetleri nedeniyle yüksek riskli çalışma ortamlarında binlerce işçinin görev yaptığını ancak yıldır tamamlanamayan hastanenin işçi sağlığı açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyleyen Ensari, “Böyle bir bölgede meslek hastalıkları konusunda uzmanlaşmış bir hastanenin temelinin 2019 yılında atılıp aradan yedi yıl geçmesine rağmen hâlâ hizmete girememiş olması, işçi sağlığı açısından ciddi bir kamu politikası sorunudur. Burada mesele sadece bir hastane binasının tamamlanması değildir. Mesele; erken tanı, doğru teşhis, sağlık gözetimi, mesleki maruziyetlerin izlenmesi ve çalışanların sağlık hakkına zamanında ulaşabilmesidir” dedi. Hastanenin 200 yatak kapasitesiyle bölgesel bir referans merkezi olarak planlandığını belirten Ensari, “İşçinin sağlığı için gerekli bir sağlık yatırımının yıllarca ertelenmesi normalleştirilemez. Meslek hastalıklarında esas olan, hastalık ortaya çıkmadan önce maruziyeti belirlemek ve ortaya çıktığında da erken tanı koyabilmektir” diye konuştu.
ACİL MÜDAHALEDE ZAMAN KRİTİK
Aliağa’da ağır yaralanan işçilerin farklı ilçelerdeki hastanelere sevk edilmek zorunda kalmasının sağlık hizmetine erişim açısından risk oluşturduğunu belirten Ensari, özellikle acil müdahalelerde zamanın önemine dikkat çekti. Ensari, “Her ağır yaralanmanın sonucunun hastanenin Aliağa’da bulunup bulunmamasına bağlanması bilimsel olarak doğru değildir. Bir iş kazasında hayatta kalmayı yaralanmanın niteliği, olay yerindeki ilk müdahale, ambulansın olay yerine ulaşma süresi, hastanın stabilizasyonu, sevk süresi ve ulaşılan merkezin tedavi kapasitesi gibi birçok faktör belirler. Ancak acil tıbbi müdahalede zaman kritik bir faktördür” diye belirtti. Aliağa’daki sağlık altyapısının bölgenin sanayi risklerine uygun olması gerektiğini vurgulayan Ensari, “Aliağa’da çalışanların bulunduğu sanayi ekosisteminin risklerine uygun, güçlü, erişilebilir ve uzmanlaşmış bir sağlık altyapısı kurulmalıdır. Kazadan sonra en yakın ve en uygun sağlık hizmetine ulaşabilmek, güvenli çalışma sisteminin tamamlayıcı parçasıdır” dedi.
KAÇ KİŞİ ÖLDÜĞÜNÜ SORMAMALIYIZ
Aliağa’da hastanenin tamamlanmamış olmasının bölgedeki sağlık hizmetlerine ilişkin başka bir eksikliği de ortaya koyduğunu belirten Ensari, 54 işçinin hayatını kaybettiği tablonun hastanenin yokluğuyla doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini vurguladı. İş cinayetlerinin güvensiz çalışma koşulları, risklerin yeterince kontrol edilmemesi, denetim eksiklikleri ile eğitim ve organizasyon sorunları gibi birçok faktörle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ensari, “54 işçinin hayatını kaybetmiş olması, tek başına son derece ağır bir tablodur. Aliağa gibi ağır sanayinin merkezinde iş kazalarını önleyecek sistem ile kazadan ve hastalıktan sonra çalışanı koruyacak sağlık sistemi aynı anda güçlü olmak zorundadır. Bir tarafta kazaları önlemek için etkin denetim, risk değerlendirmesi ve güvenli çalışma organizasyonu; diğer tarafta ise acil müdahale, meslek hastalıklarının erken tanısı ve çalışanların uzun dönemli sağlık takibi bulunmalıdır. Bugün Aliağa’da konuşmamız gereken şey yalnızca “kaç kişi öldü?” değildir. Kaç kişinin hangi maruziyetlere maruz kaldığını, kaç kişinin meslek hastalığı açısından izlendiğini ve kaç hastalığın zamanında teşhis edilebildiğini de sormamız gerekiyor.
Çünkü meslek hastalıklarının en büyük problemi görünmez olmalarıdır” ifadelerini kullandı.
HEDEFLER DEĞİŞTİ, HASTANE BİTMEDİ
Temeli9 Mart 2019’da atılan hastanenin 2022’nin ilk yarısında hizmete girmesi için 30 Eylül 2020’de Dokuz Eylül Üniversitesi, Aliağa Belediyesi ve ALOSBİ arasında protokol imzalandı. Protokolde 201 yataklı hastanenin inşaatının 2021 Haziran’ında tamamlanması, 2022’nin ilk yarısında ise hizmete açılması hedeflendi. ALOSBİ’nin de proje kapsamında2 milyon liralık bağış yapması planlandı. Bu takvim gerçekleşmeyince 2023’te hastanenin tamamlanması için yeni bir ihale düzenlendi. 6 Şubat 2023’te yapılan ihaleyi 509 milyon 478 bin liralık bedelle Özsoy İnşaat-Gelişim Yapı iş ortaklığı kazandı. Sözleşmeye göre5 ayda tamamlanması öngörülen işin bitiş tarihi 8 Haziran 2024 olarak belirlendi. Buna rağmen hastane bu tarihte de hizmete alınamadı. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Ağustos 2025’te belediyenin kaba inşaatı tamamlayarak üniversiteye teslim ettiğini ve projenin yaklaşık yüzde 80 seviyesine ulaştığını açıkladı. Buna karşın hastane 2026 yılı itibarıyla hâlâ hizmet vermiyor ve resmi yatırım programında proje dönemi 2027’ye kadar uzatılmış durumda.
Alındığı Kaynak :İLKSES GAZETESİ