İZMIR

Başkan Tugay'dan mahkemeye teşekkür, İzmirlilere çağrı

Başkan Cemil Tugay, arihi Meslek Fabrikası binasının ertelenen tahliye süreci ardından açıklamalarda bulundu

KEMAL ÖZKURT / İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında krize neden olan tarihi Meslek Fabrikası binasında Başkan Cemil Tugay’ın başlattığı nöbetin ardından, binanın tahliye süreci 2 hafta süreyle ertelendi. Kararın ardından açıklamada bulunan Başkan Tugay, "Bizler halka hizmet amacı güden her türlü amacın yanındayız, kavga etmek asla istemiyoruz" dedi. Tugay kararı veren mahkemeye teşekkür ederek, "İzmir'in her türlü değerine sahip çıkalım" çağrısında bulundu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde olan ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri yapılan tarihi Meslek Fabrikası binasının tahliyesiyle ilgili tebligat süresi dün dolmuş ve binanın tahliye süreci başlamıştı. Tebliğ edilen tahliye kararına karşı sabahın erken saatlerinde Halkapınar’daki bina önünde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, CHP’li ilçe belediye başkanları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, tahliye tebligatına karşı fiziksel nöbet başlattı. Gün boyu süren  bekleyişin ardından akşam saatlerinde gelen sıcak gelişmeyle, tahliye sürecinin 2 hafta süreyle ertelendiği açıklandı. Tanınan bu 14 günlük ek süre zarfında İzmir Büyükşehir Belediyesi hukukçuları, mülkiyet hakkına dair kapsamlı savunmalarını mahkemeye sunacak. Kararın ardından açıklamalarda bulunan  Başkan Tugay, elde edilen bu sürenin adaletin tecellisi için bir fırsat olduğunu belirterek, İzmir halkının emaneti olan bu tarihi yapıyı korumak adına mülkiyet mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini vurguladı. Belediye olarak kavga değil hizmet üretmek istediklerini hatırlatan Tugay, tüm yetkilileri aklıselime ve bu yanlıştan dönmeye davet etti.

EMANETE İHANET ETMEMİZ BEKLENMESİN

Belediye başkanlığı makamının "Şehr-i Emin" sıfatıyla olan sorumluluğunu hatırlatan Başkan Tugay, "Bu bina tarihsel sürecini daha önce defalarca anlattım; Atatürk'ün İzmir'e kamusal bir bina olarak kamulaştırdığı ve verdiği binadır. Un fabrikası olarak yapılan bu yapı, o günden bugüne İzmir'in ve belediyenin malıdır. Uzun yıllardır buraya yaptığı restorasyonla, harcamalarla bu binaya sahip çıkmasıyla, burada verdiği hizmetle İzmirliler için kullanılan bir emanettir. Belediye başkanına 'Şehr-i Emin' denir; yani şehrin emanetlerini korumakla mükellef kişi demektir. Bizler bu emaneti koruyabildiğimiz, geliştirebildiğimiz ve bizden sonraki arkadaşlarımıza layıkıyla teslim edebildiğimiz sürece görevimizi yapmış sayılacağız. Bizden bu emanete ihanet etmemiz beklenmesin; vicdanen ve sorumluluklarımız gereği binamızı terk etmeyi asla kabul etmiyoruz" dedi.

15 GÜNLÜK YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARIYLA BİR NEFES ALDIK

Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan fiziksel nöbetin akşam saatlerinde hukuki bir karşılık bulduğunu ifade eden Tugay,  "Bugün buraya gelirken akşam saatinde de gerekirse gece de burada üzerime düşeni yapmayı kararlaştırmıştım. Meclis üyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, baromuz ve sendikalarımızla beraber gün boyu bu yanlışlığa karşı duruşumuzu ifade ettik. Hukukçu arkadaşlarımızın yaptığı pek çok başvuru var; bunlar zorla tahliyeyi engellemek içindi. Nihayetinde İdare Mahkemesi tarafından 15 günlük bir yürütmeyi durdurma kararı verildi. Akşam saatlerinde bunu duyduğumuzda hepimiz bir nefes aldık. Ancak durum şudur: Halen çok haksız ve yanlış bir şekilde binalarımız Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçirilmiş durumda. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu ve orada da süreç devam ediyor" diye konuştu.

ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR; MÜLKİYETİN TEMİNATI SARSILIYOR

Yaşanan el koyma girişimlerinin mülkiyet hakkına büyük bir darbe olduğunu savunan Başkan Tugay, sadece İzmir değil Türkiye genelindeki duruma dikkat çekti. Tugay, "Bu sorun sadece İzmir'e özgü değil; İstanbul başta olmak üzere pek çok şehrin yaşadığı bir sorun. Bugün orada konuşurken haberini aldık; restorasyonu belediye bütçesiyle yapılan tarihi Namazgah Hamamı'nı da mülkiyetlerine geçirmişler. Başka pek çok yapı da tehdit altındadır. Bu şu demektir: Hiç kimsenin mülkiyetinin bir teminatı yok. Adalet mülkün temelidir; eğer adalet mülkiyetleri korumazsa hepimiz her türlü hakkımızı kaybetmekle karşı karşıyayız. Ben yargımıza, kamusal hakları korumak için vicdanıyla karar verecek hakim ve savcılarımıza güveniyorum. Sürecin sonunda adaletin sağlanacağına inanıyorum ve bu süreci hukuken en sağlam şekilde takip etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

SİYASETÇİLERİ AKLISELİME DAVET EDİYORUM

Belediyenin de bir devlet yapısı olduğunu ve kavga yerine hizmet üretmek istediklerini belirten Tugay, "Bizler bu memleketin evlatlarıyız, amacımız sadece hizmet etmek. Asla kavga etmekten, çatışmaktan mutlu değiliz. Bugün İzmir'de mülkiyeti belediyeye ait olan ancak hastane, okul, cami ve karakol olarak hizmet veren yüzlerce kamu binası var. Biz dönüp de 'niye şunu verdik, geri alacağız' demiyoruz; halkımıza hizmet ettikleri sürece helal olsun. Belediye de halka hizmet eden bir devlet kurumudur, özel bir şahıs yeri değildir. Hazır 15 günlük bir durdurma kararı çıkmışken, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü ve onları savunan siyasetçileri aklıselime davet ediyorum. Akaryakıta gelen zamların yükünü belediye sırtlanmaya çalışırken, halkımıza hizmet verdiğimiz binaları elimizden alarak bu yanlışa imza atmasınlar" dedi.

BİZİM DERDİMİZ KAVGA DEĞİL İŞ YAPMAK

Siyasetin sadece hizmet yarışı olması gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, dayanışma çağrısını şu sözlerle tamamladı: "Birbirimizi aşağı çekerek veya çalışmalarımıza engel olarak siyaset yapıyorsak bizler yanlış siyasetçileriz. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi olarak, bizden yardım isteyen hangi kurum olursa olsun; emniyetine, okullarına, camilerine kadar her zaman destek oluyoruz. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün elinde bugün kullanılabilir durumda olan ve kiraya verilen yüzlerce binası var. Sayıştay raporlarından anlıyoruz ki bu kiraları tahsil etmekte de zorlanıyorlar. İzmir’de kullanmadıkları bir sürü yapı varken, ihtiyaçları karşılayacak şekilde bunları nasıl aktif kullanabileceğimizi konuşmaya her zaman hazırız. Derdimiz kavga etmek değil, sadece iş yapmak. Umuyorum bu iyi niyetli çağrımız onlara ulaşır ve bu tür yanlış kararlardan geri dönülür. Bu süreçte yanımızda olan belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız gibi tüm temsilcilerimize teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak çağrımdır: İzmir’in her türlü değerine hep beraber sahip çıkalım, kimsenin haksızlığa uğramasına izin vermeyelim. Biz bu dayanışma içerisinde olursak her şeyin çok daha iyi gideceğine inanıyorum."

KOCAOĞLU: BU BİNA BİR EĞİTİM YUVASIDIR

Direnişe destek vermek üzere alana gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu da binanın restorasyon sürecine ve işlevine dikkat çekerek karara tepki gösterdi. Binayı harabe halindeyken devralıp restore ettiklerini hatırlatan Kocaoğlu, "Burayı bir eğitim yuvası haline getirdik. Amacımız gençlerimizi meslek sahibi yaparak İzmir’in iş dünyasına katkı sağlamaktı. Yıllardır belediyede olan bu yapının, herhangi bir vakıf senediyle geri alınmaya çalışılması son derece kabul edilemez bir durumdur. İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi saygın bir kuruluştan, mantığı olmayan gerekçelerle mal almaya çalışmak yanlıştır; devletin malı milletin malıdır" dedi. Belediyelerin SGK borçları üzerinden sıkıştırılmasını ve İzmir’in hakkının yenmesini eleştiren Kocaoğlu, "15 yıl bu kenti yönetmiş bir kardeşiniz olarak söylüyorum; bu binaları aldığınızda İzmir ne olacak? İzmirli 1980’den beri verdiğinden çok az alan ama vergisini her zaman en önde ödeyen bir halktır. İzmir bunu hak etmiyor. Bugün her zamankinden daha çok kenetlenmeye ve birlik duruşu sergilemeye ihtiyacımız varken, bu tür zorlamaların yaşanmasını kamuoyunun takdirine sunuyorum. Tüm yetkilileri bu yanlıştan dönmeye davet ediyorum" diye konuştu.