İZMIR

Çevre mücadelesinde kritik eşik: Aliağa’da artık bir demirci dükkanı dahi açılmamalı

Akbelen’den Aliağa’ya, Efemçukuru’ndan İzmir’in su krizine uzanan çevre gündemi, Sultan Gümüş Kaya ile Birinci Sayfa’da masaya yatırıldı; Avukat Arif Ali Cangı, ‘Yaşayası bir mücadele’ vurgusu yaptı

İLKSES TV’de yayınlanan ‘Sultan Gümüş Kaya ile Birinci Sayfa’ programında, çevre mücadelesinin kritik başlıkları kapsamlı biçimde ele alındı. Programın sunuculuğunu Sultan Gümüş Kaya üstlenirken, canlı yayının konuğu EGEÇEP Hukuk Kurulu Üyesi Avukat Arif Ali Cangı oldu.

Programda ilk olarak Akbelen Ormanı ve İkizköy’de süren direniş ele alındı. Kömür madeni sahasının

genişletilmesi kapsamında bölgede yaşanan gelişmeler, yerleşim alanlarının boşaltılması ve doğa tahribatı hukuki boyutuyla değerlendirildi. Cangı, sürecin yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda yaşam hakkı ve mülkiyet hakkı açısından da kritik bir örnek oluşturduğunu vurguladı.

TUTUKLU YAŞAM SAVUNUCUSU ESRA IŞIK GÜNDEMDE

Yayında ayrıca Akbelen direnişinin simge isimlerinden biri olan Esra Işık’ın tutukluluğu gündeme geldi. Cangı, Işık’ın yargılanma sürecine ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunurken, bu tür tutuklamaların çevre mücadelesi yürüten kesimler üzerinde caydırıcı bir etki yaratma riski taşıdığına dikkat çekti. Konunun kamuoyunda yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

ALİAĞA VE YOĞUN SANAYİ

Programın bir diğer önemli başlığı ise Aliağa oldu. Bölgede yoğunlaşan sanayi faaliyetleri, termik santraller, gemi söküm tesisleri ve artan hava kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkileri tartışıldı. Cangı, mevcut denetim mekanizmalarının yetersizliğine işaret ederek daha şeffaf ve etkin bir çevre yönetimi çağrısında bulundu. Cangı’nın şu sözleri ise Aliağa’daki yoğun sanayinin yaydığı etkiyi özetliyor: “Aliağa’da artık bir demirci dükkanı dahi açılmamalı!”

İZMİR’İN SU KRİZİ VE KRİTİK BÖLGELER

İzmir genelinde derinleşen su krizi de programda geniş yer buldu. Menemen Ovası, Efemçukuru ve Karagöl Tabiat Parkı gibi bölgelerde uzun yıllardır süren çevre mücadelelerinin, bugün yaşanan kuraklık ve su kaynaklarının azalmasıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Cangı, geçmişte yapılan uyarıların yeterince dikkate alınmamasının bugünkü tabloyu ağırlaştırdığını belirtti.

ÇEVRE MÜCADELESİ YOL AYRIMINDA

Yerel yönetimlerin ve sivil toplumun rolünün de değerlendirildiği programda, daha güçlü bir ortak mücadele hattına ihtiyaç olduğu vurgulandı. Yayının sonunda Cangı, Türkiye’de çevre mücadelesinin kritik bir eşikte olduğunu ifade ederek şu soruyu gündeme taşıdı: “Yaşam mı, rant mı?”

‘Yaşayası bir mücadele’ sözlerine dikkat çekilen programda, çevre sorunlarının yalnızca yerel değil, ulusal ölçekte bir gelecek meselesi olduğuna dikkat çekildi.