İZMIR

Aziz Kocaoğlu’ndan tahliye tepkisi: İzmir bunu hak etmiyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, tarihi Meslek Fabrikası binasının tahliye edilmek istenmesine sert tepki gösterdi. Binanın harabe halden bir eğitim yuvasına dönüştürüldüğünü hatırlatan Kocaoğlu, "İzmir’in malını herhangi bir gerekçeyle almaya çalışmak mantıksızdır" dedi

KEMAL ÖZKURT - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen ve Bakırçay Üniversitesi’ne verilmesi planlanan Meslek Fabrikası binası için verilen tahliye süresi bugün doldu. Binayı boşaltmayacaklarını duyuran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, sabah 09.00’dan itibaren Halkapınar’daki bina önüne geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Meslek Fabrikası'na gelerek Tugay'a destek verdi. Binanın önünde açıklamalarda bulunan Kocaoğlu, "Büyükşehir Belediyesi'nin elinden alınmaya kalkılması son derece kabul edilemez bir durumdur. Devlette, belediyelerde, kamuda hangi bakanlığa ait olursa olsun bunların hepsi devletin malıdır. Dolayısıyla milletin malıdır. Kime ihtiyaç varsa, hiyerarşi içerisinde talep eder ve tahsisini alır, kullanılır" dedi.

HARABEDEN EĞİTİM YUVASINA DÖNDÜRDÜK

Binanın geçmişine dair detaylar paylaşan Kocaoğlu, "İzmirli hemşehrilerim, sabahleyin Meslek Fabrikası’nın, eski un fabrikasının, eski Devlet Güvenlik Mahkemesi binasının, son dönemde de seçim sandıklarının konulduğu deponun; bizim dönemimizde Havagazı Fabrikası ile beraber belediyenin uhdesine geçip cüzi hisseler vardı, onların hepsi halledildi. Önce Havagazı Fabrikasını bugün İzmir'de Büyükşehir Belediyemizin kullandığı gibi etkinlik alanına çevirdik. Sonra da bu DGM binası dediğimiz fabrikayı restore ederek, biz ilk geldiğimizde kiracıyı, daha doğrusu kullananı çıkarttığımızda ki İl Seçim Kurulu kullanıyordu depo olarak, restore ettik. Bayağı harabe idi. İçini, dışını, her şeyini, doğramalarını, mesai hepsini elden geçirdik. Burasını Meslek Fabrikası, ilk önceki ismini Kent Koleji koyduk. Sonra Meslek Fabrikası adına çevirdik. Oradaki amacımız şuydu: Türkiye'deki eğitimdeki yetersizlik nedeniyle, ortaokul ve lise mezunu gençlerimiz var ve sanayiye ara eleman lazım. Biz de burada Halk Eğitim Merkezi, Sanayi Odası ve üniversitelerimizle birlikte bir eğitim yuvası oluşturduk. Buradan gençlerimizi meslek sahibi yaparak İzmir'in iş alemine katkıda bulunmaya çalıştık. Türkiye'de ilk örneklerden bir tanesidir bu" dedi.

DEVLETİN MALI MİLLETİN MALIDIR

Belediye mallarına el konulmasının mantıksız olduğunu ifade eden Kocaoğlu, kurumlar arası hiyerarşiye dikkat çekerek şunları söyledi: "Yıllardır Büyükşehir Belediyesi neslinde olan Meslek Fabrikası, Egemenlik Binası diye geçen İzmir'in ilk belediye binası ve Gasilhanenin herhangi bir vakıf senediyle, haklı haksız orasına girmiyorum, Büyükşehir Belediyesi'nin elinden alınmaya kalkılması son derece kabul edilemez bir durumdur. Devlette, belediyelerde, kamuda hangi bakanlığa ait olursa olsun bunların hepsi devletin malıdır. Dolayısıyla milletin malıdır. Kime ihtiyaç varsa, hiyerarşi içerisinde talep eder ve tahsisini alır, kullanır. İzmir Büyükşehir Belediyesi Türkiye'nin en saygın kuruluşlarındandır. Herhangi bir gerekçeyle malı almaya çalışmak hiçbir mantığı olmayan bir davranıştır. Velev ki orası tartışma konusu; velev ki devlete geçecek. Döner devlet Büyükşehir Belediyesi'ne bunu tahsis eder, kullanımına sunar. Devletle belediye arasındaki ilişki budur. Bir büyükşehir belediye başkanı özel sektöre bir çöp verse hesabını sorarlar ama devletin kurumlarına ne verirse versin kimse hesap soramaz. Çünkü devletten devlete malın intikalinin hiçbir yasal olmayan gerekçesi yoktur."

İÇ CEPHEYİ GÜÇLENDİRELİM DERKEN İZMİR’İ SIKIŞTIRMAK YANLIŞTIR

Son dönemdeki ekonomik baskılara ve birlik beraberlik ihtiyacına vurgu yapan Kocaoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "15 yıl bu kenti yönetmiş bir kardeşiniz olarak bu durumdan, bu duruştan bütün siyasilerin bir an önce dönmesinde memleket ve İzmir için büyük fayda olduğuna inanıyorum. Bu kaynakları, binaları aldığınızda İzmir ne olacak? İzmir başka bir yere mi gidecek? 1980'den beri hor görülen, verdiğinden çok az alan ama kendi göbeğini kendi keserek devlete bir numaralı vergiyi veren bir kentten bahsediyoruz. Bu kente yapılan bu üç tane bina ve SSK borçları gibi borçlardan dolayı İzmir'in belediyelerinin sıkıştırılması hiçbir vatandaşın kabul edeceği bir durum değildir. Ben herkesi İzmir'le barışmaya davet ediyorum. Bugün yukarıdaki, aşağıdaki savaş nedeniyle en çok birliğe, beraberliğe, kenetlenmeye ihtiyacımız var. Böyle bir ortamda iç cepheyi güçlendirelim derken İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bunun yapılmasının ne anlama geldiğini hem İzmirli hemşehrilerimizin hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının değerlendirmesine sunuyorum."