İZMIR

Balçova’da 3 polisi şehit eden çocuk savunmasını yaptı: Kimseden talimat almadım

İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit olduğu terör saldırısına ilişkin davada, aralarında saldırgan Eren Bigül’ün de bulunduğu 7’si tutuklu 13 sanık bugün hakim karşısına çıktı

İzmir'in Balçova ilçesinde Eren Bigül tarafından polis merkezine düzenlenen, 3 polis memurunun şehit olduğu saldırıya ilişkin 7'si tutuklu 13 sanığın yargılanmasına İzmir 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Eren Bigül, babası Nuhver Bigül ve annesi A.B.’nin dışındaki sanıkların dosyalarının ayrıldığı belirtildi. Duruşmaya tutuklu sanıklar ile müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada ilk olarak Eren Bigül’e söz verildi. Bigül, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmedim. Silahlı terör örgütüne üye değilim. Ölenlere bir savunmam yok. Yaralı polisi öldürmeye teşebbüse bir şey demem. Elinden yaralanan polisi bilerek yaralamadım. Bıçak bulunduruyordum, itirazım yok. Etkin pişmanlık istiyorum, indirim istiyorum. DEAŞ ile bağlantım yok ama seviyorum. DEAŞ’ın Türkiye yapılanması hakkında bilgim yok ama faaliyetlerini internetten izliyordum. Bağdadi’nin videolarını izliyordum. Bir paylaşımında, 'Türkiye’ye saldırın' diyordu. O yüzden yaptım. Kimseden talimat almadım" dedi.

“İNTERNETTE ÖĞRENDİM” DEDİ

Mahkeme başkanının, "Eylemi yaparak ne elde etmek istedin" sorusuna Eren Bigül, "İslam devletine operasyon yapıldığı için çok sinirlendim. Yakınımda karakol vardı. Bu devlet Allah’ın indirdiği hükümlere uymuyor ve İslam devletiyle savaşıyor. İnternette öğrendim. Anne ve babamın düşüncelerimden haberi yoktu, arkadaşlarımın ise vardı. Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Evde yarı otomatik av tüfeği, av tüfeği ve havalı tabanca vardı. Ailem bıçak aldığımı biliyordu. Tüfek fişeklerini babamla almaya gidiyorduk. Evde bulunsun diye 'domuz fişeği' almıştık ama benim aklımda böyle şeyler yaz aylarından itibaren vardı" diye konuştu.

EVDE BOMBA YAPMIŞ

Evde bomba yaptığını da anlatan Bigül, "Oturup nasıl yaparım diye düşünüp, bomba yapıyordum. Çünkü internette yapımı pek yok. Olayda kullanmak için yapmayı düşündüm. Ağustosta bir şeyler yapmaya karar vermiştim ama nereye yapacağımı bilmiyordum. Aklıma fuar geldi, barlar geldi ama keşif yapmadım. Gece bir şeyler yapacaktım ama uyuyakalmışım. Sabah uyanıp daha önceden hazırlamış olduğum çantamı alıp dışarı çıktım. Sonra saldırmaya başladım. Elinde silah olmayan kimseye ateş etmedim. Olay günü ve saatini özel olarak seçmedim. Sosyal medya paylaşımlarını ağustos ayında planlamıştım. Ailemin hiçbir ilgisi yok, zaten onlar da kafir" ifadelerini kullandı.

BABASI KONUŞTU: ATATÜRK’Ü SEVMİYORUM AMA KİNİM YOK

Eren Bigül’ün ardından babası tutuklu sanık Nuhver Bigül’e savunma için söz verildi. Bigül, "Bunları söylerken utanıyorum. Oğlumun böyle bir şey yapacağını bilseydim engel olurdum. Anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ama terörist düşüncede olduğunu bilmiyordum. DEAŞ'la ilgili izlediği videolara tanık olmadım. Öğretmenleri beni okula çağırıp, oğlumun radikal olduğunu söylediler. Ben de farkında olduğumu söyledim. Ben Atatürk'ü sevmiyorum ama nefretim, kinim yok. Öğretmenine de bunları söyledim. Oğlumun astımı olduğu için dağa çıkardık. Onu ava götürüyordum ve ormanda kuş avlıyorduk. İnternette oyun oynarken gördüğü silahları istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini darbe zamanı ben aldım. Yine olursa devletin yanında olmak için. Boncuk atan tabancayı ise eşim işe giderken yanında olsun diye aldım. Aslında çok milliyetçi bir çocuktu. Oğlum uçaksavar ve benzer silahlar istedi" dedi.

ANNE SUÇLAMALARI REDDETTİ

Duruşmada söz verilen tutuksuz sanık Eren Bigül'ün annesi A.B., olayla ilgisinin bulunmadığını belirtip, "Çocuğumun işlediği bu suçtan dolayı çok utanıyorum. Hiç bilmediğim olaylar karşısında savunma yapıyorum ve ne diyeceğimi bilmiyorum. Oğlumu DEAŞ videoları izlerken gördüm ve ona kızdım, uyardım. Evime hiçbir zaman silah girmesini istemedim. Evde kar maskesi takardı, özel harekatlara çok özenirdi. Silah kullanmayı babası öğretti" ifadelerini kullandı.

YARALI POLİS: BENİ VURURKEN, 'TEKBİR' GETİREREK BAĞIRDI

Saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı, sanık anne ve babanın mağdur edebiyatı yaptığını belirtip, "Babası onu nasıl yetiştireceğini biliyor. Sakın milliyetçiliğin arkasına sığınmasınlar. Çocukları bu hale geliyor, öğretmenleri uyarıyor ama aile hiçbir önlem almıyor. Çocukta hiçbir pişmanlık belirtisi yok. Beni vururken, 'tekbir' getirerek bağırdı. Ben yaptığı atışla yaralandım, sonra ona ateş ettim. Ben belki sakat kalacağım ama yaşanan acıların yanında benim durumumun hiçbir önemi yok" diye konuştu.

ŞEHİT POLİSİN EŞİ: BU YAŞTA NASIL SİLAHA TEŞVİK ETMİŞ

Duruşmada söz verilen şehit polis memuru Hasan Akın’ın eşi Şule Akın ise, "Eşimin silahı ve 2 kızı var. Eşim, polis olduğu halde görev silahını kasada saklardı. Biz çocuklarımızı bu şekilde korurken sanığın babası bu yaşta nasıl silaha teşvik etmiş? Çocuğunun sağlığını bu kadar düşünüyorsa neden silahla dağa çıkmış? Milliyetçi olduklarını söyleyip neden Atatürk’ü sevmediğini söylüyorlar? Cihat yaptığını söylüyor, eşime 'Kafir' diyor ya benim eşim beş vakit namazını kılardı" dedi. Duruşmaya verilen aradan sonra devam edecek.