KEMAL ÖZKURT - ÖZEL HABER - İzmir’in Çiğli ilçesi Büyük Çiğli Mahallesi’nde, bölge halkı tarafından mahallenin ‘son nefes borusu’ olarak nitelendirilen 11674 ada 1 parselin ‘Özel Sosyal Tesis Alanı’ adı altında imara açılması kararı, mahalle sakinlerini ayağa kaldırdı. İçinde onlarca yetişkin ağacın bulunduğu ve mahallenin en önemli fiili deprem toplanma alanı olan bu yeşil parselin yapılaşmaya açılmasına karşı çıkan vatandaşlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası platformlarda savunduğu “İklim Dirençli Kent” ve “Yeşil İzmir” projeleriyle bu kararın taban tabana zıt olduğunu vurguladı. 28 imzalı ortak bir dilekçeyle hem İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne hem de Çiğli Belediyesi’ne resmi itirazlarını yapan mahalle sakinleri, rant odaklı bir yapılaşma yerine alanın mevcut ağaçlarıyla korunarak ‘Cep Park’ yapılmasını talep etti. Bölge sakinleri, kentin betonlaşma baskısı altında ezildiği bir dönemde, ellerinde kalan son doğal gölgeliğin ticari bir tesise feda edilmesinin şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade ederek yetkilileri bu karardan dönme çağrısında bulundu.
ÇELİŞKİLİ ADIMLAR
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği ve BM gibi dev kurumlardan milyonluk hibeler alıp “İklim Meclisleri” kurarken, Çiğli’deki bu son yeşil alanın betona açılması mahalleli tarafından çelişkili bulundu. Belediye her fırsatta “kentsel ısı adalarıyla mücadele edeceğiz, yeşil koridorları koruyacağız” derken, içinde onlarca yıllık yetişkin ağaçların olduğu bu parselin yapılaşmaya açılması büyük tepki topladı. Mahalleli tarafından belediyelere sunulan itiraz dilekçesinde, belediyenin iklim vizyonunun sadece kağıt üzerinde ve düzenlenen çalıştaylarda kaldığı, sahadaki uygulamanın sınıfta kaldığı açıkça ifade edildi. Mahalle sakinleri, “Yazın aşırı sıcaklarla mücadele etmekten bahseden bir belediye, neden mahallemizin doğal gölgeliğini yok etmek istiyor?” diyerek yerel yönetimin söylem ve eylemlerinin çeliştiğini, bu durumunda İzmir’in iklim dostu şehir kimliğine zarar verdiği ve alınan hibe desteklerinin amacına uygun kullanılmadığı vurgulandı.
RESMİ İTİRAZ YAPILDI
23 Mart 2026 tarihinde bir araya gelen 28 mahalle sakini, hazırladıkları ortak dilekçeyi belediye yetkililerine teslim ederek plan değişikliğine resmen karşı çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne 2663413, Çiğli Belediyesi’ne ise 16768 kayıt numarasıyla sunulan belgelerde, imar değişikliğinin kamu yararına olmadığı ve halkın onayı alınmadan yapıldığı belirtildi. Mahalle temsilcisi Servet Ertaş, bölge halkının fikri ve rızası alınmadan masa başında yapılan bu hamlenin katılımcı belediyecilik anlayışıyla hiçbir alakasının olmadığını söyledi. Vatandaşlar, bu kararın mahallenin yaşam kalitesini kalıcı olarak düşüreceğini ve bölgedeki ekolojik dengeyi bozacağını vurgulayarak, yetkililerin bu yanlıştan dönmesini ve planın derhal iptal edilmesini talep etti.
SIĞINACAK YER KALMAYACAK
Büyük Çiğli’deki yoğun yapılaşma ve bitişik nizam binalar arasında halkın kaçabileceği en geniş açık alan olan bu parsel, aslında mahallenin tek fiili deprem toplanma alanı görevini görüyor. Dilekçede, bu alanın üzerine bina dikilmesinin olası bir sarsıntı anında yüzlerce insanın can güvenliğini doğrudan tehlikeye atacağı vurgulandı. İzmir gibi deprem riski en yüksek şehirlerden birinde, toplanma alanlarının ticari tesislere veya sosyal tesis adı altındaki binalara feda edilmesine isyan eden sakinler, “Evlerimizden çıktığımızda güvenle bekleyecek bir karış toprağımız vardı, şimdi onu da elimizden alıp betona gömüyorlar” diyerek hayat kurtaracak bir alanın ranta kurban edilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
TRAFİK KAOSU KAPIDA
Bölgede inşaatı biten ve yakında taşınmaların başlayacağı İZKA Atlantis sitesiyle birlikte, mahalledeki araç trafiğinin zaten kilitlenme noktasına geleceği öngörülüyor. Mahalle sakinleri, mevcut durumda bile 6831 ve 6834 sokakların karşılıklı park edilen araçlar yüzünden geçit vermediğini, bu parselin de yapılaşmaya açılmasının trafiği tamamen felç edeceğini belirtti. İmar değişikliği kararı alınırken bölgenin altyapı kapasitesinin ve trafik yükünün hiçbir şekilde hesap edilmediğini savunan vatandaşlar, bu plansızlığın mahallede yaşantıyı imkansız hale getireceğini söyledi. Çevre sakinleri, belediyenin ve planlamacıların bu riski görmezden gelmesini ve bölgedeki dar sokakların yeni bir yükü kaldıramayacağı gerçeğini atlamasını kabul edilemez bir ihmal olduğunu vurguladı.
RANT DEĞİL, CEP PARK İSTİYORUZ
Mahalle sakinleri, alanın ‘Özel Sosyal Tesis’ statüsüyle yapılaşmaya açılmasının bölgenin doğal yapısını bozacağını ve kamusal kullanım yerine ticari odaklı bir sürece zemin hazırlayacağını belirtti. Halkın belediye yönetiminden beklentisi; mevcut yetişkin ağaçların korunarak mahallelinin kullanımına sunulacak bir kamusal alan oluşturulması yönünde. Ticari yapılar yerine, mahalleye nefes aldıracak ve içinde yürüyüş parkurlarının yer alacağı bir ‘Cep Park’ projesinin bölge ihtiyacını karşılayacağız vurgulandı. Çocukların ve yaşlıların vakit geçirebileceği bir yeşil alan isteyen mahalleli, önceliğin doğa ve bölge halkının talebi olması gerektiğini ifade ederek yasal süreçleri takip edeceklerini söyledi.