İZMIR

EGEÇEP’ten Efes projesine tepki: Göz göre göre yok ediliyor

UNESCO Dünya Mirası Efes Antik Kenti'nin tampon bölgesinde yürütülen Karşılama Merkezi Projesi'ne tepki gösteren EGEÇEP, sit alanında geri dönüşü olmayan tahribat yaşandığını öne sürerek çalışmaların durdurulmasını istedi

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’nin tampon bölgesinde devam eden “Efes Antik Kenti Karşılama Merkezi” projesiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), kamuoyuna yaptığı kapsamlı açıklamada, Efes’in yalnızca bugün görülebilen kalıntılardan ibaret olmadığını, henüz gün yüzüne çıkarılmamış çok sayıda arkeolojik değerin bulunduğu bir alan üzerinde çalışma yürütüldüğünü savundu. Açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen karşılama merkezi projesinin, Efes Alan Yönetim Planı’nda belirlenen alan yerine. derece arkeolojik sit niteliğindeki Antik Koressos Limanı bölgesinde uygulandığı ileri sürüldü. Dava süreci devam ederken inşaat faaliyetlerinin hız kazanmasına da dikkat çeken EGEÇEP, “Korunması gereken dünya mirası göz göre göre tahrip ediliyor” değerlendirmesinde bulunarak hem hukuki sürecin hızlandırılmasını hem de çalışmaların durdurulmasını istedi.

KORUMA ADI ALTINDA TAHRİBAT YAPILIYOR

EGEÇEP açıklamasında, Efes’in MÖ 6600 yılına uzanan geçmişiyle insanlığın ortak mirası olduğuna dikkat çekilerek, bugün ziyaretçilerin gördüğü kalıntıların dışında henüz tespit edilmemiş çok sayıda kültür varlığının bulunduğu ifade edildi. Platform, “Efes’in dışında, tampon bölge” denilerek değersiz gösterilmeye çalışılan alanın gerçekte. derece arkeolojik sit statüsünde olduğunu belirterek, karşılama merkezi projesi kapsamında Antik Koressos Limanı havzasına binlerce kamyon dolgu yapıldığını, bazı bölümlerin betonla kaplandığını ve bölgenin doğal yapısının bozulduğunu savundu. Açıklamada, “Geleceğe Miras Sonsuz Efes” yazılı paravanların arkasında yürütülen çalışmaların kamuoyundan gizlendiği belirtilirken, söz konusu projeye karşı EGEÇEP ve çok sayıda yurttaş tarafından dava açıldığı hatırlatıldı.

KEŞİFTEN SONRA ÇALIŞMALAR HIZLANDI

Platform, 26 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesinde koruma amacıyla herhangi bir önlem alınmadığını ileri sürdü. Açıklamada, doğal peyzajın tahrip edildiği, flora ve faunanın zarar gördüğü, 2013 yılında jeoradar ve jeofizik araştırmalarıyla tespit edilen taşınmaz kültür varlıklarının akıbetinin ise bilinmediği ifade edildi. EGEÇEP, keşif öncesinde yavaşladığı gözlenen inşaat faaliyetlerinin bilirkişi incelemesinin ardından yeniden hız kazandığını belirterek, özellikle beton dökme çalışmalarının yoğunlaştığını savundu. Platform, yürütmenin durdurulması kararının gecikmesinin her geçen gün telafisi mümkün olmayan yeni tahribatlara neden olacağını dile getirdi.

UNESCO’YA BİLDİRİM YAPILDIĞINA DAİR BELGE YOK

Açıklamada, 2014 yılında hazırlanan Efes Alan Yönetim Planı’nda ziyaretçi karşılama merkezi için arkeolojik buluntu bulunmayan farklı bir alanın önerildiği hatırlatıldı. Buna rağmen mevcut projenin farklı bir bölgede hayata geçirildiği, plan değişikliği yapılmadığı ve proje öncesinde Kültürel Miras Etki Değerlendirme (KMED) raporunun hazırlanmadığı ileri sürüldü. Türkiye’nin taraf olduğu UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi gereği, dünya mirasını etkileyebilecek projelerin UNESCO Dünya Miras Merkezi’ne önceden bildirilmesi gerektiğini vurgulayan EGEÇEP, dava dosyasında böyle bir bildirimin yapıldığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığını iddia etti.

EFES’İN ALTINDA BİLİNMEYEN BİR TARİH VAR

Platform, bugün Efes’in kesin sınırlarının bilimsel çalışmalar yapılmadan belirlenemeyeceğini belirterek, bölgede yeni jeoradar, jeofizik araştırmaları ve arkeolojik sondajların yapılması gerektiğini savundu. Açıklamada, bugün Efes Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Musalar Lahdi ile İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde bulunan Nehir Tanrısı Kaystros Heykeli gibi çok önemli eserlerin de aynı bölgede yapılan kazılar sırasında ortaya çıkarıldığı hatırlatıldı. EGEÇEP, “Efes Antik Kenti, binlerce yıl boyunca sakladığı bilgiyi ve eserleri insanlıkla paylaşmaya devam edecektir. Bu nedenle proje alanındaki tüm arkeolojik potansiyel bilimsel yöntemlerle yeniden araştırılmalı, jeoradar sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalı ve dünya mirası niteliğindeki bu alan geri dönüşü olmayan müdahalelerden korunmalıdır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.